27 Ekim 2009 04:00

RAMP IŞIKLARI

Tiyatro Pera, Nesrin Kazankaya’nın emperyalist odakların hortlattığı Bosna-Sırp savaşını fona alarak, Saraybosna’da bir günün insanlık hallerinden kesitler sunduğu oyunu “Dobrinja’da Düğün” adlı oyununu 5. yılında da sergilemeye devam ediyor.

Paylaş

Tiyatro Pera, Nesrin Kazankaya’nın emperyalist odakların hortlattığı Bosna-Sırp savaşını fona alarak, Saraybosna’da bir günün insanlık hallerinden kesitler sunduğu oyunu “Dobrinja’da Düğün” adlı oyununu 5. yılında da sergilemeye devam ediyor.
Tiyatro Pera bu sezon yine Nesrin Kazankaya’nın yazdığı ve Defne Halman’la birlikte oynadığı, kasım ayında gösterime girecek olan üçlemenin sonuncusu olan Quintet (Bir Dönüşün Üçlemesi) adlı oyunun provalarına devam ediyor. Topluluk, geçtiğimiz sezon sergilenen ve büyük beğeni ile izlenen Brecht’in oyunlarından kolaj yapılan “Rahat Yaşamaya Övgü” adlı oyunu da seyircisiyle buluşturmaya devam ediyor. W. Shakespeare’in iki yıl üst üste yoğun olarak izlenen “Venedik Taciri” adlı oyunu da yeniden sahnede olacak.
Saraybosna’nın Dobrinja mahallesi’nde, savaşa ve vahşetin her türlüsüne rağmen yaşama sevincini yitirmeyen bir ailenin düğün hazırlıkları ile başlayan telaşı, gün içinde farklı hesaplaşmalarla devam eder. Savaşın getirdiği yoksulluk ve toplumsal tahribat, zedelenen insan ilişkileri ve bunun evililik ortamına yansıması, insanların savaşı kanıksaması ve barışa ilişkin umutlarının azar azar tükenmesiyle oluşan ruh haliyle başka yaşam arayışlarına yönelmesi gibi durumlar, siren sesleri ve top atışları içinde aktarılır.
Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyunun dramaturjisi Şafak Eruyar’a, dekor ve kostüm tasarımı ise Nilüfer Moayeri’ne ait. Kazankaya, oyunu bir yıllık hazırlık çalışması sonucu kaleme almış. Eserinde sahici bir yaklaşımla savaşın tüm şiddetini ve insanda oluşturduğu travmayı, bütünlüklü olarak yarattığı kadın ve erkek karakterler üzerinden yalın bir dille ortaya koyuyor. Oyun, Bosna-Sırp savaşından yola çıkarak, gerekçesi ne olursa olsun bütün savaşların, insanın ve toplumların ekonomik ve toplumsal çöküşünü hızlandırdığı ve telafisi uzun sürerecek bir yıkım yarattığının altını bir kez daha çiziyor. “Dobrinja’da Düğün”de, insanlar her şeye rağmen yaşamla bağlarını koparmıyor, eğleniyor, dans ediyor ve şarkı söyleyebiliyor. Kazankaya’nın kadın duyarlılığı ile olay örgüsünü oluşturduğu oyunda, hüzün ve yaşama sevinci bir arada işleniyor. İnsanlar, içinde bulundukları trajik duruma ilişkin şaka yapıyor ve her şeye rağmen gülebiliyor. Yanıbaşlarında devam eden savaşın korku ve tedirginliği ile iç içe geçmiş bir coşkusallıkla kendi gerçekleriyle yüzleşebiliyorlar.
Nesrin Kazankaya, oyununu sahneye uygularken özenli bir çalışma yürütmüş, öykü olabildiğince yalın ve dolaysız anlatılarak seyircinin teatral bir gösteri izlemesi hedeflenmiş. Oyuncuların takım halinde açık biçim bir üslupla tutarlı, ciddi ve ölçülü konumlandırılması ilgiyle izleniyor. Ayrıca, çevre düzenlemesinin gerçeğe uygun tasarımı ve otantik müzik tercihi de oyunda derinlikli, duygusal bir atmosfer yaratmasına yardımcı oluyor. Yönetmen anlatımını, insanların yıkıntılar arasında da olsa hayata ilişkin umutlarını ve tutkularını besleyebilecekleri değerler yaratabileceği üzerine kurmuş. Bu anlatım sahnede, bütün teatral olanaklar yerinde kullanılarak doğal bir görselliğe dönüştürülüyor. Bu görsel anlatımı yönetmen, duvarlarında kurşun ve şarapnel izlerinin görüldüğü bir bahçede gerçekleştiriyor. Bahçe bir anlamda Saraybosna’dır. Dağınıklığı, yoksul görünümü ve çiçeklerin bir bir kurumaya yüz tutmasıyla tam bir tahrip edilmiş mekan. Bu mekan, orada yaşayan insanların ruh hallerini ve psikolojilerini birebir yansılamak için düşünülmüş ve oyunun tematik yapısıyla uyum içinde kotarılmış; dağınıklığı ile savaşın tüm acımasızlığını resimleyen tasarım.
Bu bütünlüklü savaş fotoğrafının içinde tüm kırılganlığı ile yer alan, bir kolunu savaşta yitirmiş Asım, kendi travmasından eğlence ve alkolle sıyrılma çabasında. Asım’ın fiziksel ve ruhsal halinin tüm detaylarını büyük bir özenle yorumlayıp yansılayan deneyimli oyuncu Nihat İleri, konuşması ve tavrıyla önemli bir oyunculuk örneği sunuyor. İleri, göstermeci oyunculuk yorumuyla, görsel anlatımın zirvesinde sağlam bir duruş sergilerken, sempatik ve alçakgönüllü oyunculuğu ile seyirciyi büyülüyor. Komşu kadın Senija, savaştan kurtulma ve yeni bir yaşam umuduyla yeni bir aşk yaşayabileceği inancı ve kenti terk etme amacıyla hayata tutunuyor. Senija’yı yorumlayan Özden Çiftçi, rolüne bütün bedeniyle adapte olduğu izlenimi vererek metnin tüm sıcaklığını içselleştirmiş görünüyor. Çiftçi, Senija’nın ruh halini yansılarken, oyuna şenlikli bir atmosfer katarak anlatımda önemli bir işlevi başarıyla yerine getiriyor. Bir başka deneyimli oyuncu Levent Öktem, müzisyen Bego rolünde savaşa rağmen müzikte ısrar eden, sanatı yaşatma uğraşı veren çabasıyla düğün kurgusunun önemli bir sac ayağını oluşturuyor. Öktem, sesi ile rolünü buluşturma ve uyumlandırma hünerini doğal bir gösteriye dönüştürerek, takım oyunculuğunun önemli bir unsuru olarak var olan tüm birikimini samimi bir biçimde kullanıyor.
Oyunculuklarda bireysel başarı ve varoluşlardan ziyade, Kazankaya kurgu ve anlatımı grup oyunculuğu üzerine kurarak önemli bir başarıya imza atıyor. Oyuncular sahnede bilinçli olarak kendilerini konumlandırıyorlar, düşünsel ve duygusal katkılarıyla göz dolduruyorlar.
Kazankaya, “Dobrinja’da Düğün” oyunuyla sadece savaşı sorgulamıyor, savaşla birlikte insanlığın ürettiği yaşamsal değerlerin nasıl ve ne adına tahrip edildiği gerçeğini de yeniden tartışmaya açarak; milliyetçilik, şovenizm ve emperyalist kumpas gibi savaşa zemin hazırlayan her türlü hınzırlığın trajik sonuçlarını deşifre ediyor.
METİN BORAN
ÖNCEKİ HABER

Tunus’ta Bin Ali diktası devam ediyor

SONRAKİ HABER

Antep'te işe alınmadığı için kendini yakan yurttaş hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa