28 Ekim 2009 04:00

GERÇEK

Kamu emekçileri, 25 Kasım’da greve hazırlanıyor.

Paylaş

Kamu emekçileri, 25 Kasım’da greve hazırlanıyor.
Bir yanıyla bakıldığında kamu emekçileri, “devletin memurları”dır. İşten atılmaları yoktur; belirli bir maaşları vardır; iyi koşullarda yaşamıyorlarsa da aç-açıkta değillerdir. Bu yüzden de çoğu uzaktan bakan, işsizlik ve yoksulluğun girdabında sürüklenen milyonlar ya da her an işten atılma tehdidi altındaki işçiler için, kamu emekçileri, “tuzu kuru” devlet memurlarıdır!
Kamu emekçileri “devletin memurlarıdır” ama, onların yaptığı iş emekçilerle, her kesimden halkla doğrudan ilgilidir. Yani çocuklarımızı eğiten, sağlığımız bozulduğunda sağlımızın yerine gelmesi için hastanelerde uğraşan, su, elektrik, doğal gaz, kitle iletişimi hizmetlerinin iyi olabilmesi için canını dişine takarak uğraşanlar ya da devlet dairelerinde işlerimizi yapan hep onlardır.
Onları emekçi yapan da bu hizmetleri yerine getiriyor olmalarıdır. Dolayısıyla “devlet memuru” bunlar deyip geçmek ne kamu emekçilerinin sınıfsal konumunu ne de yapmak istedikleri grevin niteliğini açıklamaz.
Kaldı ki onlar; elbette bu grevde, en başta çalışma ve yaşama koşullarının iyileştirmesini, daha iyi mücadele etmek için sendikal haklarının genişletilmesini, grev ve toplusözleşme haklarının tanımasını istiyorlar.
İnsanca yaşayacakları bir maaş ve yaptıklarını en iyi biçimde yapmalarını sağlayacak koşullar istiyorlar.
Daha yakından bakıldığında şunu görürüz ki, onların kendileri için istedikleri bile bize yönelik hizmetlerin daha iyi yapılması içindir. Çünkü onlar aynı zamanda; “parasız ve demokratik bir eğitim”, “parasız, kaliteli ve herkesin ulaşabileceği, kaliteli bir ağlık hizmeti”, “belediye hizmetlerinin en iyi biçimde verilmesi” gibi emekçileri doğrudan ilgilendiren taleplerle de bu grevi birleştiriyorlar. Hele bugün hükümetin hizmetleri tümüyle piyasalaştırıp, (ticarileştirip) paralı hale getirmek istediği, bunu her gün adım adım devreye soktuğu göz önüne alındığında, kamu emekçilerinin hizmetin parasız, kaliteli ve herkese olmasını istemeleri, her sektörden işçinin, emekçinin, alınteriyle geçinen 70 milyon halkın talebi olarak biçimlenmektedir.
Dolayısıyla elbette bu grev, en başta kamu emekçilerinin grevidir. Bu yüzden de bu greve tüm kamu emekçileri; memur, işçi, kadrolu, sözleşmeli, geçici, taşeron, sendikalı sendikasız, şu sendikanın bu sendikanın üyesi demeden hizmet birimlerindeki emekçiler ayırımsız katılmadır.
Elbette bu greve sadece kamu emekçilerinin ve hizmet kurumlarında çalışan emekçilerin grevi olarak da kalmamalıdır. Tersine işçisiyle, esnaf ve zanaatkarıyla, emeklisiyle, öğrencisiyle, işsizleriyle, gençleriyle ev kadınlarıyla tüm emekçilerin etrafında birleştiği, çeşitli biçimlerde katılıp destek verdiği ölçüde bu grev, günün mana önemine uygun bir grev olacaktır.
Bu yüzdendir ki; kamu emekçilerinin grevi, bu grev çalışması etrafında tüm emekçilerin bilinçlerinin ilerletildiği ve emekçilerin çeşitli kesimlerinin harekete geçirildiği bir süreç olarak ele alındığı ölçüde anlamlı olacaktır.
Elbette sorun böyle geniş bir perspektiften ele alınması en başta bu grevin çağrıcısı konumunda olan KESK ve Kamu-Sen’in her kademedeki yöneticileri, işyerlerindeki temsilcileri ve sendikal mücadelenin önünde yer alan ileri kesimleri sorumlu olacaktır. Ama sadece onlar da değil; emekçilerin ileri kesimleri her sektörden işçi sendikaları sınıftan yana sendikacılar ve sendikalar, ilerici demokrat parti ve çevreler ile sınıf partisinin her emekçi kesim içindeki örgütleri sorunu böyle el almak durumundadırlar. Aksi halde grev, katılım yüksek olsa bile, sadece bir günlük iş bırakmaya indirgenmiş olur.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

TSK’dan siyasete müdahale planı yarışı

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu, CNN Türk'te 4 kameramanın işten çıkarıldığını duyurdu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa