26 Ekim 2009 00:00

BASIN TURU

Hamid Karzai’nin Afgan hükümetinin başına seçilmesinden neredeyse 8 yıl sonra, Sam Amca ona bir ihtarname vermek istiyor ama bu o kadar da kolay değil. Ve Afganistan’ın son seçimlerinin korkunç fiyaskosu, sonrakini de gölgeliyor.

Paylaş

Sam Amca Afganistan’da
Hamid Karzai’nin Afgan hükümetinin başına seçilmesinden neredeyse 8 yıl sonra, Sam Amca ona bir ihtarname vermek istiyor ama bu o kadar da kolay değil. Ve Afganistan’ın son seçimlerinin korkunç fiyaskosu, sonrakini de gölgeliyor. Seçim kampanyasının ve seçimin gösterdiği başka bir şey de, seçimlerin Washington’dan ısmarlanmasıydı. Washington’daki örümcekler, bu kez, yapılacak seçimlerin daha iyi olmasını umuyor. Afgan savaş politikası, Hamid Karzai ve 7 Kasım’da rakibi olacak Abdullah Abdullah’ın oluşturacağı bir koalisyon uydurabilir.
Böyle bir gösteriden sonra tahmin edilebilir tekrarlama, ABD’nin Afganistan’daki savaş çabasını daha da kızıştıracak. İkinci tur seçim, Afgan toplumunun yararı gözetilerek belirlenmedi. Milyonlarca Afganistanlı, şimdi kendi kendini destekliyor.
Seçim günündeki saldırılarla zirveye ulaşan son şiddet olaylarını artıran her faktör hâlâ mevcut. Şimdi ve belirlenen ikinci tur seçim zamanı arasındaki günler, daha fazla şiddet ve daha fazla ölümle korkuyu en üst seviyeye çıkaracak. Ve ne için?
Son seçimde olduğu gibi yararlanma niyetinde olanlar, Afganistan’dan çok uzaktalar. Kabil’de, 20 Ağustos seçimlerinden hemen sonra birçok Afganın, seçimlerin Kuzey Amerika’yı ve Batı Avrupa’yı memnun etmek için yapıldığını düşündüğünü duydum.
Bu arada, sık sık yanıltıcı bir reklam olarak sunulan fakat ABD medyasının çok az ele aldığı bu Abdullah da kim?
Ağustosun sonunda cesur yürekli Afgan, savaş karşıtı ve feminist Malalai Joya ile Kabil’de röportaj yaptığımda şöyle demişti: Bir diktatörü tıraş edebilirsiniz, saçlarını kesebilir, pahalı bir takım elbise giydirebilirsiniz ama o hâlâ bir diktatördür. Afganistan’ın başkentindeki en korkunç yıllar, savaş ağalarının roketler ve bombalarla Kabil’de düello yaptıkları 1992 ile 1996 yılları arasıydı. Kentte sivillerin boğazlanması rutin hale gelmişti. O yıllarda Kabil’de ikamet edenlerden ölenlerin sayısının 50 bin ile 65 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Abdullah o zaman doğrudan katliam emri veren savaş ağalarından biriydi.
Şimdi, Obama yönetimi ve Kongre liderleri -Senatör John Kerry son günlerde başrol oynuyor- ABD savaşının daha da kızışması için bir başlangıç olarak Afgan hükümetini meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Bu tür şeyler, insanların hesabını yitirdiği Vietnam Savaşı boyunca da defalarca olmuştu. Ngo Dinh Diem’in 1963 Kasım’ının başlarında suikastla öldürülmesiyle ilgili Beyaz Saray dramatik bir ihtarname vermişti. Sonuç, insan hakları ihlalcilerinden oluşan bir grubun Güney Vietnam yönetiminin başına geçmesi oldu. Nguyen Khanh gibi küçük oyuncular zar zor hatırlanıyor. Diğerleri, özellikle Nguyen Cao Ky ve Nguyen Van Thieu, Sam Amca’nın Saigon’daki hizmetçileri olarak ayakta kalabildiler.
Ve Pentagon makinesi vites attı.
“Toplam panik ve maksimum şiddetle birlikte hızla geride yer aldık...” ABD’li bağımsız haberci Vietnam’da gözlemciyken böyle diyordu. “Makinemiz eziciydi. Ve çok yönlü. Her şeyi yapabilirdi ama durdu...”
Askeri gerginliğin ortasında, kendi kendimize umutlu hikayeler anlatıyoruz ve diğer insanların mezarlıklarından geçerken ıslık çalıyoruz.
Birçok ilerici, Kongre ve Beyaz Saray’daki Demokrat liderler arasındaki son günlerdeki savaşla ilgili kaygıları abarttı. Sonsuz savaşın temel politikasından uzaklaşmaya isteklilik için taktik tartışma ve stratejik yeniden gözden geçirmelerde hata yapılmamalıdır. Afganistan’da demokrasi yokluğu apaçık görünüyor, ABD’deki demokrasi eksikliği ise ölümcül hale geliyor.
Norman Solomon 21 Ekim, 2009
ÖNCEKİ HABER

Kent AŞ işçileri CHP’ye öfkeli

SONRAKİ HABER

Belediye başkanı ve jandarma komutanı düğünlere 'kural' getirdi: Dış çekim yasak!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa