28 Ekim 2009 04:00

UFUK

Bugün bu köşede Genelkurmay Başkanı’nın ‘kağıt parçası’ ilan ettiği belge ile ilgili yeni gelişmeleri tartışmayı düşünüyorduk ki, düzey olarak ondan daha ‘hafif’ ancak önem açısından en az onun kadar ağır bir konu gelip gündemimize oturdu.

Paylaş

Bugün bu köşede Genelkurmay Başkanı’nın ‘kağıt parçası’ ilan ettiği belge ile ilgili yeni gelişmeleri tartışmayı düşünüyorduk ki, düzey olarak ondan daha ‘hafif’ ancak önem açısından en az onun kadar ağır bir konu gelip gündemimize oturdu.
Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK’li grupların Türkiye’ye gelişi ve ardından yaşanan gelişmeler üzerine Akşam gazetesi yazarlarından Serdar Turgut, ‘PKK teröristi olmadığıma pişmanım’ başlıklı bir yazı yazdı. Gazetesinde 24 Ekim 2009 günü yayımlanan bu yazıdan belli bölümleri haberdar olmayanlar için aşağıya alıntılıyoruz:
“Benim hayatımda da her makul Türk gencinin mutlaka karşı karşıya kaldığı ikilemle yüzleşme zamanı gelmişti. Terörist olmalıydım bu netti ama ‘Ya silahlanıp dağa çıkacaktım ya da silahımla şehirde kalacaktım’...
(...) Ama serde şehirlilik var ne de olsa. Bu yüzden her Türk gencinin bir yaşına geldiğinde tabii hakkı olan terörü şehirde kalarak yapmaya karar verdim.
Şimdi anlıyorum ki; bu kararım çok yanlışmış. Keşke o dönemde yeni oluşmaya başlayan nüve halindeki PKK’ya katılsaymışım. Öcalan yandaki üniversitede okuyordu. Zaten o ne kadar Kürtse ben de o kadar Kürt sayılabilirdim. O da Kürtçe bilmiyor ben de... Katıldığım takdirde örgütte bir kültür şoku yaşamam da mümkün değildi.
Çıkardım dağa, gül gibi yaşardım. ‘Sen dağ koşullarına adapte olamazsın’ diyenlere ise sadece şunu söyleyeceğim: İstanbul’da yaşama koşullarına adapte olabildeysem bu dünyadaki her türlü dağda da yaşayabilirim ben.
(...) Tüm bu senaryoda bir tek detay kalıyor ortada. PKK’lı olarak dağa çıkabilir, arada bir dağdan inip birkaç Türk öldürebilirdim. No problem. Bu benim için bir sorun yaratmazdı. PKK’nın basın hücresinde militan olarak yer alırdım, olur biterdi iş. Canım sıkılınca arada bir dağdan inip yayın yönetmeni öldürürüm, her şey yoluna giriverirdi. Tıkır tıkır işlerdi bütün her şey.
Sonra dağda Öcalan’ın açıklamalarıyla anladığım kadarıyla arada bir toplu seks partileri de oluyor. Bunlara da mutlaka militan bir aktiflikle katılırdım. Bugüne kadar hoşlandığım bir PKK’lı bir kadın henüz görmedim ama olsun. Dağda bulamazsam da bir hücre oluşturup, şehri basıp Rojin’i dağa kaldırıverirdim olur biterdi.
(...)Tüm bu mükemmel yaşam stilinden sonra dağı terk edip aşağıya indiğimde devlet bana ‘Hangi ülkede yaşamak istersin?’ diye soracak. ABD’nin New York kentine giderdim tabii ki... Bunlar büyük ihtimalle bana business class bileti de alır, cebime harcırah da koyarlardı herhalde.
Başta doğru karar verip PKK’ya katılsaydım, liderlik kadrosuna muhakkak yükselirdim diye düşünüyorum. Ama lider de olamasaydım zararı yok. Çünkü düz militanlara belki hangi ülkeye gitmek istersin diye sormuyorlar ama dağdan inenlere hiç olmazsa saygı gösteriyorlar. Onları herkes seviyor. Beni ise seven yok. Terörist olmadım da ne oldu biliyor musunuz; İstanbul’da kalıp yazar oldum da b.k mu oldu?”
Öğrendiğimiz kadarıyla Kürt sanatçı Rojin, Serdar Turgut’un bu yazısında kendisiyle ilgili olarak geçen ifadeler için suç duyurusunda bulunmuş.
Onun dışında da henüz somut başka bir adım ve girişim yok. Basın meslek örgütlerinden bir tutum henüz gelmediği gibi gazetesi de, daha önce de benzer yazılarını yayımladığı Serdar Turgut’un bu yazısından memnun görünüyor ki, Turgut’un dün de, “Dikkat edepsiz yazıdır okumanızı tavsiye etmiyorum” başlıklı bir yazısı yayımlandı.
Etik yozlaşma ve kirlenme medya ortamında uzun yıllardır en çok tartışılan konuların başında geliyor. Serdar Turgut’un bu yazısı, herhalde bu açıdan bir etik sıralamaya bile sığdırılamayacak cinsten.
Her tarafı faul olan bu yazıda sadece sanatçı Rojin ile ilgili durum bile şu soruya içten bir yanıt vermeyi zorunlu kılıyor. Eğer bir Kürt kadın sanatçı için değil de, başka bir tanınmış Türk kadın sanatçı için bu ifadeler kullanılsaydı şu ana kadar ki sessizlikle karşılanır mıydı?
Biz buradan üyesi olduğumuz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni, onun Onur Kurulu’nu, -eğer TGC’ye üye ise- Serdar Turgut’un ihraç edilmesi çağrısı yapıyoruz. İhtimal vermesek de, eğer TGS’ye üye ise bu çağrıyı TGS’nin etik kurulları açısından da yineliyoruz.
Emniyet’in ‘Ahlak Masası’ da Rojin’in bir Kürt sanatçı olması nedeniyle ‘tolere edilebilir’ bulmazsa zaten böyle bir konuda harekete geçmek durumundadır.
Gerisi Serdar Turgut’a kendi meşrebine uygun ifadeler kullanmayı gerektiriyor ki, biz yazarı kadar, okura da ait olduğunu bildiğimiz gazete köşelerinde bunu yapmıyoruz.

FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

CUMHUR DEMOKRASi iSTiYOR

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa