27 Ekim 2009 00:00

GERÇEĞİN GÖZÜYLE

Kürt sorununa da çözüm üretileceği umulan demokratik açılım’da AKP, erken sayılabilecek bir duraksama dönemine girdi.

Paylaş

Kürt sorununa da çözüm üretileceği umulan demokratik açılım’da AKP, erken sayılabilecek bir duraksama dönemine girdi. Belli ki iktidarın dış politikada izlediği atak politika kadar, içeride sürdürdüğü barış eksenli Kürt politikası da güç odaklarının ve statükocu muhalefet partilerinin canını sıkıyor. Günbegün sertleştirdikleri söylemlerini şimdi medyayı da kullanarak birer tehdit unsuru olarak çıkarıyorlar halkın karşısına. Yıllarca kardeş kavgası , ölüm, acı ve yıkım içinde yaşamış insanlara barışın coşkusunu çok görüyorlar. Anlamakta pek de zorlanmıyorum. “Barış” sözcüğünün, barıştan yana olmanın vatan için ne denli tehlikeli bir sözcük olduğunu 12 eylül cuntası, ülkenin aydınlık insanlarını, yazarlarını, gençlerini demir parmaklıklar arkasına göndererek öğretmişti bir güzel. Savaşmayı, düpedüz öldürmeyi savunan yazıp çizenler ise yurtsever muamelesi gördüler bu topraklarda. Görmeyi de sürdürüyorlar. Bakın, yeniden ırkçılığı hortlatmaya çalışıyor birileri. Bizden olanlar olmayanlar ayrıştırması yeniden dile geliyor. Muhalefette ülke yönetimi adına bir şey üretemeyenler iktidarı bu yolla vurmayı deniyorlar. Toplumda onca acının, gözyaşının dinmesine vesile olabilecek barış sürecini daha ilk adımında bitirme uğraşı veriyorlar. Barışa hasret insanların sevincini, coşkusunu bir tür kıskançlıkla karşılıyor, nefret kusuyorlar. Oysa barış, insanın en temel yaşam hakkıdır. Emekle oluşur barış. Kardeşlikle büyür. İnsanın insana duyduğu saygıdır, sevgidir, güvendir barış...
Savaşın, yurdundan sürgün edilmenin acılarını yaşamış Yunanlı ozan Yannis Ritsos, barışı her platformda yücelten bir sanatçıydı. Onun ünlü “Barış” şiirinin bir bölümünü okurla paylaşmak istedim. Ataol Behramoğlu’nun çevirisinden okuyalım:
“Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle
döner ya baba elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konulmuş toprak bir testi gibi,
ter damlalarıyla alnında. . .
barış budur işte.
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde,
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun;
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının...
barış budur işte!..”
TURGAY OLCAYTO
ÖNCEKİ HABER

zama zingo

SONRAKİ HABER

Bir günde 8 kentte 9 ayrı noktada orman ve makilikler yandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa