Çözüm için yasal düzenleme zorunlu

Çözüm için yasal düzenleme zorunlu

Kandil ve Mahmur’dan iki Barış Grubu’nun Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmalarının yarattığı etki ve tartışmalar sürüyor.


Kandil ve Mahmur’dan iki Barış Grubu’nun Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmalarının yarattığı etki ve tartışmalar sürüyor. Gelişleri barış çabaları için önemli bir adım olarak kabul edilen grup üyelerinin tutuklanmamaları, toplumun bir çok kesimi tarafından olumlu karşılandı. Şimdi merak edilen hükümetin sürecin bundan sonra sağlıklı işlemesi ve dağdakilerin her hangi bir eyleme katılmış olsa da olmasa da dağdan indikleri koşullarda herhangi bir cezayla karşılaşmamalarını sağlayacak adımlar atıp atmayacağı. Yaşananları değerlendiren hukukçular, artık vakit geçirilmeden köklü düzenlemeler yapılması gerektiği konusunda hemfikir.
Mahmur’dan gelenlerin serbest kalacakları öngörülüyordu fakat Kandil’den gelenlerinde serbest kalması mevcut yasalara ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi. Barış Grubu üyeleri içinden geçilen sürecin etkisiyle herhangi bir yasal düzenleme olmamasına rağmen serbest kaldı. Fakat mevcut yasalara göre bundan sonra geleceklerin tutuklanmasının önünde bir engel yok.
221. MADDE
Barış grubu üyeleri savcılara verdikleri ifadelerde pişmanlık belirtmediler ve 221. maddeyle düzenlenen pişmanlık yasası savcılar tarafından da dile getirilmedi. İçinden geçilen süreç ve gelenlerin ‘herhangi bir silahlı eyleme katılmamış olmaları’ gibi gerekçeler serbest kalmaları için bir zemin oluşturmuş olsa da, mevcut yasalar bundan sonra aynı durumla karşılaşıldığında nasıl bir uygulama yapılacağını belirsiz kılıyor. Zira 221. madde pişmanlık belirtmeyenlerin ve silahlı eylemlere katılmış olanların serbest kalmasına imkan vermiyor. Yıllardan beri gündeme getirilen ‘pişmanlık yasaları’ sorunun çözümüne bir katkı sağlamadı. Gelinen süreçte pişmanlık dayatmalarından vazgeçilen ve barışın hızla tesis edilmesini sağlayacak adımların zorunluluğu kendisini iyiden iyiye dayatıyor.
ÇELİŞKİLİ DURUM
Özellikle Kandil’den gelen grubun serbest bırakılmış olması yasalara ilişkin başka bir tartışmayı da gündeme getirdi. Gerillalar ifadelerinde pişman olmadıklarını ve Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine geldiklerini beyan etmelerine rağmen serbest kaldılar. Bu olumlu durum cezaevlerinde bulunan bir çok tutuklunun durumunu tekrar gündeme getirirken, örgüte üye olmadıkları halde cezaevlerine konanların durumunu da tartışmaya açtı. Polise taş attıkları gerekçesiyle tutuklanan yüzlerce çocuk hakkında verilen onlarca yıl hapis cezasının gerekçelerinde, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün talimatları doğrultusunda eylemlere katılmak” gösterilmişti. Yine tutuklanan yüzlerce DTP yöneticisi, belediye başkanı, KESK üyesi için verilen cezalar ve bunlara neden olan yasalarda bu süreçle birlikte ele alındığında yasalara ilişkin çelişkilere işaret ediyor. Şimdi bu çelişkili durumun sorunun çözümüne katkı sunacak biçimde düzenlenmesi ve olumlu havanın sürdürülerek daha ciddi adımların atılması hükümetin inisiyatifinde. İlk elden Kürt sorunundan kaynaklı olarak silahlı eylemden, taş atmaya, Kürtçe konuşmaya, anadilde eğitim talep etmeye kadar bir çok şeyi suç sayan maddelerin ortadan kaldırılması ve Barış Grupları’nın geldiği bu dönemde oluşan olumlu havayı güçlendirmek üzere operasyonların sonlandırılması önümüzdeki günlerde olumlu gelişmelerin artmasını sağlayabilir. En büyük sorumluluğu taşıyan hükümetin tüm bu yaşananları nasıl değerlendireceği ve nasıl adımlar atacağı sürecin nasıl ilerleyeceğini de belirleyecek. (İstanbul/EVRENSEL)


DÜZENLEME SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇAR
Konuya ilişkin görüşlerini gazetemize aktaran hukukçular, yaşananların olumlu olduğunu belirtirken sürecin devamı için yasal düzenlemelerin vakit kaybedilmeden yapılması gerektiğini belirttiler.
Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, gelen Barış Grubu üyelerinin hiçbirinin “pişman oldukları” yönünde beyan vermediklerini belirterek, savcıların da ‘pişman mısınız’ sorusunu yöneltmediğini belirtti. “Burada yargı, topluma, siyasete mesaj vermiştir. Bunun doğru okunması gerekir” diyen Aktar, yargının verdiği kararın çok önemli bir karar olduğunun altını çizerek, bir an önce yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini dile getridi. TCK’nın 221. Maddesi’ne uygun insanların gelebileceğini belirten Aktar, “Peki silahlı eyleme bulaşanların durumu ne olacak? İçerde olan çocukların durumu ne olacak?” diye sorarak, bu maddeye ilişkin düzenlemenin bir önce hükümet tarafından yapılması gerektiğini kaydetti. İlk elden yapılabilecek olan düzenlemelerle Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümüne ciddi katkı sağlanabileceğini belirten Aktar, şu somut önerilerde bulundu; “Eyleme katılmayanlar kimlik bilgilerinin kontrolünden sonra serbest bırakılmalı. Eylemlere katılanlar içinde şartlı serbest bırakma yapılabilir. Bunlar 3 ya da 5 yıl süresi içinde herhangi bir suça katılmadıkları durumunda dava düşebilir.” Aktar, bu tür yasal düzenlemenin yanı sıra, gelenlerin sosyal yaşama katılabilmeleri ve ayak uydurmaları içinde bir takım adımların atılması gerektiğini ifade etti.

İHTİYACI KARŞILAMAYAN YASALAR DEĞİŞMELİ

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Muharrem Erbey de, gelen gruptakilerin pişmanlık belirtmediklerini ve savcılarında pişmanlık yasasını gündeme getirmediğini belirterek, ortaya çıkan yeni durumun yasal düzenlemeyi zorunlu kıldığını dile getirdi. Kanunun tamamen işlevsiz kaldığını dile getiren Erbey, “Son 25 yılda 20 defa pişmanlık yasası çıkarıldı. Ama bunun sorunu çözmediği her defasında ortaya çıktı. Bunda ısrar etmemek gerekiyor” dedi. Silahlı eyleme katılmış olsa da olmasa da dağdakilerin durumuna ilişkin köklü yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten Erbey, dağdan inecek herkesin pişmanlık dayatılmadan beraat ettirilmesinin sürece çok büyük katkı sunacağını belirtti. “Bugün ortaya çıkan durum bunun yapılabilir olduğunu gösterdi” diyen Erbey, “Yasalar ihtiyacı karşılamıyorsa yeniden düzenlenmeli” dedi.
Yaşananların yasalara ilişkin çelişkili durumu bir kez daha gözler önüne serdiğini dile getirerek, DTP’li yöneticilerin ve polise taş attıkları için tutuklanan çocukların durumunu hatırlatan Erbey, “Kanunlar çok zorlama bir şekilde aleyhte yorumlanıyor ve cezalar veriliyor. Çocuklar örgüt üyesi olmadıkları belirtildiği halde örgüt üyesi gibi yargılanarak yıllarca cezalara çarptırılıyor. Kürt sorununa ilişkin yasalar tamamen allak bullak olmuş durumda. Zaman geçirilmeden bu tezatlıklar ortadan kaldırılmalı” dedi. Erbey, mevcut yasalarda ısrar etmenin Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar etmek anlamına geleceğinin altını çizdi.
Şerif Karataş - Erdal İmrek
www.evrensel.net