30 Ekim 2009 00:00

BAŞYAZI

Başbakan Erdoğan, Irak’tan başlayan ve kısa bir aradan sonra Pakistan’dan geçen, “Doğu seferi”ni, İran ziyaretiyle önceki gün tamamladı.

Paylaş

Başbakan Erdoğan, Irak’tan başlayan ve kısa bir aradan sonra Pakistan’dan geçen, “Doğu seferi”ni, İran ziyaretiyle önceki gün tamamladı.
Erdoğan, bu gezisini zaman zaman eyaletlerini dolaşan bir Osmanlı padişahı, zaman zaman da Doğu’nun zenginlikleri karşısında başı dönen bir Batılı tüccar edasıyla yaptı. Özellikle de basın, Türkiye’ye muhtaç kalmış çağdışı İslam ülkelerinin modern, güçlü, gelişmiş hamisi olurken, bütün bu Doğu’nun petrol-doğal gaz ve coğrafyasının stratejik gücünü de arkasına alarak, “bölgenin lider ülkesi” olacağı propagandasını koyulaştırdı. Üstelik bu propagandayı sadece yandaş basın da yapmadı; iç politikada, ekonomide AKP Hükümeti’yle papaz olan basın da yaptı, yapıyor.
Basın ve hükümetin ve propaganda merkezinin çizdiği tabloya bakılırsa; Irak ve İran’ın devasa petrol ve doğal gaz yatakları, bu ülkelerin milyarlarca dolarlık pazarları, Türkiye’yi, Türkiye’nin desteğini ve ağabeylik yapmasını bekliyor!
Bu propaganda, Erdoğan’ın bu gezisi sırasında İsrail’e çatmayı yinelemesi ve İran’ı destekleyen açıklamaları, Batı basınında, “Türkiye yüzünü Doğu’ya mı dönüyor?”, “Türkiye eksen mi değiştiriyor” gibi sorularla karşılandı. Ama yine Batı basını, bütün bu yönelişin aslında Batı stratejisiyle bağlantılı olduğuna da dikkat çekti. Bu vurgunun Independent’ta yer alması, ayrıca ilgi çekiciydi. Dahası; Erdoğan’ın “Yönümüz hem Doğu’ya hem Batı’ya dönük” diye “ne şiş yansın ne kebap” cinsinden yanıtı da, gerçeği önemli ölçüde ifade eden bir yanıttı.
Kaldı ki, “Türkiye yönünü Doğu’ya dönüyorsa” bile bunu kendi başına yapmıyor; ABD ile birlikte yapıyor.
Şöyle ki:
1-) Gezi, 25 Eylül’de ABD’de buluşan Obama-Erdoğan görüşmesi sonrasında ve ABD’nin de bilgisi, desteği ile gerçekleşmiştir.
2-) Erdoğan’ın gezi yaptığı ülkelerden ikisinde (Irak ve Pakistan) ABD yandaşlığı kesin olan hükümetler işbaşındadır.
3-) İran ise ABD’nin “düşman” gördüğü, ama Türkiye üstünden de kontrol etmek istediği bir ülkedir.
4-) İsrail’e yönelik eleştiriler ve İran’ın nükleer araştırmalarına destek verme doğrultusundaki açıklamalar ise artık Erdoğan’ın bölgede lider olma iddiasının alameti farikası haline gelmektedir. Batılılar artık bunu, İslam dünyasına yönelik “seçmene selam faslından” sözler olarak kabul etmektedir. Nitekim, bu konuda Erdoğan’ın üslubuna alışıldığını gösteren tepkiler çoğalmaktadır.
5-) Bir bütün olarak bu geziler, ABD stratejisini güçlendirme çerçevesinde yapılmıştır ve bu yüzden de değerlendirme; sadece yapılan ekonomik, diplomatik iş birlikler, bölgesel çapta kimi ortaklıklar, enerji anlaşmaları ile anlaşılamaz. Tersine, bütün bu ilişkiler ancak ABD stratejisine karşı başka bir stratejiye bağlanmadıkça, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinin gelişmesi ABD ve Batı emperyalizmi için sorun teşkil etmez. Türkiye’ye biçilen rol, zaten bölgedeki İslam ülkeleri ile İsrail’in ilişkilerinin iyileştirilmesi ve ABD’nin bölge stratejisi ile uyumlu bir dış politika çizgisinde birleşmeleridir. Erdoğan ve hükümeti de bunun gayretindedir.
Elbette Türkiye’nin ve başka ülkelerin, (en önemsiz ülkenin bile) ABD’nin istemediği, hoşlanmayacağı istekleri, eylemleri olabilir; olacaktır. Hele Türkiye için bu daha fazla böyledir. Bu yüzden de her konuda “ABD istediği için böyle oldu” demek doğru olmaz. Burada ABD’nin “kırmızı çizgileri”; kendi stratejisine karşı, örneğin Rusya’nın, bölge stratejisine bağlanmak ya da Türkiye’yi bölgede ABD ve Rusya karşıtı, anti emperyalist karakterli, bölge halklarını birleştiren bir strateji geliştirmeye kalkışmasıdır. Ki, bunun AKP Hükümeti’nin boyunu çok aşacağı da ortadadır.
Bu yüzden de asıl olarak, AKP Hükümeti’nin gerçek pozisyonunun açığa çıkarılması, bu ülkelerle yapılan anlaşmaların neye hizmet ettiğini göstermek gerekir. En fazla da, Türkiye’ye verilen, “bölgenin lider ülkesi” rütbesinin Türkiye’yi kaçınılmaz olarak bölge liderliği konusunda İran’la çatışmaya zorlayacağı ve bölgeyi daha büyük risklerle karşı karşıya getireceği konusunda, kamuoyunu ve halkları uyarmak önem kazanmıştır.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

‘Bor devlet eliyle işletilmeli’

SONRAKİ HABER

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa