26 Ekim 2009 00:00

Ekimde söz usta cazcılardaydı

Kültür ve sanat olaylarının tavan yaptığı ekim ayının en önemli organizasyonlarından 19. Akbank Caz Festivali, gerçek anlamda cazın önde gelen isimlerini konuk ederek İstanbullu caz müzik severlere...

Paylaş

Kültür ve sanat olaylarının tavan yaptığı ekim ayının en önemli organizasyonlarından 19. Akbank Caz Festivali, gerçek anlamda cazın önde gelen isimlerini konuk ederek İstanbullu caz müzik severlere unutulmaz bir konser dizisi yaşattı.
KUZEY AVRUPA’DAN KAMERUN’A
15 Ekim’de Aya İrini’de Vassilis Tsabropoulos konseri ile başlayan etkinlikler dizisi, popüler cazcılardan öte, caz namına kendi sözünü söylemeyi misyon edinen, belki de büyük kitlelerce çok da iyi tanınmayan isimlerle, hayranlık duygularımızdan öte kulaklarımıza ve beynimize hitap eden, müzikal algımızda yeni ufuklar açan bir misyonu gütme peşinde gibiydi. Öteki taraftan bakılınca da, Kuzey Avrupa’dan Kamerun’a kadar uzanan farklı farklı coğrafyalardan İstanbul’a sözünü söylemeye gelen cazcıların her biri de İstanbul’a olan hayranlıklarını ve ağzına kadar dolu olan konser salonlarının yarattığı şaşkınlığı yüzlerine ve performanslarına pozitif anlamda yansıtıyor gibiydi.
JOE LOVANO BABA VE US FIVE ÇETESİ
Şüphesiz ki bu konser dizisinin en çok beklenen ve ilgi çeken performansı, ‘80’lerden bu yana en şahane ve üretken cazcılardan biri olan Berklee mezunu ve Grammy ödüllü tenor saksafoncu Joe Lovano’nun 2007’de bir araya getirdiği iki davulcu, bir kontrbasçı, bir piyanist ve kendisinden oluşan “Us Five” çetesiydi. Çetedekilerden herbirinin kendine özgü karakteri, enstrümanına olan hakimiyeti, tavırları ve karakteriyle müziğinin uyumu, grubun enerjisine olan homojen katkısı, çete reisi Lovano’yla olan iletişimi ve müziğini yaparken gösterişten uzak kendinden geçişleriyle mimikleri, sahnede oynanan bir müzikal gibiydi. Hem müziği, hem görseli bu kadar kuvvetli bir performans olması açısından beklentileri tam manasıyla haklı çıkarıyordu, hatta beklentilerden fazlasını veriyordu.
Ekipte iki davulcunun olması, grubun en dikkat çekici yanı. Davulculardan Otis Brown’ın sakin, kendini bilir, hata kabul etmeyen ve bu sakinliğin içindeki ritmik aşırılıklarına karşılık, diğer davulcu Francisco Mela’nın agresif, gürültülü, hata yapmaktan korkmayan ve yapan, davulla kavga eder tavrı, iki davulcunun ritimlerinin harmonisini eşsiz kılıyordu. Birbirlerini çok iyi anlayan ve etki tepki konusunda artık tek bir vücut gibi davranan bu iki davulcu, ekibin çift silindirli motoruydu. Haliyle torku kuvvetli bu motora sırayla binen diğer ekip üyeleri, altlarındaki makinenin eşsiz performansıyla kendilerinden geçercesine özgün sololar atarken, aldıkları hazzın engelleyemedikleri kahkahaları, mimikleri ve jestleriyle, seyirciyi seyirci olmaktan çıkarıp, bu aracın yakıtı haine getiriyordu. Ekibin babası Lovano, zaman zaman haytaların yaptığı aşırılıklara el kol sallayıp söylenirken, çoğu zaman da bu aşırılıkların içine kendini dahil ediveriyordu. Alto, tenor ve soprano çift saksofonuyla yaptığı caz müziğini günümüzden öte taşıyan soloları ve melodilerinden sonra, 5 kişilik ekibini çeşitli 3’lü, 2’li, 4’lü kombinasyonlara sokarak, eline aldığı ritim padiyle bu alt ekiplerine eşlik etmekten büyük keyif alıyordu.
MÜZİKALDEKİ KADIN SPALDİNG
Bu müzikalin tek kadın oyuncusu olan, Berklee müzik okulunun en genç profesörü olma sıfatının sahibi 1984 doğumlu kontrbasçı Esperanza Spalding, şüphesiz ki salonda kadın erkek herkesin aşık olduğu bir karakter oldu. Tipsiz elektronik kontrbasına olan hakimiyeti, çalarken tatlı ve sempatik kendinden geçişlerinin yüzüne yansıttığı mimikler ve yüksek topuklu ayakkabısıyla tuttuğu metronom, tek başına yaptığı sololarda hem tüm seyirciyi, hem de ekip arkadaşlarını kendine hayran bıraktı.
Havada uçan bagetler, hırçın crash sesleri, ritmik zenginlik ve aşırılıklarla dolu Joe Lovano Us Five’ın Folk Art albümündeki parçalardan oluşan bu performans, John Coltrane anısına çalınan Sipiritual parçasıyla tek bisle bitirildikten sonra salondan çıkan şaşkınlıktan ağzı açık, aldığı müzik eğitiminden cepleri dolu, alnı ak, sırtı pek izleyici, ertesi gün olacak Kamerunlu bas gitarcu Richard Bona için heyecanlanmaya başlamıştı bile.
KAMERUNLU STAND-UP’ÇI BONA
Us Five’ın kendi arasında oynadığı seyirciyle çok muhatap olmayan oyunun aksine, Richard Bona, seyirci odaklı bir performans sergileyerek bir stand-up’çı edasıyla tüm gece boyunca izleyenleri kahkahaya boğdu. Ekibin tüm elemanlarını tanıtırken “bu herif dünyanın en ilginç yerinden...” diyerek başladığı konsere, hakikaten çok uzak diyarlardan toparladığı yetenekli müzisyenlerle devam eden basçı, “Ben de Eskişehir’de doğdum, Ankara’da büyüdüm, İstanbul’da yaşıyorum” diyerek rahat tavırlarla esprilerine de devam etti. Türkiye’ye ve dolayısıyla İstanbul’a ilk gelişi olduğunu söyleyen Bona, “Güzel yemekler, güzel kadınlar, güzel bir şehir... Çok şanslısınız Türk erkekleri!” diyerek hayranlığını dile getirdi. Bas gitarıyla ve kendi dilinde söylediği şarkılarıyla çoğu zaman seyirciye dem tutturan, nakaratı söyleten, üstüne sololar geçen Bona, bir ara orkestrasını içeri yollayıp, delay pedalıyla sahnede üst üste canlı kayıtlar yaparak emprovize bir şarkı üretti ve “Bu altmış bin yıl öncesinden sizin bir türkünüz, muhtemelen bilmiyorsunuz ama...” diyerek izleyenleri yine gülümsetti.
Bu interaktif konserin ardından konserler dizisi yerini çeşitli atölye çalışmalarına bırakarak, 19. Akbank Caz festivali bu yıl da başarılı bir şekilde hafızalara kazınmış oldu. (İstanbul/EVRENSEL)
Erhan Vural
ÖNCEKİ HABER

Stajyer ve genç avukatlar toplandı

SONRAKİ HABER

Un çuvalı taşıyan Suriyeli elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa