GÖZLEM

GÖZLEM

  • İşçilerin üretim sürecinin en önemli öğeleri olmasına rağmen, patronlar tarafından istenildiği zaman kapı önüne konulması...


    İşçilerin üretim sürecinin en önemli öğeleri olmasına rağmen, patronlar tarafından istenildiği zaman kapı önüne konulması, çoğu zaman kolayca yerine başka işçilerin alınabilmesi koşulları patronlar lehine mutlak olarak değiştiriyor. Bu nedenle patronlar, işçileri bir taraftan acımasızca sömürürken, diğer taraftan onları en küçük olumsuzlukta kolaylıkla kapı önüne koymaktan çekinmiyorlar. Çünkü onlar için işçiler, üretimin devamı için ne kadar değerli olsalar da, işin en kolay bulunabilen, bu nedenle en hızlı elden çıkarılabilen unsurları olarak görülüyor.
    Kapitalizm koşullarında işçilerin hayatlarını sürdürmek için emek güçlerini patronlara satmaktan başka çarelerinin olmaması, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de işçilerin giderek ağırlaşan çalışma koşullarında çalıştırılmasını beraberinde getiriyor. İşsizliğin, sadece kriz dönemlerinde değil, hemen her dönem patronlar tarafından açık bir baskı ve şantaj aracı olarak kullanılması, ister istemez tek tek işçilerin ve sendikaların bu alandaki tutum ve davranışlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum bir taraftan işçilerin mücadelelerini ve dirençlerini zayıflatırken, diğer taraftan işyerindeki otoritenin tamamen patronların eline geçmesine neden oluyor.
    Her ihtiyaç duyduklarında ‘daha ucuza çalışacak’ büyük bir yedek emek ordusunun varlığı patronları sömürüyü yoğunlaştırmakta daha cesaretli yapıyor. Bu durumun işçiler cephesindeki karşılığı ise çalışırken daha tedirgin olmak ve işyerinde kendisine dayatılan bütün olumsuz koşulları kabul ederek, baskılara boyun eğilmesi şeklinde ortaya çıkıyor. Çünkü yüksek işsizlik oranları, ilk olarak halihazırda çalışan işçileri daha hızlı ve yoğun çalıştırmanın, onları denetim altında tutmak için kullanılan en etkili baskı araçlarının başında geliyor. Sürekli büyüyen bir işsizler ordusunun varlığı emeği sürekli tehdit ederek, onun değerini ve pazarlık gücünü büyük ölçüde düşürüyor.
    Ekonomide ve istihdamda yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, işçilerin ve işsizlerin hayatta kalması, gerek duyulduğu zaman çalışmaya hazır olmaları gerekiyor. Çünkü ekonomilerin yeniden canlandırılması ve üretim araçlarını olduğundan daha yüksek kapasitede çalıştırabilmek için yine işçilere ihtiyaç var. Bu nedenle her zaman bir ‘kurtarıcı’ olarak görülen yedek emek ordusu ne kadar büyük olursa patronlar için ‘işler’ o kadar iyi oluyor.
    İşçilerin bugün karşı karşıya kaldığı tehditler, patronların durmak bilmez sermayeyi biriktirme hırsını daha da arttıracak şekilde kullanılıyor. Bugüne kadar üretim sürecinde yaşanan olumsuzluklar sermaye için bulunmaz derecede önemli fırsatları gündeme getirdi. ‘Batıyoruz’ çığlıkları arasında utanmadan işçilerin elindeki birikimlere göz diktiler. İşsizlik Fonu’nun kriz paketleriyle patronlara destek için yağmalanması yetmezmiş gibi şimdi de kapalı kapılar ardında işçilerin kalan haklarını nasıl ellerinden alırız hesapları yapıyorlar. Bir taraftan sendikaları zayıflatmak için sendikal yasalarda çeşitli değişiklikler yapmaya çalışırken, diğer taraftan yıllardır işçiler için en önemli ‘can simidi’ işlevi gören kıdem tazminatının kuşa çevrilmesi için pazarlıklar gündeme getiriliyor.
    Yaşanan tüm olumsuzluklara, tehditlere ve zorluklara rağmen bugüne kadar krizi fırsat bilerek mevcut ‘dar’ sendikal örgütlülüğü bile dağıtmak isteyen, işçiler arasındaki birliği ve dayanışmayı bozmayı amaçlayan girişimler kuşkusuz bugünden sonra da devam edecek. Bu yoğunluk içinde emek ve sermaye arasındaki çelişki ve çatışmaların izleyeceği seyir, yarının bugünden daha iyi olup olmayacağının en temel belirleyicisi olacak gibi görünüyor.
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.