26 Ekim 2009 00:00

Ekmekler taştan

Fethiye, Yaka Köy Tlos antik kentinin önündeyiz. Henüz dokuz yaşında, adı Nail. Koşarak karşılıyor bizi. Önce İngilizce, Fransızca, Almanca hoş geldin diyor.

Paylaş

Fethiye, Yaka Köy Tlos antik kentinin önündeyiz. Henüz dokuz yaşında, adı Nail. Koşarak karşılıyor bizi. Önce İngilizce, Fransızca, Almanca hoş geldin diyor. Belli ki bizi turistlere benzetmiş. Sonra Türkçe konuşuyoruz, satış yaptıkları tezgaha buyuruyorlar.
Hal hatır soruyoruz. Anlatmaya başlıyorlar. İbrahim, eşi Ünzile Zorba ile 12 yıl önce Çorum Bogazkale’den göçmüş buraya. Nereden düştü yolunuz buraya demeden, dökülüyor ağzından kelimeler: “Anadolu artık karın doyurmuyor, eskiden Çorum’a kültür turları olurdu, biz de orada yapardık işimizi, bunlar azalınca soluğu burada aldık ve 12 yıldır buradayız. Sadece biz değil, 30-35 aile turizm bölgelerine dağıldık. Yerleşmek zor oldu, ancak herkesin doğduğu yer değil doyduğu yer vatanı oluyor.”
TAŞLAR ÇORUM’DAN
Ünzile, yonttukları taşları Çorum’dan getiriyor. “Turizm mevsimi kapanmaya yüz tutunca soluğu Çorum’da alıyoruz ve taş topluyoruz. Bunlar özel taşlar; granit, volkanik ve selpanti taşlar. Çünkü her taş oyulmuyor ve biçim vermek kolay olmuyor” diyor.
Ünzile günde bazen bir, bazen iki, bazen taşın büyüklüğü ve küçüklüğüne göre birkaç taşı yontarak ona değer katıyor. Elindeki elmas uçlu bıçağıyla o kadar ince ve hassas taşa şekil veriyor ki, hayran kalıyorsunuz. Bir heykeltıraş gibi taş elinde biçimleniyor. Tezgahtaki taşlara bakınca hayretler içinde kalmamak mümkün değil; gerçekten hepsi de bir sanat eseri gibi duruyor. Ünzile, “Ben ekmeğimi taştan çıkarıyorum, yıllardır aynı işi yaparak ustalaştık” diye anlatıyor durumunu.
Taşların durumuna göre ve ince işçiliğine göre bir saat süren, bazen iki gün süren yontmalar yapılıyor. İnatla ve sabırla işliyor taşları. Dokuz yaşındaki Mahir, turistleri görünce koşarak gidiyor ve tezgaha davet ediyor. Gelmeyen olunca biraz üzgün ve kızgın kendi kendine söyleniyor: “Emek veriyoruz, yüzümüze bile bakmayan çıkıyor...” Bir taraftan rehberlik, diğer taraftan taş yontmayı öğreniyorlar. Ünzile’nin çocukları Ayşema, Fatmanur ve Nuri, şimdiden baba ve anne mesleğini öğrenmeye başlamışlar.
AMAÇ ÇOCUKLARI OKUTMAK
Ünzile’nin eşi yılda 500-600 taş getirip işlediklerini anlatıyor. 39 yaşında olduğunu, 30 yıldır taş yonttuğunu söyleyen İbrahim Zorba, “Bunun yanında incik boncuk işleri yapıyoruz. Esas olarak ekmeğimiz taştan çıkıyor. Tüm amacımız çocukları okutmak, köy yerlerinde çocuk okutmak zor, burada eğitim seviyesi düşük oluyor” diyerek sistemi eleştiriyor. Mesleği babasından öğrendiğini anlatan İbrahim, kendi deneyiminden yola çıkarak turizmin sorunlarını şöyle anlatıyor: “Biz de otuz yıllık turizmci sayılırız, işler giderek kötüye gidiyor. Serbest piyasa diye gelen müşterileri kazıklayanlar fazla; bir yerde 10 lira olan, başka yerde 5 lira olunca turistin bize güveni kalmıyor ve her şeyde pazarlık yapıyorlar. Bu nedenle el emeğimiz artık para etmiyor, on lira olana bir lira verenler oluyor. Artık ne turist bize güveniyor, ne de bizler turiste güveniyoruz. Türkiye doğallığından çıktı, on sene önce hello deyince konuşurlardı, şimdi hello deyince kaçacak yer arıyorlar. Bunlar boşuna olmuyor.”
YAKINDA YABANCI OLACAĞIZ
İbrahim, turizm bakanı kadar ilgili ve bilgili; hatta bakanın İbrahim’den öğreneceği çok şey var. “Şimdi turist komisyoncuları var. Her şeyi onlar pazarlıyor. 20 yıl sonra Türkiye’de turizm yabancıların eline geçecek. Çünkü çok büyük yatırımlar var, burada rant var. On beş yıl önce yabancılara toprak satışı başladı, halen devam ediyor. Kaş, Kalkan, Fethiye, Marmaris, İngilizlerin eline geçecek. Burada binlerce İngiliz var. Yakında biz burada yabancı konumuna düşeceğiz. Biz yine bir yaşa geldik, bundan sonra bizim çocuklarımızın işi daha zor” diyerek tamamlıyor sözlerini. (Fethiye/EVRENSEL)
Seyit Aslan
ÖNCEKİ HABER

Mersin’de kardeşlik gecesi

SONRAKİ HABER

Mansur Yavaş'ın istifa çağrısı yaptığı Halk Ekmek Genel Müdürü istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa