26 Ekim 2009 04:00

Hoş görmek mi, hor görmek mi?

Yazacaklarıma başlamadan önce, anlatmak istediklerimi daha iyi anlamanız açısından sizlere kendimle ilgili birkaç bilgi aktarmak istiyorum. Öncelikle ben vatansever (milliyetçi) biriyim.

Paylaş

Yazacaklarıma başlamadan önce, anlatmak istediklerimi daha iyi anlamanız açısından sizlere kendimle ilgili birkaç bilgi aktarmak istiyorum. Öncelikle ben vatansever (milliyetçi) biriyim. Hatta koyu renk takım elbise, altına beyaz çorap, mapusane ayakkabıları giyilene, belde silah çek senet tahsildarlığına başlanana kadar iyi bir ülkücüydüm. Yani anlayacağınız, eski tabirle sağ görüşlüyüm ve askerliğimi Güneydoğu’da yaptım.
Uzun lafın kısası; 2009 yılı 1 Mayıs kutlamaları için Kadıköy’de İskele Meydanı’nda konuşmaların başlamasını beklerken, miting meydanına gelen kalabalık bir grup (Emek Partisi) dikkatimi çekti. Yanımda bulunan (kendisine çok değer verdiğim bir arkadaşıma) “ş…leri görüyor musun? O kadar pankart var ama bir tane Türk bayrağı taşımıyorlar” diye söylendim.
Birkaç gün sonra arkadaşım işyerinde yanıma gelerek, eğer sorun olmayacaksa beni o gün küfrettiğim partinin yöneticilerinden biriyle tanıştırmak istediğini, o kişiye de benden ve söylemiş olduğum cümleden bahsettiğini, onun da benimle tanışmak istediğini söyledi. Ertesi hafta için 15 dakikalık bir görüşme ayarladık. Görüşmeye gittiğimizde kafamda soruları çoktan sıralamıştım. Kesin ve net cevaplar istiyordum. xÖyle de oldu. Ama 15 dakika değil tam bir buçuk saat görüştük. Ben sordum o cevapladı, o sordu ben cevapladım. Sosyalist bir düşünceye sahip, sosyalist bir parti (Emek Partisi) yöneticisi olmasına karşın, ne kadar çok ortak noktamız olduğunu fark ettim. Geçmiş dönemlerde çeşitli görüşlere sahip birçok arkadaşım olmasına rağmen, gerek birbirimizi kırmamak, gerekse kişisel saygıdan olsa gerek bu konuları tartışmamıştık bile. Ya da kendi benimsediğimiz düşüncelerin dışındaki düşüncelerin bizlere öcü olarak tanıtılmış olmasından olsa gerek ki, varıp da sormamıştık o zamanlar.
İnsanca yaşamaksa kardeşlik, açılım paylaşımsa eğer, herkesin fazlasına hakkı var. İstediğimiz, söylediğimiz hep aynı aslında, hor görülmemesi bir tarafın, hangi taraf olursa olsun. Sonuçta eğitim, hangi dilde olursa olsun önemli değil aslında. Yeter ki eğitim olsun. Kürtçe eğitim de olsun, televizyon da, radyo da, gazete de olsun. İnsanlar istedikleri dilde eğitim alsınlar, bilgilensinler. Doğu ve Güneydoğu’daki, Karadeniz’deki, Orta Anadolu’daki vatandaşımız bilgilensin, gelişsin, Batı’da ne yapılıyorsa orada da aynı imkanlar sağlanıp genişletilip, yapılabilir. Bunlara kimse bir şey diyemez zaten.
Sosyalist düşünce olsun, milliyetçi düşünce ya da başkaca düşüncelerde olalım, bu ülkenin işçi ve emekçileri olarak önemli olan birbirimize hoş görüyle yaklaşmak ve anlamak, anlamaya çalışmaktır. Bunu başarırsak sonra sorun diye bir şey kalmaz. Biz bunu başardık sanırım.
Bu ağabeyimle daha da ilerlemesi dileği ile çok iyi bir dostluk kurduk. Birbirimize hoş görü gösterdik, dinledik, anlamaya çalıştık. Biz yanılmış olabiliriz belki, ancak Hz. Mevlana, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaşi Veli gibi bu milletin değer verdiği, sözleri bugünlere kadar gelmiş, yaptıklarıyla örnek olmuş insanlar da mı yanıldı? “Gelin canlar bir olalım”, “Ne olursan ol yine gel” sözleri de mi yanılgıydı? Değil elbet. Hep hoş görü ile sevgi ile muhabbet istemi ile söylenmiş sözler bunlar. Çözüm, hor görmek, kabullenmemek, isyan etmekse eğer, birbirimize değil yıllardır yöre insanlarını sömüren köy ağalarına, aşiret reislerine, buralardan oy alabilmek için olup bitene çanak tutan politikacılara, bu ülkenin yeraltı yerüstü bütün zenginliklerimizi alan, kalanı da almaya çalışan en büyük bölücü ABD’ye ve AB’ye karşı olmalı. Unutmayalım ki arkadaş, dost sandığımız bu emperyalistler, hiçbir zaman çıkarsız iş yapmazlar. Bakın Irak’ın haline. Adamlar şu an Saddam’ı arar konuma geldiler. Bizde farklı mı olacak? Bir Türk yine bir Amerikalı veya İngiliz tarafından yönetilmek, ondan emir olmak daha mı iyi? Her şey daha mı güzel olacak sanıyoruz? Hiç sanmam. Bugünlerimizi, senelerdir, pardon asırlardır süregelen aynı coğrafyadaki bu kardeşlik ve dostluğumuzu arar duruma gelebiliriz. Hem de çok kısa bir zamanda... Bana göre maşa olarak kullanılan bir örgüt ve onun İmralı’daki lideri her iki topluma da ihanet etmiş bu kişi Kürt halkı için savaşmıyor. Eğer öyle diyorsanız, şu an petrol zengini olan Talabani ve Barzani’ye bakın; kimi düşündükleri, kimler için çalıştıkları belli değil mi? Amaç Kürt-Türk kardeşliği açılımı ise gerçekten, eşitlik ise, hak ise olmalı bu açılım. Ancak bölücüler söz konusu olduğunda -ki konu ile uzaktan yakından en ufak alakaları yok- o zaman içeriden bölünmeye başlarız. Aynen ABD’nin istediği gibi... Sevr döneminde bölemediklerini şimdi yaptırmalarına izin vermeyelim derim.
Sayın ağabeyimle tanıştıktan sonra fikirlerimizi tartışmayı, birbirimizi dinlemeyi ve acaba yanlış düşünüyor muyum sorusunu kendime sormayı başardığıma inanıyorum. Birbirimizi tanımaya çalıştık. Dinleyip anlamaya çalıştık ve başardığımızı bilerek mutlu olduk. Bu ülkenin gerçekten bağımsız ve gerçekten demokratik olması gerektiği, bunun için de bütün işçi ve emekçilerin birleşmeleri ve mücadele etmeleri gerektiği konusunda birleşiyoruz. Laisizm ve benzeri pek çok konuda birleşiyoruz. Kürt ve Türklerin kardeşliği, tam hak eşitliği, bütün bunlar tamam ama bölünme asla. Bana göre bölücü örgüt ve onun başı bu ülkeyi bölmeye çalışıyor. Dedim ya; bizler iyi bir dostluk kurduk, sözünü ettiğim ağabeyimle tanışmadan önce Emek Partisi bana göre bölücü, terörist, vatan haini falan filandı. Tanışıp fikirlerini öğrendikçe yanıldığımı anladım. Ağabeyime de hep söylüyorum; bu partiyi işçilere, halka iyi anlatmalısınız. Ben işçi arkadaşlarıma anlatmaya başladım, sık olmasa da birkaçıyla birlikte gidip ağabeyimle çay içip sohbet ediyoruz. Demem o ki; neden tüm toplumlar, toplum içindekiler bizleri yönetenler aynı hoşgörüyü göstermesinler? Birbirimizi hor görmek, aşağılamak, dışlamak yerine hoşgörüyle, sevgi ve saygı ile bakmayı, bu şekilde yaşamayı mutlaka başarmalıyız. Tanışmamıza vesile olan arkadaşıma da ayrıca teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın. Saygılarımla!..
KAMİL ERDEM - Siemens işçisi
ÖNCEKİ HABER

Bu ne çelişki!

SONRAKİ HABER

Fransa'nın Lyon kentinde patlama: 13 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa