27 Ekim 2009 00:00

GÜNCEL

AKP’nin “Kürt Açılımı”, “Demokratik Açılım” dediği proje, aslında PKK’nin Kandil’i boşaltması ve tasfiyesi idi.

Paylaş

AKP’nin “Kürt Açılımı”, “Demokratik Açılım” dediği proje, aslında PKK’nin Kandil’i boşaltması ve tasfiyesi idi. Bu planı dolaylı olarak “Bu bizim planımız değil ama yardımcı oluyoruz” gibi açıklamalar yapan ABD elçisi de kabul etti.
ABD, Irak’tan çekilmeden önce Kandil boşaltılmak isteniyordu. Bunun için ABD önce teknik destek vererek, TSK’nın askeri operasyonlarını destekledi. Askeri operasyonlarla Kandil berhava edilemeyince, yürürlükteki plan devreye sokuldu.
Maxmur Kampı boşaltılacaktı. Kandil’deki bir kısım PKK’liler buraya getirilip silahları alınacaktı. Bunlar birkaç senelik süreç içinde Irak Kürt Devleti ya da Türkiye’de eritilecekti. Kandil’deki yöneticilerin bir kısmı üçüncü ülkelere gönderilecek, bir kısmı ise Irak Kürt Devleti’nde kalacaktı. “Bir eyleme katılmamış” diye tarif edilenler ise “geriye dönüş” uygulaması ile TCK’nın 221. maddesi kapsamında serbest bırakılacak, fakat haklarında dava açılarak iki-üç sene kontrol altında tutulacak, istedikleri gibi davranmazlarsa yargılanma ceza ile sonuçlanacaktı.
Diğer taraftan ise TRT Şeş, birkaç köye eski Kürtçe isimlerini iade, Kürt Enstitüsü açma, Kürtçe isimlerin kabulü vb. uygulamalarla, Kürt sorunu çözülmüş olacaktı. Başbakan böyle bir çözümü bu yıl sonuna kadar bitirmeyi planlıyordu. Böylece 2011 seçimlerine de Kürt sorununu çözmüş başbakan olarak girecekti. Yoğun bir propaganda ile Kürt seçmeni belki DTP’yi desteklemekten vazgeçirip, AKP’ye yönelteceklerdi.
Planın AKP’ye oy devşirmek dışındaki kısmına devletin yönetim kademeleri de katıldı. ABD’nin af önerilerine, ‘Biz bu olayı böyle çözeriz’ diye söz verdiler.
Fakat, evdeki hesap gerçek hayatta tutmadı.
Kürtler gerçekten barış ve çözüm istiyordu. Barış ve çözüm sürecine katılmak istiyorlardı. PKK ve DTP’nin tasfiyesini değil, silahsız ve çatışmasız demokratik yollardan siyasete katılmasını düşünüyorlardı. Çocuklarının rehin değil özgür olmasını istiyorlardı. 19 Ekim’de bu özlemlerini sokaklarda dile getirmeye çalıştılar. Kürtler olmadan, katılmadan Kürt sorununun çözülemeyeceğini, barışın tesis edilemeyeceğini anlatmaya çalıştılar.
Kürt halkının sürece fiilen katılma talebi, devlet yönetimini ve AKP’yi rahatsız etti. Rahatsızlıklarını “Türk halkı rahatsız” diye ifade ettiler. Aslında onlar, sürece Türk halkını da katmak istemiyordu. Eğer isteselerdi, Kürtlerin neden eşit haklara sahip olması gerektiğini uygun bir dille, ellerindeki devasa propaganda araçları ile Türk halkına da anlatabilirlerdi. O zaman, “Türk halkı rahatsız” olmazdı. Hangi halk barıştan rahatsız olur?
AKP, “açılımı” şimdilik durdurduğunu açıkladı. Ama tasfiye planından vazgeçmedi. Şimdi Kürt halkını tehdit ediyor. ‘Siz bu işe karışmayın, gelişmeleri sessizce seyredin, bizim verdiklerimizle ya da vereceklerimizle yetinin ve teslim olun’ diyor.
Kürt halkı bunu kabul edecek mi? Sanmıyorum. Kabul edecek olsaydı bunca yıl mücadele etmezdi. Böyle bir teslim olma çözümü her zaman vardı.
AKP’nin tasfiye planı gerçekleşmeyecek.
Zor, sancılı ve daha uzun bir süreçte de gerçekleşecek olsa; gerçek barış ve çözüm kazanacak. 19 Ekim günü bunun kanıtları, gözlerini sımsıkı kapatmayan herkes tarafından görüldü.
KAMİL TEKİN SÜREK
ÖNCEKİ HABER

Topbaş’ın kuzenleri Tuzla’yı çok sevmiş!

SONRAKİ HABER

Sakarya'da ırkçı saldırı: Tarım işçisi Şirin Tosun kafasından vuruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa