26 Ekim 2009 00:00

YAŞAMA KÜLTÜRÜ

Harbiye’ den çağırdılar.İstanbul’un Harbiye’si mi yoksa?Hayır!

Paylaş

Harbiye’ den çağırdılar.
İstanbul’un Harbiye’si mi yoksa?
Hayır!
Peki Harbiye neresi?
Belki de haklısınız… Çünkü bu ad hiç yakışmıyor ona...
Benim söylediğim “Harb” le marble ilişkisi olmayan cennet gibi bir yer…
Asıl adı “Defne” dediler.
Ötekinin arapçadan gelen bir anlamı varmış ama, bana kalsa Defne adı çok güzel… Bir de bu
Antakya, bir çağlarda yeryüzünün, en büyük mü bilmiyorum ya, en önemli üç kentinden biri: Anadolu’daki ilk hristiyanların imlerinin bulundukları yer… Örneğin ilk kiliselerinin…
Defne, Antakya’nın yazlığı gibiydi. (Benim ilk görüşüm 1960’lara dayanıyor.)
Şimdi anladığımca oturanları 40.000’e dayanan bir yerleşme…
İlginizi çekmiştir, kent demedim.
Kızmasınlar darılmasınlar ama gerçekten kent değil henüz çünkü… Kent olabilmesi için taa eskil çağdaki değer yargılarına göre, insanı insan yapan ortak kullanım kuruluşlarının eksiksiz olması gerek… Okulları, beden eğitimi kuruluşları, hamamı, Odeon’u (dinleti yeri ya da kullanışa göre halkın kendi kendini yönettiği, yaşlıların kent konularını tartışacakları yer. Bir anlamıyla senato) tiyatrosu, çarşı yeri (agorası), tapınağı ya da tapınakları, kitaplığı olması gerekli bunun için eskil çağda.)
Bugün saymağa kalksam daha neler neler saymam gerektiğini bir düşünün. Elbette Defneliler de düşünecekler benim konuşmamdan sonra…
Bir alanı bile yok Defne’nin…
Oysa ayrı ayrı anlamları, işlevleri olan birçok alanı olmalı… Alanları bir yana, kaldırımları da yok. Belediye ilk kaldırımlarını yapıyor şimdilerde. Böylece ilk kez yayalar da düşünülmüş olacak. Bütün bunlardan da varsıl-yoksul herkes yararlanmalı.
“Defne” deyince usa önce su geliyor.
Birçok yerden kaynayan sular… Bir de yeşilliği…
Ancak gelin görün ki o suların kullanımına lokantalar, gazinolar el koymuş. Oralarda bir şeyler yemek içmek için yeteri parası olmayanlar ne yapacak?
Bu doğa armağanına uzaktan mı bakacaklar?
Bunları yazmamın nedeni, Kasap Ali amcanın söylediği gibi doğruyu iş işten geçtikten sonra değil “bu dünyada” söyleme isteği…
Biliyorum sevgili Defneliler bana kızmazlar. Onları, yurtlarını çok sevmeme verirler. “Dost” sözü derler…
Beni çağıran, konuşturan dostların “Harbiye” adında bir de günceleri var.
Ne güzel düşünüp gerçekleştirmişler. Öğretmen, doktor, mimar değişik uğraşları olan kişiler kendi keselerinden katkılarla çıkarıyorlar bu günceyi… Defnelilere aktarıyorlar düşüncelerini, hem onlarla hem de birbirleriyle tartışıyorlar… İnsanları kendi yerleşmeleri üzerine düşünmeğe, somut önerilerde bulunmağa çalışıyorlar. Bence örnek alınacak davranış. Etkiledi beni…
Kenti, kentliliği sordular bana… Doldurdukları oylumda anlattım dilim döndüğünce…
Gözlerinden anladığım beni doğruladılar da…
Ondan ötesinde gezdik, yedik, içtik, türküledik…
Yüreğim, usum orada kaldı.
CENGİZ BEKTAŞ
ÖNCEKİ HABER

Feyzullah Çınar unutulmadı

SONRAKİ HABER

“Gürültü” nedeniyle kendisini uyaran Suriyeli komşusunu öldürdü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa