30 Ekim 2009 00:00

BAŞKA İSTEĞİNİZ VAR MI?

Yıllardır kadın örgütleri, ev kadınlarının emeğinin görmezden gelinmesine karşı mücadele ediyor.

Paylaş

Yıllardır kadın örgütleri, ev kadınlarının emeğinin görmezden gelinmesine karşı mücadele ediyor. Ancak, yaptıklarının gerçek anlamda bir ‘iş’ olduğunu söyleyen kadınların sesini duyan olmuyor.
Bunu ilk anlayan Yargıtay oldu ama o da tersten anladı. Bir boşanma davasını görüşen mahkeme, kadın emeğinin bile erkeğe ait olduğu anlamına gelen bir karara imza attı. Yargıtay, boşanırken ev kadını eşinden tazminat isteyen erkeği ‘evdeki düzeni bozulduğu, temizlik gibi işlerden yoksun kaldığı ve yeni düzen kurmanın külfet getireceği’ gerekçesiyle haklı buldu.
Ankara Yargıtay Hukuk Genel kurulu, ev kadını eşinden boşanan bir vatandaşın tazminat talebini, ‘evlilik düzeninin bozulduğu; en azından evin bakımı, temizliği gibi kadının ev işlerine emeğiyle sağladığı katkıdan yoksun kaldığı, düzeni yeniden kurabilmesi için maddi külfet yapacağı’ gerekçesiyle haklı buldu.
KADIN-ERKEK AYRIMI YOKMUŞ!
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007 Ekim’inde karara bağladığı olayda K.A. ve F.A. karşılıklı boşanma, maddi ve manevi tazminat ile nafaka davası açtı. Yerel mahkemede istediğini alamayan eş temyize gitti. Yerel mahkemenin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin temyiz kararına direnmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan şu karar çıktı: “... Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesinde maddi tazminat talebi için kadın ve erkek yönünden bir ayrım yapılmamıştır. Olayda, koca; kendi kusuruyla yol açmadığı boşanma yüzünden, evlilik düzeni bozulmuş; en azından evin bakımı, temizliği gibi kadının ev işlerine emeğiyle sağladığı katkıdan yoksun kalmıştır. Koca, bozulan bu düzenini ileride yeniden kurmak ve elde etmek için maddi külfet yapmak zorunda kalacaktır. Çalışmayan kadının edinilmiş mallarda katkı payı isteyebileceğini kabul eden Türk Medeni Kanunu sisteminde, maddi tazminat ile sorumlu tutulamayacağını önceden kabul etmek imkansızdır. Kadının, ev kadını olması ve evlilik birliği içinde gelirinin bulunmaması, tazminat sorumluluğunun esasıyla ilgili değil, tazminatın kapsamını belirlemekle ilgilidir. Bu bakımdan, maddi tazminatın koşulları oluşmuştur. Açıklanan sebeple, özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.”

‘Dönüşüm’ en fazla kadınları etkiliyor

Safiye Alağaş

MARMARA ve Işık Üniversiteleri öğretim görevlileri tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2001 krizinden bu yana ekonomik alanda yaşanan değişimler kadınları daha fazla etkiledi. Araştırmada kadınların erkeklere oranla daha fazla psiko-sosyal sorunlar yaşadığı belirtilerek, krizin ardından getirilen “Geçici İş İlişkisi”, “Kısmi Süreli İş Sözleşmesi”, “Belirli Süreli Sözleşme”, “Çağrı Üzerine Çalışma”, “İş Zamanı Denkleştirilmesi”, “Telafi Çalışması” gibi düzenlemelerin kadınları çalışma yaşamının dışına ittiği tespit edildi.
KADINLAR KAYIT DIŞINA
Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Melda Yaman Öztürk, Işık Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nurcan Özkaplan ve Yazar Nuray Ergüneş tarafından hazırlanan “2001 Krizinin Ardından Yaşanan Dönüşüm İş Yaşamı, Sağlık ve Eğitim Alanında Yeniden Yapılanmalar ve Kadınlar Üzerindeki Etkileri” konulu araştırmada kadınların çalışma yaşamındaki konumu ve 1980 ve 2001 ekonomik krizlerinin ardından ekonomi alanında yaşanan dönüşümler konusunda çarpıcı tespitlere yer verildi.
Özellikle 2001 krizinin ardından hükümetler tarafından yapılan “Geçici İş İlişkisi”, “Kısmi Süreli İş Sözleşmesi”, “Belirli Süreli Sözleşme”, “Çağrı Üzerine Çalışma”, “İş Zamanı Denkleştirilmesi”, “Telafi Çalışması” düzenlemelerinin kadınları çalışma yaşamının dışına ittiğine dikkat çekilen araştırmada, kadınların kayıt dışı istihdam edilmelerinin de önünün açıldığı belirtildi.
Araştırmada yer alan 2006 yılındaki verilere göre tarım sektöründe kadınların yüzde 99’u, sanayide yüzde 47’si, hizmet sektöründe yüzde 43’ü, serbest mesleklerde de yüzde 48’i kayıt dışı çalıştırılırken, Mart 2007 verilerine göre ise aktif sigortalı kadın sayısı 3 milyon, üniversite mezunu kadınların istihdam edilme oranı da yüzde 30 olarak ifade edildi.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Yazar Nuray Ergüneş, krizlerin ‘80’li yıllarda uygulanan ekonomi politikalarına dayandığını söyledi. “Dünya genelinde Keynesyen politikalardan neoliberal politikalara geçiş sürecinde sosyal hakların kısıtlanması, özelleştirmeler, işçi sınıfının baskılanmasına paralel bir seyir izlemiştir” diyen Ergüneş, Türkiye’de de buna paralel bir ekonomik oluşumun kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.
ESNEK ÜRETİM YAYGINLAŞTI
Ergüneş, küresel ekonomik politikaların uygulanmasıyla birlikte Türkiye’de kadınların çalışma yaşamını daha fazla etkilediğine dikkat çekerek, kadın emeğinin esnek üretim süreçlerinde kullanımının yaygınlaştığını ifade etti. Kadının hem ev işlerini sürdürdüğünü, hem de çalışma yaşamına dair haklarının budandığını dile getiren Ergüneş, “Kadınlar toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı erken evlilik, erken gebelik, cinsel yollarla bulaşan hastalıklar, kanser, kronik hastalıklar gibi sağlık sorunları yaşıyor. Erkeklere oranla daha fazla psiko-sosyal sorunlar da yaşıyor. Bunlara bir de kadının hem ev içinde karşılıksız çalışması hem de uzun çalışma saatleri ile esnek bir biçimde istihdam edilmesi eklendiğinde kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı güçlükler görülebilir. Sendikal hakları elinden alınmış, sosyal güvencesiz, is güvencesiz çalıştırılan kadınlara yönelik pozitif ayrımcı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır” dedi. (İstanbul/DİHA)
ÖNCEKİ HABER

Marmaris’i delik deşik edecekler

SONRAKİ HABER

Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanları görevden alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa