Siyanur oyunu BO-ZU-LA-CAK

Siyanur oyunu BO-ZU-LA-CAK

Toros sıra dağlarının orta kesiminde kalan Bolkarlar, Aladağlardan sonra Torosların en yüksek ve bilinen dağlarıdır. Bu dağlar yaz kış doğa sporları tutkunlarının uğrak yerlerinin başında gelir.


Toros sıra dağlarının orta kesiminde kalan Bolkarlar, Aladağlardan sonra Torosların en yüksek ve bilinen dağlarıdır. Bu dağlar yaz kış doğa sporları tutkunlarının uğrak yerlerinin başında gelir. Maden köyü, dağların dik yamaçlarının dibine, derin bir vadi içine kurulu. Maden köyünden Bolkarların çıplak dik yamaçlarına bakıldığında Osmanlı döneminde işletilen kurşun ve gümüş madenlerinin galeri girişleri görülür.
GÖLETE KOMŞU SİYANÜR BARAJI
Osmanlıdan yıllar sonra Gümüştaş adlı bir şirket Bolkarlardaki altın-gümüş madenini işletmek için harekete geçti. Madenci şirket daha izinleri bile tamamlanmamış olan maden için enerji nakil hatlarını tamamlayıp, yolları genişletip yeni yollar açtı ve ve bir zamanlar Etibank’a ait olan tesisleri satın aldı.
Şirket Bolkar Dağlarının derinliklerinden alacağı cevheri, ilk önce dağın dibinde, dere yatağı içinde siyanür liçi yöntemi ile işlemek istiyor. Dere yatağında, son derece geçirgen bir zeminde ve zengin içme suyu kaynaklarının üzerinde yapılmak istenen bu işlemin nasıl bir “çılgınlık” olduğu yapılan bilimsel araştırmalarla ortaya serilmesi üzerine siyanür tesislerini Maden Köyü’ne kuramayacağını anlayan şirket yeni arayışlara girer. Şirketin çok fazla uğraşmasına gerek kalmaz. Türkiye’nin en işlek karayolunun kenarında bulunan Hasangazi ve Porsuk Köylerinin arasında bir alanın yeni maden işletme alanı olması için çalışmalar başlar. Yeni işletme alanının en önemli avantajı ise su sorunu olmamasıdır. Arazi Porsuk ve Hasangazi köylerinin içme sularının toplandığı havzanın üzerindedir. Üstelik, siyanürlü maden işletme alanı olarak planlanan yer Porsuk Göleti’ne adeta ‘kapı komşu’dur! Bu 27 dönümlük arazi özellikle organik tarıma geçme çalışmaları yürüten köylülerin su ihtiyacı için yeni bir gölet yapılmak üzere İl Özel İdaresi tarafından daha önce kamulaştırılmıştır. Tarlalarının sulanacağı düşü ile bu kamulaştırmaya ses çıkarmayan köylüler alanda sulama göleti değil siyanür atık havuzu yapılacağını duyunca önce buna inanmak istemezler. Ama söylentinin gerçek olduğu kısa sürede anlaşılır.
YEYİN EFENDİLER!
Köylüler İl Özel İdaresi tarafından 12 Ağustos 2009 tarihinde yapılacağı duyurulan ihaleye karşı yoğun bir tepki gösterir. Halkın bu tepkisi üzerine o gün ihaleye katılım olmaz. İl Encümeni ihalenin 16 Eylül’de tekrarlanmasına karar verir. Yerel yöneticilerdeki pervasızlık o boyutlara ulaşır ki, Niğde Valisi, İl Genel Meclisi üyeleri ve Ulukışla Kaymakamı ihaleden iki gün önce Gümüştaş Şirketi tarafından Erzurum’a atanan valinin onuruna verilen yemeğe katılmakta sakınca görmezler! Bu yemekten iki gün sonra tüm itirazlara rağmen yapılan ihalede maden alanı olarak düşünülen arazi Gümüştaş şirketine satılır. Bu arada madene karşı çıkan yöre halkını ikna etmek için bildik senaryolar birer birer yaşama geçirilir.
ULUKIŞLA’NIN HOROZU!
Ulukışla Kaymakamı, jandarma komutanları sanki şirketin halkla ilişkiler birimi gibi çalışmaya başlar. Köylere gidilerek halka madeni öven konuşmalar yapılır, karşı çıkanlar azarlanır.
Bu toplantılardan birisi de madenin kurulacağı arazide toprakları olan Hasangazi köyünde olur. Köyün E-90 Karayolu üzerinde bulunan çınar gölgeli kahvesinde halka “size iyi haberler getirdim. Yakında iyi bir iş alanına kavuşacaksınız” müjdesi veren ilçenin genç kaymakamı Faruk Erdem, köylülere ‘çok iyi bilirim’ dediği Gümüşhane’deki altın madenini öve öve bitiremez. Hasangazi köylülerinden “Hükümet” lakabı ile tanınan Durmuş Tunç kaymakamın ve jandarma komutanının yaptığı bu toplantıyla ilgili şunları anlatıyor: “Madenin zararları konusundaki endişelerimizi sıraladım. Bu konuşmalarım üzerine beni susturarak ‘buranın horozu benim’ dedi. Buradan kaymakama sesleniyorum; Madem siz Ulukışla’nın horozuydunuz da, biz Adliyenin önüne vardığımızda neden kaçacak yer aradınız? Kaymakam bey milleti ikiye bölecek burada. Jandarma komutanı da bana ‘Amca çok ateşlisin, bu fabrika buraya kurulursa senin zararın ne?’ diyor. Ben de ona soruyorum, “Senin karın ne?” Sen devlet memurusun, iki gün sonra çekip gideceksin. Ben burada yaşayacağım onun mücadelesini veriyorum.”
Siyanürlü maden belası başlarına geldikten sonra civar köylerde mücadeleyi örgütlemek için Köy Meclisi Dernekleri kurulmuş. Hasangazi Köy Meclisi Derneği Başkanı Hüseyin Özçelik, madene karşı mücadelenin son üç ayda ivme kazandığını belirtiyor. Topraklarında siyanürlü maden işletmesi istemediklerinin altını çizen Özçelik, yıllardır kendilerine teslim edilmesini bekledikleri göletin madenci şirkete verilmek istendiğine dikkat çekiyor. Özçelik gelişmeleri şöyle anlatıyor: “İhaleye sadece Gümüştaş şirketi girdi. Vali ve Kaymakamın iki gün önce bu şirketin temsilcileriyle yemek yediğini öğrendik bu arada. Ne etiğe ne de devlet işleyişine sığar bu iş. Bundan dolayı kendilerini mahkemeye veriyoruz. Valiye tepkiler yoğunlaşınca, bu olaylardan sonra valiyi buradan aldılar. Bu halk isterse valiyi de yerinden oynatır demek ki. Bu arada daha değişik tertiplere gittiler. İl Genel Meclisi üyesi AKP’liler muhtarlara büyük baskı yapmaya başladılar. Sözümüzden dışarı çıkarsanız size hiç bir hizmet getirmeyiz, tehdidinde bulunuyorlar.”
İhalenin iptali için Aksaray İdare Mahkemesine başvurduklarını aktaran Özçelik, “Ülkenin dört bir yanında bu işletmeler var. Ama ülkemiz zenginleşmedi. Şirket bizi bölmek için elinden geleni yapıyor. Bu oyunu bozacağız. Fabrika buraya yapılırsa sadece biz zarar görmeyeceğiz. Buradan akan dereler Çukurova’ya gidiyor” diye konuştu.
İNSAN ZEHİRE İKNA OLUR MU?
Porsuk Köyü Meclisi Dernek Başkanı Bülent Erdem, iki köyün içme suyunun Porsuk Göletinden sağlandığına dikkat çekerek, göletin Türkiye’de ilk damla sulama projesi için yapılmış olduğunu anlattı. Göletin yakınında 56 dönümlük bir alanda organik tarım yapma çalışmalarının son aşamaya geldiğini söyleyen Erdem, kendilerinin organik tarım yapmak istedikleri bölgeye siyanür atık havuzu yapılmak istendiğini belirtti.
Şirket köylülerin direncini kırmak ve onları ‘ikna’ edebilmek için Bergama’daki Ovacık Altın Madenine köylülerden 46 kişilik bir grubu geziye götürmüş. Bu geziye katılanlardan birisi olan Porsuk Köylüsü Fethi Ağca Bergama gezisi hakkında şunları söylüyor: “Bizi madende bir bayan karşıladı. Siyanürün zararsız olduğunu söyledi. Orada önceden hazırlanmış bir senaryoyu oynadılar bize. Bizi de figüran yaptılar. Ovacık ve Çamköy’e gittik. Bizi ikna etmeye çalışıyorlardı. İnsan zehire ikna olur mu? Belki bugün önlemini alır ama yarın öbürsü gün deprem olursa ne olacak?”
YENİ ÇED SÜRECİ BAŞLATILIYOR
Köylülere hukuki yardım sunan Ankara Barosu avukatlarından Fevzi Özlüer son günlerde yaşanan iki önemli gelişmeyi aktardı. Geçtiğimiz günlerde Niğde, Nevşehir, Akşehir, Kırşehir 1/100 binlik Çevre Planı’nın açıklandığını belirten Özlüer planla ilgili şunları söyledi: “Planda, madenin kurulmak istendiği bölgede üç tane katı atık tesisi görünüyor. Oysa, plan notlarında bölgenin önemli bitki alanı olduğu, Bolkar dağları ekolojisinin küresel ısınmadan olumsuz etkilendiği için acil önlem alınmasından bahsediliyor. Buraya eklenen katı atık tesisleri anlaşılan o ki son anda eklendi ve bu nedenle plan notları ile uyumlu bile değil. Planda altın madenciliğinin adı bile geçmiyor.”
18 KASIM’DA TOPLANTI VAR
Önceki gün kendilerine ÇED sürecini yeniden başlatan bir belge ulaştığını dile getiren Özlüer, 18 Kasım 2009 da yeni bir ÇED halkın katılımı toplantısının planlandığını kaydetti. Çevre Bakanlığı’na ÇED sürecinin durdurulması için dilekçe vereceklerini kaydeden Özlüer, “Ayrıca ihale ile satılan alanın satış iptali için hukuki başvurularımızı yaptık. Kamulaştırılan arazi sahipleri de kamulaştırmanın amacı dışında kullanıldığı gerekçesi ile dava açıyorlar. Buralar kamulaştırılırken göletin kanaletleri için ve orman niteliğine dönüştürülmek üzere kamulaştırılmıştı. Ayrıca şirkete verilen arama ruhsatlarının iptali için de mahkemelere başvurulacak” dedi.


KÖYLÜLER NE DİYOR?
Ayten Güven (Hasangazi Köyü): 6 ay oldu büyükşehirden tekrar köyümüze geldik. Geldik siyanürle karşılaştık. Siyanürü duyan kimse gelmek istemiyor artık buraya. İhaleden sonra 700 kişi E90 karayolunu kapattık. Bu vali ve kaymakam bizim değil şirketin valisi, kaymakamı. Artık kendi mücadelemizi kendimiz vereceğiz.
Hatice Demir (Hasangazi Köyü): Doğacak çocuklarımızın geleceği için istemiyoruz.
Ahmet Kiper (Hasangazi Köyü muhtarı): Bana baskı olmadı ama baskı alan muhtar arkadaşlarım oldu. Bu madene su gözemize yapılması nedeniyle karşı çıkıyoruz.
Mustafa Kiper (Hasangazi): Geçen gün kaymakam bey burada ‘size iyi bir işyeri açacağız’ dedi. Civarda 9 köy var. Bu 9 köyden kaç kişi çalıştırabilir ki maden. Ereğli-Pozantı arasında bir temiz havamız var. Onu da tutacak siyanürle kaplayacaklar.
Birol Önder: CHP Niğde İl Genel Meclisi üyesi: Her ağacın kurdu kendinden olur. Bu Gümüştaş şirketi çok uluslu şirketlerin taşeronudur. Niğde İl Özel İdaresinde AKP’li üyeler “babalar gibi satarız” zihniyeti doğrultusunda hareket ediyorlar.
Nedim Ünal (Porsuk Köyü): Madenin işletileceği yer köyümüze 4 kilometre uzakta. Köylülerimiz orasını orman işletmesine bağışlamıştı. Ama bu şekilde maalesef oksijenimizi de elimizden almaya çalışıyorlar. Belki fakiriz, yoksuluz ama onurlu insanlarız. Topraklarımıza sahip çıkacağız. Bergama’yı sattılar ama Porsuk Göletini sattırmayacağız.
Ali Öztürk (Porsuk Köyü): Buraya yapılacak siyanürlü tesis tüm çevre köylerimizi etkileyecektir. Buranın tek özelliği havası ve suyu. Bizim havamızı suyumuzu zehirledikten sonra burada yaşamamıza gerek kalmaz. Bize nasıl atalarımız yaşanabilir bir çevre bıraktıysa biz de torunlarımıza, çocuklarımıza öyle temiz bir çevre bırakmak istiyoruz. Bunun mücadelesini vereceğiz.
İsmail Deliktaş (Porsuk Köyü): 70 yaşındayım, ömrümün yarısını bu gölet için harcadım. Sonunda oraya yaptırdık. Şimdiki bu iktidar bizi kandırdı. Kanallarımızı yapacağım dedi yapmadı. Meğer bu siyanür için bekletmiş.
Yıldıray Demir (Maden köyü): Ben bu madende çalışmayı düşünüyordum. Ama böyle zararlı olduğunu öğrenince şimdi bende istemiyorum. Bizim doğamızı kirletecekler. Açta kalsak istemiyoruz bu şirketin çalışmasını.
Erdoğan Özgüler (Maden Köyü Muhtarı): Bizim köyümüzde yıllar önce madencilik yapılmış. Onun sıkıntıları var hala. İçme sularımız bu eski maden galerilerinin altından geliyor. Daha bir kez tahlili yapılmadı. Sağlıklı su içip içmediğimizi bilmiyoruz. Bu yöreden muhtar arkadaşlarımızı Bergama’ya götürdüler. Havuzun içinde yüzen ördekleri göstermişler. Bu madenin zararsız olduğunu aşılamaya çalışıyorlar. Ben inanmıyorum buna. Bir altın işletmesinde ördeğin işi ne? Madenin sahibi Akın İpek yüzsün atık havuzunda, o zaman inanacağım. Ördek yüzerse inanmam.
Ali Ünüvar (Kılan-Aktoprak Kasabası): Burada yetişen Napolyon cinsi kirazlar Avrupaya ihraç ediliyor. Biz bölgede organik tarım için çalışmalar yaparken altın madeni çalışmaları ortaya çıktı. Siyanürlü altın madeni tarım, hayvancılık ve yayla turizmi açısından bölgedeki üretimi yapılamayacak hale getirir. İhraç edilen ürün yetiştiriyoruz biz. Siyanürlü altın üretimi yapılan bölgeden kim kiraz almak ister?
Veysel Güven: Neleri kazanıp neleri kaybettiğimize bakalım bir. Çifte Han kaplıcası zarar görecek. Madenin hemen yanı başındaki köyler kiraz üreticisi. Bizim bölgenin nereden bakarsanız sadece kirazdan 15 trilyon lira geliri var. Bize bu parayı verecek mi altın için bastıranlar?
Ali Akpınar (Aktoprak Belediye Başkanı): Bu konuda teknik bir bilgiye sahip değilim. Siyanürün sağlığa zararlı olduğunu, kanserojen madde ürettiğini, vatandaşın sağlığının olumsuz etkilendiğini duyduk. Benim bildiğim devlet vatandaşının zararına olan bir şeye müsaade etmez. Şu an için siyanür bizim halkın gündeminde değil. Maden bölgesi bize biraz da uzakta.
(Ulukışla/EVRENSEL)
Özer Akdemir
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.