31 Ekim 2009 04:00

BAŞYAZI

“Eh, ‘kağıt parçası’ denilen belgenin ‘ıslak imzalı’ aslı bulundu, artık gerçek ortaya çıktı ve konu daha rahat tartışılabilir” ...

Paylaş

“Eh, ‘kağıt parçası’ denilen belgenin ‘ıslak imzalı’ aslı bulundu, artık gerçek ortaya çıktı ve konu daha rahat tartışılabilir” diye düşünülürken, militarizm yanlısı ve statükocu güçlerin, gerçekleri karartmak ve kafa karıştırmak için yeni hamlelerine tanık olduk. Daha doğrusu, komplo teoricilerinin desteğindeki militarizm tutkunları takımı, daha şimdiden yeni bir mevzi kazmaya koyuldular.
Şimdi onlar, “Islak imza atan makine ABD’den bin dolara alınabiliyormuş”, “Belgeyi 12 Haziran’dan beri saklayan subay neden şimdi bu belgeyi ortaya çıkarmış!”, “Belge neden postayla gönderilmiş?”, “Belge gerçek diyen Adli Tıp ekibi oraya yeni atanmış!” gibi iddialar ve sorularla asıl gerçeğin üstünü örtmek için uğraşıyorlar.
Peki, belgenin bunca zaman saklanması, tam da şimdi piyasaya sürülmesi iyi niyetle ya da masum gerekçelerle açıklanabilir mi?
Eğer teknoloji imkan veriyorsa, “belge bu” diyenler, eğer ellerinde gerçek belge yoksa, “ıslak imza makinesi” alıp kullanmamış olabilir mi?
Hiç sanmıyoruz. Çünkü, zaten bu belgeyi hazırlayanlar ve onların yakınında bulunanlardan kontra olmayan, masum amaçlı eylemler beklenemez. Onlar bu tür eylemleri ancak zorunda kaldıklarında yaparlar. Hele içinde hükümetin, sermaye partilerinin bir ucunda bulunduğu bir gelişmede siyasi çıkar gözetilmeden, faturasını halka ya da rakiplere mal etmek istenmeyecek, sadece gerçeğin ortaya çıkması için çabaladıkları bir durum olabilir mi? Elbette olamaz. Böyle bir beklenti içinde olmak aşırı saflık olur.
Yukarıdaki soruları ve iddiaları öne çıkaran statükocular, kuşkuları gidermek için sorulabilecek ikincil, üçüncül önemdeki soruları, Genelkurmay’da hazırlandığı artık hayli kesinleşen kendi yurttaşlarına karşı psikolojik hareket düzenlemenin belgesi hakkında şüpheler uyandırmaya çalışıyorlar.
Bu militarist çevrelerin tipik tutumunun devamıdır. O tutum da Genelkurmay’da ne yapılırsa, “doğrudur, haklıdır”, orda yanlış bir şey yapılmaz zihniyetidir.
Bu çerçevede, Genelkurmay Başkanı ile Başbakan’ın, Cumhuriyet Bayramı akşamı vardıkları; “Herkese düşen oturup beklemektir. Asker ve sivil yargı işin aslını ortaya çıkaracaktır” içerikli uzlaşması, ilk bakışta çok makul görünse de, gerçekte bu da sorunun uyutulması ve tarafların ihtiyacına göre kullanılmak üzere yeniden sahneye sürülecek biçiminde el altında bulundurma amacına yönelik bir uzlaşmadır. Ama onlar uzlaşsa bile tartışmalar sürecek, kimse beklemeyecektir!
Çünkü ortaya çıkan gerçek, bu belgenin Genelkurmay’da görevli bir grup subayın suç eylemi, bir takım kötü insanların faaliyeti değildir. Daha önce de Genelkurmay’da benzer faaliyetler sürdürüldüğü, cunta ve darbe girişimleri olduğu, bunların kuvvet komutanlarının bazılarının da içinde bulunduğu, tanıklarıyla, az çok inkar edilemez belgeleriyle ortaya çıkmıştır. Dursun Çiçek imzalı belge de, aslında aynı faaliyetlerin devamıdır.
Dolayısıyla sadece imzası bulunanlar ya da bu belgenin hazırlanmasında bir mekanizmada yer alanlardan öte böyle reflekse, böyle bir mekanizmanın işlemesine meşruiyet sağlayan zihniyetin sorgulanması önemlidir. Bu zihniyete dayanak olan TSK İç Hizmet Kanunu, bu kanunun özellikle de 35. maddesi ile TSK’ya ülkenin iç politikasına müdahale edecek sorumluklar yükleyen her tür yasa ve yönetmeliğin ortadan kaldırılmasını merkeze almadan yapılacak yargılama bir görev suiistimali yargılamasını aşamaz. Ve böyle olunca da iş dönüp dolaşıp, 1982 Anayasası’nın ruhunu veren, “Başlangıç ilkeleri”ne ve “Değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerine gelmektedir.
Dolayısıyla; bir yandan “kim yaptı”, “kim emir verdi”, “kim sakladı” tartışması sürerken asıl olarak da, sistem sorgulamasını gündemin ön sıralarına almak gerekiyor. Çünkü sorun açıkça bir sistem sorunu; bir kontrgerilla faaliyeti sorunudur. Aysbergin altında gerçeği bulacaksak, bu sorunu sistemin bir dışa vurumu olarak görmeliyiz.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Kışladaki şüpheli ölümler açıklama bekliyor!

SONRAKİ HABER

Game of Thrones'un yeni serisi 2020'de yayımlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa