29 Ekim 2009 04:00

Turgut’a yoğun tepki

Köşe yazısında, Kürt Sanatçı Rojin’e taciz dolu ifadelerde bulunan Serdar Turgut’a meslektaşları tepki gösterdi. Rojin suç duyurusunda bulundu. Tepkiler üzerine Akşam özür diledi.

Paylaş

Köşe yazısında, Kürt Sanatçı Rojin’e taciz dolu ifadelerde bulunan Serdar Turgut’a meslektaşları tepki gösterdi. Rojin suç duyurusunda bulundu. Tepkiler üzerine Akşam özür diledi.
Akşam Gazetesi Yazarı Serdar Turgut, “PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım” başlıklı köşe yazısında, Kürt Şarkıcı Rojin için “...Bir hücre oluşturup, şehri basıp Rojin’i dağa kaldırıverirdim olur biterdi... Düşünsenize; yıllarca dağda keyif hayatı süreceğim, dağa kaldırıp seks kölem haline getirdiğim Rojin ile yaşayacağım...” demişti. Serdar Turgut’un 24 Ekim 2009 günü yayımlanan bu yazısını ırkçı bir taciz olarak niteleyen meslektaşları, Turgut’a tepki gösterdi. Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, “Rojin’e yönelik taciz tüm Kürt kadınlarına, kızlarına yönelik bir düşmanlıktır” dedi ve Turgut’u, Kürt kadınlarından özür dilemeye davet etti. Gazeteci Ahmet Tulgar, “Gazetecilik meslek örgütleri, insan hakları örgütleri, kadın örgütleri, sanatçı örgütleri, hepsi devreye girmeli ve Serdar Turgut’u gerçekten bu yaptığına pişman etmeli” derken, Turgay Olcayto ise Serdar Turgut’a, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni hatırlattı. Kadınların Medya İzleme Grubu’ndan Melek Özman ise Turgut gibilerin, kadınlara ve Kürtlere yönelik ayrımcılıktan cesaret aldıklarını söyledi.
AHMET ABAKAY/ÇGD:KÜRT KADINLARINDAN ÖZÜR DİLEMELİDİR
Kürt sorunu, dağdan inme, silah bırakma gibi konular ciddi konulardır; bu işin şakaya gelir tarafı yoktur. Sulandırılacak konular, sulandırılmayacak konular vardır. Serdar Turgut, fantezi anlamında dilediğini yazabilir ama ne kadar ciddiye alındığını tahmin etmelidir. Bir yazardan beklenen; toplumu aydınlatma, önünü açma, sorunların çözümü için kafa yorma dışına düşerse, yazarlıktan uzaklaşır. Komik yazayım derken komik duruma düşebilir. O kendi dünyasında fantezileriyle baş başa kalsın, Türkiye’nin böylesine ciddi bir konusunu ayağa düşürmesin.
Rojin’e yönelik taciz tüm Kürt kadınlarına, kızlarına yönelik bir düşmanlıktır. Kürt kadınlarına yönelik bu taciz, önyargıyı, şovenliği, düşmanca bir tutumu simgelemektedir. Turgut, Rojin’den ve bütün Kürt kadınlarından özür dilemelidir.
TULGAR: YAPTIĞI CEZASIZ KALMAMALI
Serdar Turgut’un Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde Akşam gazetesinde yazan ve yazısına Serdar Turgut müdahale ettiği için ayrılan Gazeteci Ahmet Tulgar, Turgut’a dair gözlem ve düşüncelerini gazetemize anlattı:
Benim tanıdığım Serdar Turgut, bir kere biraz da sanıyorum megalomanisinin ve kendini beğenmişliğinin etkisiyle hiçbir mesleki, ahlaki ilkeye bağlı hissetmez kendisini. İkincisi; Ertuğrul Özkök’ün bir canavar üretme sistemi vardır. Serdar Turgut da, Ertuğrul Özkök’ün ürettiği ilk canavardır. Onun şımarık çocuğu olmuştu hep Hürriyet gazetesinde. Hatta denilebilir ki, bir baba kompleksi geliştirip, sürekli Ertuğrul Özkök’ün daha çok dikkatini çekebilmek için yazılarında ahlaksızlık ve alaycılığın dozunu sürekli artırmıştır. Bir de sanıyorum şunun da etkisi var; uzunca süre Amerika’da kaldığı için Amerika’da birtakım entelektüel mizah yazarlarının da etkisinde kalmış birisi. Bu mizah yazarları yeri geldiğinde ırkçılık yaparlar; yeri gelir Pakistanlılarla, yeri gelir Filipinlilerle, Polonyalılarla, etnik topluluklarla dalga geçen yazılar yazarlar. Serdar Turgut, biraz onları taklit ederek başlamıştır bu işe. Hatta Amerikan basınını yakından takip eden kimi insanlar, zaman zaman oradaki yazıları birebir çaldığını da söylerler.
Serdar Turgut, Akşam gazetesinin başına geçtiğinde bana iş teklif etti. Belli bir para teklif etti. Benim Milliyet gazetesinde yazılarıma yapılan müdahalelerden ötürü huzursuzluklarım vardı. Ve ben de kabul ettim. Fakat ben Akşam gazetesine başladığım gün, o beyin kanaması geçirdi ve bilinci kapandı bir süre. Ondan sonra da tedavilere başladı ve gazeteden bir süre uzak kaldı. Toplam 9 ay çalıştım ben Akşam’da. Bu 9 ayın yaklaşık 6 ayında Serdar Turgut yoktu. Hastane odalarından, evden ya da yurtdışından uzaktan kumanda ile gazeteye birtakım işler öneriyordu. 3 ay filan çalıştım ben onunla. Bu 3 ayda gördüğüm şey de Serdar Turgut’un, Akşam gazetesinden saldırgan milliyetçi bir gazete üretme isteği içinde olduğuydu. Hatta birtakım yazarları toplayıp, “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor, biz bu yükselen milliyetçiliğin bayrağı olmalıyız” diyordu.
Kürt meselesindeki angajmanımdan ötürü gazete içinde bana çok tepki vardı. Daha sonra benim cezaevleriyle ilgili yazdığım bir yazıyı sansür etmeye kalktı. Yazıyı gazeteye koymayacağını, başka bir yazı yazmamı söyledi. 2005 yılının Temmuz ayıydı. Başka yazı yazmayacağımı ve koymazsa bütün ilişkimi kestiğimi söyledim ve Akşam gazetesinden ayrıldım. Akşam’dan ayrıldığım andan itibaren hep fark ettiğim şu oldu: Ne kadar iyi etmişim.
Son dönem, Türkiye’de birçok gazeteci köşe yazarının, Kürt meselesinde bir çözüme yönelinmesi ve Kürt halkının güçlü barış iradesi karşısında, farklı ölçülerde travmalar yaşadıkları bir dönem oldu. Çünkü onlar, diğer iktidar odaklarıyla birlikte oluşturdukları oligarşik yapının hiçbir zaman sarsılmayacağını düşünüyorlardı. Fakat bunun böyle olmadığı görüldü. Halkın ortaya çıktığı dönemlerde kendilerini seçkinci biçimde konumlandırmış olan büyük medyada bir şok yaşanır. Hepsi farklı biçimde tepkiler verdiler. Tabii ki barış yanlısı yazarları tenzih ediyorum. Bu travmayı yaşayan savaş gazetecilerinin hepsi farklı tepki verdiler. Serdar Turgut da her zamanki gibi üslubuna uygun biçimde bunu gösterdi. Bu travmayı dışa vurdu. Peki “Bu Serdar Turgut’un üslubudur zaten” deyip, yaptığını hoş mu göreceğiz? Bence Serdar Turgut’un yazdığı türden bir yazıyı dünyanın herhangi bir medeni ülkesinde yazan bir kişi, bir daha bırakınız gazetecilik yapmayı, insan içine kolay kolay çıkamaz. O kadar utandırılır. Bence gazetecilik meslek örgütleri, insan hakları örgütleri, kadın örgütleri, sanatçı örgütleri, hepsi devreye girmeli ve Serdar Turgut’u gerçekten bu yaptığına pişman etmeli. Hukuk açısından meselenin sonuna kadar gidilmeli. Bir halka ve bir kadına yapılan bu hakaretin hukuki açıdan cezasız kalmamasının sağlanması lazım.
TURGAY OLCAYTO:IRKÇILIĞI KÖRÜKLEYEN BİR TAVIR
Bir gazetecinin, üstelik uzun süre bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yapmış bir gazetecinin, sözlerini kullanırken çok daha dikkatli olması gerekir. Bu sözlerde ırkçılığı körükleyen bir tavır görüyorum. Kendisi gibi beyaz Türk olmayanlara karşı aşağılayıcı bir tavır var. Medya etiği açısından tasvip edilecek bir tarafı yok. Serdar Turgut, kullandığı mizah diliyle herkese hakaret edebileceğini düşünen bir tavır içinde. Kendisine Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin, Gazetecinin Temel Görevleri ve İlkeleri başlıklı bölümünün 3. maddesini anımsatmakta yarar görüyorum. Madde şöyle der: “Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan; tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanları, toplulukları ve uluslararasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz.”
MELEK ÖZMAN (MEDİZ):AYRIMCILIKTAN CESARET ALIYORLAR
Elbette bunlar, Rojin’in kadın ve Kürt olmasıyla ilgili, kadınlara ve Kürtlere yönelik ayrımcılıktan cesaret alınıyor belli ki... Akşam gazetesi bugün bir özür yazısı yayınlayarak, Kürtlerden, tüm okurlardan değilse de Rojin’den, ailesinden, sevenlerinden ve bu konuda tepkisini güçlü biçimde ortaya koyan kadın okurlarından özür diledi. Gazetenin özür dilemesi önemli tabii ama şu eksiklikleri de gidermeliler: Bundan sonra gazetede benzer yazılar görecek miyiz? Gazete hangi etik ilkeler ve iç denetim mekanizmalarıyla gazetecilik yapmakta ve yapacak? Zira bu tür ihlaller hep yapıldığı gibi, bunlar ‘münferit vakalar’, ‘kastı aşmak’ vb. ifadelerle ve ‘özür dileyerek’ geçiştirilemez. Son olarak, gazete yazının muhatabı herkesten özür dilemeli ki, yazının muhatabı tüm okurlardır. Sadece kadınlardan tepki geliyor; yani medyanın ve toplumun geri kalanı, bunların bir gazetenin köşe yazısında yer bulmasının sadece kadınları ilgilendirdiğini mi düşünüyor?
(İstanbul/EVRENSEL)

AKŞAM GAZETESİ: ROJİN’DEN ÖZÜR DİLERİZ

Serdar Turgut’un, yazısında Sanatçı Rojin hakkında kullandığı ifadeler üzerine Akşam gazetesi, hem Rojin’den hem de kadın okurlarından özür diledi...
Akşam gazetesi, Serdar Turgut’un köşesinde yayınlanan “PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım” başlıklı yazısında yer alan, Sanatçı Rojin’le ilgili ifadelerin yarattığı duyarlılığa önem verdiğini belirtti. Gazete açıklamasına şöyle devam etti: “Hiçbir konuda ayrımcılığı içeren bir haber politikası benimsememiz mümkün değildir. Köşe yazısındaki ifadelerin art niyetle değil yalnızca bir mizah anlayışı çerçevesinde kaleme alındığını düşünsek de, sanatçımızda yarattığı üzüntüyü anlıyor; Rojin’den, ailesinden, sevenlerinden ve bu konuda tepkisini güçlü biçimde ortaya koyan kadın okurlarımızdan özür dilemeyi gerekli görüyoruz.”
ÖNCEKİ HABER

İhbar mektubuna sert çıktı

SONRAKİ HABER

Cumartesi Annesi Anik Can hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa