31 Ekim 2009 00:00

HAYAT YAZILARI

Daha İstanbul camilerinin mahyalarına kimin müdahale ettiği netleşmeden yeni bir yazı ile karşılaştık.

Paylaş

Daha İstanbul camilerinin mahyalarına kimin müdahale ettiği netleşmeden yeni bir yazı ile karşılaştık. Cumhuriyet fazilettir, ifadesini tartışmadan önce, bu ibarenin iki minare arasında görülmesinin ne anlama geldiğini ele almalıyız. İslam’ın ancak cumhuri rejimlerle yaşanması gerektiği daha Osmanlı döneminde bir çok İslam aydını tarafından dile getirilmiş, hararetle savunulmuştur.
Cumhuriyetin alternatifi saltanat olarak mı okunmalıdır yoksa cumhuriyet bir ulus devlet hamlesinin Türkiye yansıması mı dır? Eğer öyle ise çoğulcu yapıya sahip devletler İslam’a aykırı yönetim biçimleri olarak görülmeli ama tek tipleştirmeyi devlet eliyle hayata geçiren rejimler İslam’a daha mı uygundur? Bundan on dört asır önce Peygamber’in en yakın arkadaşlarının birisinin Farsi diğerinin Habeşli kimliği ile anılması cumhuriyetin fazileti açısından nereye oturtulmalıdır?
Türkiye ya da Ortadoğu’daki kimi uygulamaları cumhuriyetin esası olarak yorumlamak elbette tartışılabilir. Hatta bu bölgede yaşananların adını cumhuriyet koymanın imkansızlığına da inanıyor olabilirsiniz. Eğer soruna böyle yaklaşıyorsanız “Evet cumhuriyet fazilettir ama bu manzaranın cumhuriyetle ne alakası var…” diye söze başlamanız gerekir. Zira camilere asılacak yazılara bile devletin karar verdiği bir rejime cumhuriyet demek mümkünse o zaman nasıl bir cumhuriyet sorusu ile yüzleşmek gerekir.
Yok eğer tek başına cumhuriyet tanımlaması artık ciddi bir ayırt edici nitelik sayılamazsa bu cumhuriyetin faziletli olabilmesi için sıfatlarının yeniden net biçimde tanımlanması gerekir.
Hukuk devleti ilkelerinin, insan hakları değerlerinin bu kadar kolay askıya alınabildiği bir cumhuriyetin halk açısından ifade ettiği anlam ile devlet açısından ifade ettiği anlam arasındaki makas gittikçe açılmaktadır.
Yoksulluğun, yolsuzluğun gün gittikçe toplumsal tabanının genişlediği bir cumhuriyeti halkın yönetim biçimi haline getirmek için sadece yasakların kaldırılması yetmez ama bu noktadan bile oldukça uzaktayız. Sadece dış dinamiklerden gelen baskılarla özgürlük alanını genişletmeye çalışan, hâlâ toplumsal talep ve mücadeleleri tehdit olarak gören bir yaklaşımla cumhuriyeti faziletli kılmak mümkün mü?
Anayasası bu kadar amalarla dolu bir ülkede cumhuriyetin fazilet olduğunu da amalı cümlelerle taçlandırmamız gerekiyor. Hala “devletin ülkesi ve milleti...” gibi tanımlamaları kutsayan bir cumhuriyetin cumhurla olan kavgasını önemli bir dert edinmesi gerekiyor. Aksi taktirde “cumhuriyet fazilettir” ifadesi bizi tanımlamaya yetmeyecek ve “En faziletli cumhuriyet, cumhursuz cumhuriyettir” ibaresini camilerin minarelerine asmaya başlayacağız.
Ayhan Bilgen
ÖNCEKİ HABER

İlaçta ‘makbuz’ gerilimi!

SONRAKİ HABER

Mobilya fabrikasında çalışan İşçi Erol Karaş’ın sol kolu makineye sıkıştı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa