Gelmez olaydık keşke!

Gelmez olaydık keşke!

Kartal Soğanlık’ta bir öğrenci velisinin başına gelenler, ne kadar açılım politikalarından söz edilse de, günlük yaşamda polisin tavrının değişmediğini ortaya koydu.


Kartal Soğanlık’ta bir öğrenci velisinin başına gelenler, ne kadar açılım politikalarından söz edilse de, günlük yaşamda polisin tavrının değişmediğini ortaya koydu. Oğlunu almak için gittiği okulda Terörle Mücadele Şubesi’nde (TEM) görevli bir polisin küfür ve saldırılarına maruz kalan Diyarbakırlı Fero Aytemur’a, kaldırıldığı hastanede 20 günlük ‘iş göremez raporu’ verildi. Aytemur, uzlaştırma çabalarına rağmen polis hakkında dava açtı.
Fero Aytemur, 3 Ekim günü Soğanlık Eğe Sanayi İlköğretim Okulu’nda okuyan oğlu Vedat Aytemur’u almak için okula gider. Okulun önünde oğlunu almak için bekleyen Fero Aytemur, tesadüfen yine çocuğunu almaya gelen TEM’de görevli Yunus K. ile karşılaşır.
KÜFÜRLERLE SALDIRDI
Ortada bir neden yokken polis memuru, eşi ve çocuğunun gözleri önünde Fero Aytemur’a ağza alınmayacak küfürler ederek saldırmaya başlar. Aytemur’un karşı koyması üzerine de silahını çeken Yunus K, silahın kabza ve namlusuyla Aytemur’u yaralayarak hastanelik eder. Olayın ardından Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Fero Aytemur’a, 20 günlük ‘iş göremez raporu’ verilir.
Aytemur, birkaç gün sonra Cevizli’de bulunan Kartal Adliyesi’ne giderek saldırgan polis hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunur. Savcılığın uzlaştırma arayışını da reddeden Aytemur, dava açar.
BU NE BİÇİM AÇILIM?
Bütün bu yaşananların ardından görüştüğümüz Aytemur, 1994’te İstanbul’a geldiklerini, ancak bu uygulamalar nedeniyle geldiğine pişman olduğunu söyledi. Polisin kendisine durup dururken küfrettiğini anlatan Aytemur, “Ben onun babası yaşındayım. Silahının namlusuyla kaburgalarıma, başıma ve göğsüme vurdu. Kanlı elbiselerim evde asılı” dedi. Polisin Kürt olduğu için kendisine saldırdığını düşünen Aytemur, “Bu ne biçim açılım?” diyerek tepkisini dile getirdi. (İstanbul/
EVRENSEL)


GERÇEK BÖLÜCÜLÜK BU İŞTE!

KARTAL Soğanlık’ta özellikle Kürtlerin karşılaştığı ayrımcı uygulamalar bununla da sınırlı değil. Mahallede yaşayanlar, kahvehanelerinin bir günde 3 kez bile basıldığını, sokak ortasında küfürlere maruz kaldıklarını anlattılar. Mahalleliler, asıl bölücülüğün bu ayrımcı uygulamalar olduğuna dikkat çektiler.
Mardinli Ramazan Adanır, defalarca polis tarafından sokak ortasında durdurulup küfür ve hakarete maruz kaldığını, üstelik bunu yapan polislerin başında Yunus K’nin geldiğini söyledi. 1998 yılından bu yana Soğanlık’ta oturduğunu söyleyen Vanlı Muhittin Söylemez ise sürekli polisin, MHP’lilerin, hatta CHP’lilerin taciz ve hakaretlerine maruz kaldığını belirtti. Mustafa Bayır adlı bir başka Kürt emekçisi de şunları söyledi: “Urfa’dan geldiğime pişmanım. Baskılardan dolayı Siverek’ten kaçtık geldik buraya. Ama doluya tutulduk. Soğanlık’taki manzara da orayı aratmıyor. Kim ne derse desin ayrımcılık var.”
Olay günü tesadüfen orada olan Ahmet Cin adlı Elazığlı emekçi ise şu sözleriyle ‘bir dokun bin ah işit’ dedirtti: “Ben Kürt değilim, Türküm. Yıllardır Soğanlık’ta Kürt düşmanlığı yapıyorlar. Benim Kürt olmadığımı bilmelerine rağmen, DTP’ye oy veriyorum diye bana vatan haini diyorlar.” Asıl vatan hainliğini ve bölücülüğü, ayrımcılığı kışkırtanların yaptığına dikkat çeken Cin, “Biz ayrım yapmadan emekçiler olarak birleşir bir araya gelirsek, Kürt sorunu çözülür. Bunlar çözemez. Son bir haftadır çok tedirginiz. Hedef gösteriliyoruz” diye konuştu. Olay günü polisin yaptıklarını görünce insanlığından utandığını kaydeden Cin, “Babası yaşında bir amcaya vuruyor. Kinle... Tek suçu Kürt olması, Diyarbakırlı olması. Gerçek bölücülük bu işte!” dedi.
Haşim Demir
www.evrensel.net