ZiRVE AKP’YE YETTi!

ZiRVE AKP’YE YETTi!

Kamuoyu günlerce bu görüşmeyi bekledi. Başbakan Pakistan gezisinde ‘İrtica Eylem Planı’yla ilgili “Dönünce görüşeceğiz TSK bu lekeyi kaldıramaz” açıklamaları yaptı.


Kamuoyu günlerce bu görüşmeyi bekledi. Başbakan Pakistan gezisinde ‘İrtica Eylem Planı’yla ilgili “Dönünce görüşeceğiz TSK bu lekeyi kaldıramaz” açıklamaları yaptı. Bu açıklamalar üzerine devletin zirvesini bir araya getiren Ankara’daki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kritik ve yoğun geçti. Gün boyu yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında ilk gündem ‘belge tartışmaları’ ve Başbuğ-Erdoğan görüşmesi oldu. Herkes jest ve mimiklerden sonuçlar çıkarmaya çalıştı.
GÜNDEM DİKKAT ÇEKİCİ
Gün boyu ikili bir araya geldi ve kısa süren konuşmalar yaptı. Ve nihayet akşam saatlerinde görüşme Başbakanlık Resmi Konutu’nda gerçekleşti. Haftalık olağan görüşme çerçevesinde gerçekleşen ve saat 18.20’de başlayan görüşmenin ana gündemini “Eylem Planı” ile ihbar mektubunun basın yayın organlarına nasıl sızdığı konusu oluşturdu. Gündemin TSK’nın “Belgeyi sızdıranlar ve yayınlayanlar hesap verecek” vurgusuyla örtüşmesi dikkat çekti.
BEKLENTİLER BOŞA ÇIKTI
Ancak sonuç beklendiği gibi olmadı. Ne ortaya atılan iddialarda olduğu gibi belgede adı geçen Orgeneral Hasan Iğsız görevden alındı ne de Başbuğ’un görevden alınması gündeme geldi. Hatta AKP Hükümeti’nin muhalefeti karşısına alarak çıkardığı askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması bile gündeme gelmedi.
Başbakan’la Genelkurmay Başkanı’nın “İrticayla Mücadele Planı”nı konuştuğu toplantıdan “Askeri ve sivil soruşturma sürüyor. Herkes sonucunu beklesin” mesajı çıktı.
Oysa Emekli Askeri Hakim ve Avukat Ümit Kardaş, askeri yargının yetkisizlik kararı vererek dosyayı sivil mahkemeye göndermesi gerektiğini gazetemize açıklamıştı.
‘YIPRATMAYIN’ VURGUSU
Toplantı sonuç metnine göre, Başbuğ ve Erdoğan bu soruşturmaların sonucunda “Gerçeğin en kısa zamanda ortaya çıkmasını” bekliyor. Yine bu metne göre “Herkese düşen görevin, sürecin sonuçlanmasını beklemek; kişi ve kurumları hedef alan davranış ve yorumlardan kaçınmak” olduğunu düşünüyorlar. Bu açıklamalarla zirvede TSK’nın ve Başbuğ’un ‘yıpratılmaması’ vurgusunun üzerinde durulduğu anlaşıldı.
SON DAKİKA İPTALİ
Bu kritik görüşme ve aylar sonra bir subayın savcılara gönderdiği ıslak imzalı belge ve ihbar mektubuyla tekrar gündeme gelen irtica eylem planı nedeniyle tüm gözler askerdeydi. Pek çok soruya Genelkurmay Başkanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında yanıt aranacaktı. Ancak Genelkurmay Karargahı’nda dün saat 11.00’de yapılması planlanan haftalık basın bilgilendirme toplantısı iptal edildi. İptal gerekçesi ise açıklanmadı.
İHBAR MEKTUBU: BAŞBUĞ BİLİYORDU
“İrticayla Mücadele Eylem Planı” bir subayın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara gönderdiği ihbar mektubuyla yeniden gündeme gelmişti. Mektubun ekindeki belgelerden birinde, belgeyi hazırladığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek’in imzasının olduğunu Adli Tıp doğrulamıştı. İhbar mektubunda, Başbuğ’un bu belgeden haberdar olduğu, hazırlanmasıyla ilgili direktifi Orgeneral Hasan Iğsız’ın verdiği, belge basına yansıyınca Genelkurmay’da kanıtların yok edilmesi için temizlik yapıldığı iddiaları da yer alıyordu.

iMZAYA ALMAN USULÜ!
“İrtica ile Mücadele Eylem Planı’’ başlıklı belgenin, ‘ıslak imzalı’ aslının bulunmasıyla başlayan tartışmalar, yeni bir boyut kazandı. Şimdi bu belgenin de, ‘imza makinesi’ ile üretilmiş olabileceğini öne sürenler var. Bu gelişmeyi, “Islak imzayı sulandırma makinesi” olarak niteleyenler de.
Ancak gelişen teknolojiyle artık kriminal laboratuarlarda, imzanın hangi tarihte atıldığı tespiti yapılabiliyor. Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasında Alman polisi, mürekkebin kuruma hızını dikkate alarak, üzerinde 2004 tarihi bulunan bağış makbuzlarının aslında 2006 yılında düzenlendiğini saptamıştı.
Bir ihbar mektubu ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen belgenin aslında yer alan Albay Dursun Çiçek imzası da, fotokopisinin ortaya çıkmasından sonra düzenlenmiş ise mürekkebin kuruma hızı dikkate alınarak belirlenebilecek

SUBAYA iLANLI ÇAĞRI
Savcılık, ihbar mektubu yazan meçhul subayı arıyor. Bu çerçevede savcıların kamuoyu önünde, “herkesin hukuka yardımcı olmasını isteyerek” genel bir ‘çağrı ilanı’nda bulunmaları da üzerinde düşünülen formüller arasında. İmzasız ihbar mektubunun sonunda, “Sayın savcım, tanık olarak çağırmanız durumunda da gelmeye hazırım” ifadesi bulunuyordu. Mektuptaki bu ifade nedeniyle kamuoyunda, ihbarda bulunan kişinin aslında savcılıkça bilindiği ancak açıklanmadığı kanaati oluşmuştu.

ARINÇ FERAHLADI
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Erdoğan ve Orgeneral İlker Başbuğ görüşmesine ilginç bir yorum getirdi. Arınç görüşme sonunda yapılan açıklamanın “ferahlatıcı” olduğunu ve şimdilik yeterli görülebileceğini dile getirdi. Belgede yazılı olanlar ve ihbar mektubunda iddia edilen birtakım konuların, ‘Üzerinde durulmaya değer, önemli konular’ olduğunu belirten Arınç, belge bir şekilde savcılara ulaştıktan sonra siyasetçilerin ve ilgili kurumun, sadece ‘‘Neden bu belge şimdi ortaya çıkmıştır’’ konusu üzerinde durduğunu ifade ederek, bunun yanlış ve eksik olduğunu söyledi.

DANIŞMAN DARBE PLANLAMIŞ

Aylardır tartışılan ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın, ıslak imzalı orijinalini bir ihbar mektubu ile savcılığa gönderen subayın mektubu, başka bir skandalı daha ortaya çıkardı.
22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın emri ile hazırlandığı iddia edilen “Bilgi Destek Planı” dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Orgeneral Nusret Taşdeler’in imzasını taşıyor. Taşdeler’in bu belgeyi hazırladığı dönemde Başbakan Erdoğan’ın askeri danışmanı olması ise olayı bir başka boyuta taşıyor. Harp Akademileri Komutanı olan Taşdeler, Ağustos 2007- Ağustos 2008 döneminde Başbakan Erdoğan’ın askeri danışmanı olarak görev yaptı. Taşdeler’in askeri danışman olarak görev yaptığı dönemde hükümet, sınır ötesi operasyon için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yetki aldı.

GÖRÜŞME NEDEN ÖNEMLİYDİ?

Ankara’nın kilitlendiği görüşme öncesinde AKP kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, Erdoğan ile Başbuğ’un yapacakları görüşmenin önemine işaret edilerek, şu görüşler dile getirildi: Son olarak ortaya çıkan belgelerden, bu belgenin bir albayın kendi başına yapmadığı yönünde güçlü emareler var. Bu nedenle Başbakan, öncelikle bunu soracak ve gereğinin yerine getirilmesi istenecek. Ortada bir anayasal suç mevcuttur. Bu suçun yasalarda karşılığı neyse onun yerine getirilmesi istenecek. Başbakan’ın bu noktada çok kararlı.”


İKİLİ ARASINDA 11 AYDA 13 GÖRÜŞME

Başbakan Erdoğan ve Org. Başbuğ’un ocak ayında başlayan haftalık olağan görüşmelerine 2.5 ay ara verilmişti. Son olarak 15 Eylül’de baş başa görüşen Erdoğan ve Başbuğ, önceki gün baş başa bir görüşme daha yaptı. Başbakan’ın isteği ile başlayan Genelkurmay Başkanı ile haftalık olağan görüşmelerin tarihi şöyle:
*22 Ocak: 120 dakika
*5 Şubat: 130 dakika
*12 Şubat: 140 dakika.
*19 Şubat: 140 dakika
*31 Mart: 120
*22 Nisan: 150 dakika
*30 Nisan: 45 dakika
*21 Mayıs: 110 dakika
*16 Haziran: 145 dakika
*30 Haziran: 90 dakika
*15 Eylül: 130 dakika
* 29 Ekim: 80 dakika.
www.evrensel.net