26 Ekim 2009 04:00

ROJEV

Yıllardır “PKK dağdan insin” diyenler, bir haftadır Habur’dan giriş yapan barış grupları üzerinden ülkeyi geren açıklamalar yapıyorlar.

Paylaş

Yıllardır “PKK dağdan insin” diyenler, bir haftadır Habur’dan giriş yapan barış grupları üzerinden ülkeyi geren açıklamalar yapıyorlar. Barış için atılan adımlara dahi tahammül edemeyenler, şimdilik amaçlarına ulaşmış görünüyorlar. Çünkü, Avrupa’dan 28 Ekim’de geleceği açıklanan üçüncü barış grubu Türkiye’ye gelmeyecek! Başbakan Erdoğan’ın yeni barış grubunun gelişini kabul etmeyeceklerini söylemesinin ardından, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da, grubun gelişini süresiz ertelediklerini açıkladı. Yazılıp söylenenlere bakılırsa, sürecin tersine çevrilmesinin nedeni, Kürtlerin barış gruplarını karşılarken ‘şov’ yapması. Başbakan Erdoğan, “Buna izin veremeyiz, en başa döneriz” diyor; CHP lideri Baykal da, yapılanlar karşısında süreci milletin durdurduğunu söylüyor.
Biliyoruz, acılar yarıştırılmaz. Ama resmi rakamlara göre 25 yıldır süren çatışmalarda devletin güvenlik güçleri 5 bin kayıp vermişken, çatışmalarda ölen PKK’lilerin sayısı 30 bin. Çatışmalarda yaşamını yitiren bu Kürt çocuklarının çoğunun mezarı bile yok. İşte böylesi bir durumda, gözlerini kan bürümüş Baykal-Bahçeli gibi siyasetçiler ve onların etkisinde kalanlar dışında hiç kimse, barış gruplarının gelişi sırasında sevinç gözyaşları döken Kürt analarının şov yaptığını ya da zafer kutladıklarını söyleyemez. Bu sevinç, çocuklarına kavuşmanın; savaşın biteceğine dair umudun sevincidir. Bu sevince şov diyenler, kendisi doğar doğmaz annesi ve 1 yaşındayken babası dağa çıkan Xebat’ın, 14 yıl sonra ülkeye gelen barış grubu üyesi babası Hüseyin İpek’e kavuşmasına bile insani bir gözle bakamayacak kadar gözleri şovenizmle körelmiş olanlardır.
Başbakan Erdoğan, Habur ve Diyarbakır’da yapılan kutlamalar için “Böyle devam ederse, en başa döneriz”, “Sil baştan yaparız” diyor. Başbakan bu sözleriyle, gösterilerden sorumlu tuttuğu DTP’yi ve bu gösterilere katılan yüz binlerce Kürdü tehdit edercesine uyarıyor. Bu açıklamaya bakınca sanırsınız ki, hükümet, Kürt sorununu çözmek için her türlü adımı atmış da Kürtler bu süreci baltalıyor. Devletin hapishaneleri siyasi tutsaklarla dolmuş durumda. Yüzlerce DTP’li, yapılan operasyonlar sonucu tutuklandı/tutuklanmaya devam ediyor. Ama hükümetin gündeminde genel siyasi af yok. Başta Kürtlerin kendi anadillerinde eğitim görmesi olmak üzere eşit hak taleplerinin hiçbiri karşılanmış değil ama hükümetin gündeminde anayasa değişikliği yok. Erdoğan, anaların gözyaşlarının dinmesini istediğini söylüyor ama operasyonlar devam ediyor, hükümet sınır ötesi savaş tezkeresini uzatıyor. Başbakan, “En başa döneriz” derken acaba neyi kastediyor? Mesela öncelikle 34 kişilik barış grubunu hapishaneye attırabilir, ardından TRT Şêş’i kapatabilir, sonra “Düşünmezseniz Kürt sorunu olmaz” açıklamalarına dönebilir. Hatta biraz daha geriye gidip, Kürtlerin “dağ Türkleri” olduğunu söyleyebilir!
Baykal, süreci milletin durdurduğunu söylüyor. Baykal ve Bahçeli’nin başını çektiği ırkçı şoven kışkırtmaların toplumun belli bir kesimini etkilediği doğrudur. Ama ülkenin geniş bir kesiminde Kürtlerle Türkler birlikte yaşıyor. Çünkü Kürt halkının kendi varlığını, dilini, kültürünü kabul ettirme ve eşit haklar temelinde birlikte yaşama mücadelesi, Türk halkına karşı değil ülke egemenlerine karşı verilen bir mücadeledir. Son 25 yıllık çatışmalı süreci tetikleyen faşist 12 Eylül darbesi, sadece Kürt halkının değil Türk halkı ve ülkenin her milliyetten emekçileri üzerinde de terör estirmiştir. Bu nedenle ‘demokratik anayasa’ talebi, bugün sadece Kürt halkının değil ülkenin geniş halk kesimlerinin talebi durumundadır.
Baykal, bugün zafer kazanmış kahraman edasıyla konuşmaktadır. Soruyoruz; yarın yaşanacak yeni ölümlerin hesabını verebilecek midir? Acaba “millet” çatışmaların devam etmesini, çocuklarını savaşa göndermeyi mi istemektedir?
Evet, barış cesurların işidir. Kürt halkı ülkeye dönüş yapan barış gruplarının geçtiği her yerde bir insan seli halinde barış isteğini ortaya koymuştur. Bu halk seli, bugüne kadar yolu nasıl açtıysa, sürecin önünü tıkamaya çalışanları aşmayı da bilecektir.
ÇETİN DİYAR
ÖNCEKİ HABER

GDO’lu ürünlere Türkiye vizesi

SONRAKİ HABER

Alakır'da taş ocağı şirketine karşı girilen arazi ihalesi kazanıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa