31 Ekim 2009 04:00

Hastaneler savaş uçağı, okullar bomba, yollar tank olur mu...

Egemen sınıflar her zaman kendi sınıfsal çıkarlarını ulusal-toplumsal çıkarlarmış gibi göstermiş, bu yolla taban bulmaya, gerçekleri ters yüz etmeye ya da bütünüyle gizlemeye çalışmışlardır.

Paylaş

Egemen sınıflar her zaman kendi sınıfsal çıkarlarını ulusal-toplumsal çıkarlarmış gibi göstermiş, bu yolla taban bulmaya, gerçekleri ters yüz etmeye ya da bütünüyle gizlemeye çalışmışlardır. Çıkardıkları savaşların, içine düştükleri krizlerin, hedefledikleri devasa kârların faturası emekçi halka çıkarılmıştır. Bu genel gerçek ülkemiz açısından da geçerlidir: Dillerine pelesenk ettikleri ‘ulusal çıkarlar’ adına askeri anlaşmalara imzalar atılmış, ülke sınırları dışına asker gönderilmiş, sınır ötesi operasyonlara girişilmiş, uluslararası karasularda donanmalar bulundurulmuş, askeri operasyonlar ve tatbikatlar yapılmış, Ortadoğu’dan, Kafkaslara kadar uzanan stratejiler tespit edilmiş, hayali düşmanlıklar yaratılmış ve yaratılmaya devam edilmektedir.
Ülke içinde de durum farklı değil. Toplumsal sorunların çığ gibi büyümesine ve yoksulluğun, açlığın, işsizliğin artmasına neden olan politikalarda ısrar edilmekte, sermaye sınıfının istek ve çıkarlarını güvence altına alan politikalar ‘ulusal-toplumsal çıkarlar’ demagojisiyle işçi ve emekçilere kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Kürt sorununda gerçek bir çözümü hedeflemeyen, inkar politikasını temel gören ve askeri çözüm yöntemlerini tek geçerli politika olarak tespit eden tutumda da aynı propaganda malzemeleri kullanılmaktadır.
Türkiye ne komşu bir ülkeyle savaş halindedir ne de sınırları tehdit altındadır. Tersine emperyalizmin yayılmacı politikalarının arkasına takılmadıkça, komşu halkların egemenlik hakları ve iç sorunlarına karşı dostça yaklaşma ve aradaki sorunları barışçı yollarla çözme amacı güttükçe herhangi bir sorunla karşı karşıya kalmayacağı ortadadır. Objektif konjonktür böyle olmasına rağmen silahlanmaya harcanan bütçe, askeri giderler, bakım, onarım, savaş araç ve gereçlerinin modernizasyonu, asker sayısı, operasyonlar, NATO ve ABD’nin istekleri doğrultusunda sınırlar dışında asker bulundurma, Ege’de yapılan ‘it dalaşları’, sınır ötesi operasyonlar vb. savaş halinde bulunan bir ülkenin bütçesine denk düşecek hatta aşacak bir boyuttadır.
Yukarda sayılan askeri faaliyetler çoğu zaman yetkililer tarafından yapılan kısa bir açıklamanın konusu olur ya da medyada sıradan askeri bir faaliyet hatta ‘rutin operasyonlar veya tatbikatlar’ olarak yer alır. Söz konusu ‘rutin’ tatbikatların veya operasyonların maddi yükü dudakları uçuklatacak boyutlardadır. Ancak ordu ve ulusal savunma alanında şimdiye dek izlenen politikalar ve ulusal savunma safsataları bir tabu durumuna getirildiği ya da öyle kabul ettirildiği için bu konudaki gerçek bilgiler çok kısıtlı ve yüzeysel olmanın ötesine geçememektedir. Dolayısıyla askeri harcamalar ve sübvansiyonlar çoğu zaman ‘gizli’ ve ‘Ulusal güvenlik nedeniyle açıklanması sakıncalı’ olarak değerlendirilmekte ve gerçek rakamlar bilinmemektedir. NATO kaynakları Türkiye’nin askeri harcamalara GSMH’nin yüzde 1.8’ine denk düşen miktarlarda bütçe ayırdığını ortaya koymaktadır. Bu oran Belçika, Danimarka, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, İspanya, Kanada gibi bir çok ülkenin harcamalarının çok üstünde bulunmaktadır ve devasa bir orandır.
Türkiye genel silahlanma yarışında dünyada 10., savunma harcamalarında ise NATO içinde 8. sırada yer almaktadır. Diğer yandan yukarıdaki rakamın genel toplamı yansıtmadığı ve NATO kaynaklarında yer alan oranların daha çok NATO ile ilişkili giderlerle ve genel silahlanmayla sınırlı olduğu, konu hakkında bilgisi olan herkesin tahmin edeceği bir gerçektir. Toplam asker sayısı, her türlü donanım, bakım, onarım, yiyecek, içecek, personel aylığı vb. göz önünde bulundurulduğunda ise GSMH’nin yüzde 5’ine denk düştüğü tahmin edilmektedir. Ancak bu oran bile 500-600 bin kişilik modern donanımlı bir ordunun harcamalarının gerçek boyutlarını ortaya koymaya yeterli bir oran değil.
Devlet yetkilileri askeri harcamaların genel tutarının kaç bakanlığın giderleriyle eş olduğunu ya da kaç bakanlığın bütçesinin iki katı olduğunu açıklarsa sorun daha iyi anlaşılmış olacaktır. Örneğin askeri bütçenin, sağlık bakanlığının ya da eğitim bakanlığının bütçeleriyle kıyaslanması durumunda nasıl bir sonuç ortaya çıkmaktadır?
Türkiye bölge ülkeleri arasında güçlü bir orduya ve donanıma sahip bir ülke olarak bilinmektedir. Güçlü bir ordu ve donanım ise devasa miktarlarda bütçe demektir. ‘Milli savunma ve güvenlik nedeniyle’ hükümet tarafından detayları açıklanmayan askeri harcamaların boyutlarını daha iyi anlamak açısından bir başka NATO üyesi olan Yunanistan’ın (Ki kamuoyundan saklanamayan kısıtlı, genel bilgiler bunlar) askeri harcamalarına bir göz atmak sorunun anlaşılması bakımından oldukça açıklayıcı olacaktır. Yunanistan’ın 2009 bütçesinden savunma bakanlığına ayırdığı bütçe 6.5 milyar avrodur. Son on yılda Ege semalarında uçan savaş uçaklarının (it dalaşlarında) bakım, yakıt ve mürettebatı için 1.8 milyar, gemilerin yakıt, bakım ve mürettebatı için 1.4 milyar, kara, deniz ve hava komutanlığına bağlı orduların beslenme, bakım, araç-gereç masrafları için 122 milyar avro harcanmıştır. Bu ise NATO’nun Yugoslavya’ya yönelik savaşta harcadıklarının 61 katı yada bu ölçülerde 61 savaş anlamına gelmektedir veya iki körfez savaşı demektir.
Türkiye’nin asker sayısı Yunanistan’ın en az 5-6 katıdır ve askeri faaliyetlerinin boyutları ve alanları ise tartışılamayacak kadar geniştir. İster istemez Türkiye kaç savaşın giderlerine denk düşen askeri harcamalar yapmaktadır sorusu akla gelmektedir. Savaş uçakları üreten şirketlerin verdikleri bilgiye göre, bir savaş uçağının bir saatlik uçuşu 15-20 bin avro arasında değişmektedir. Bu miktar, yakıt, eleman ücretleri, bakım ve radar masrafları göz önünde tutularak hesap edilmektedir.
2008 yılından bu yana, Türkiye, sadece Ege semalarında it dalaşları için 46 bin 150 defa uçak kaldırmıştır. Her savaş uçağı havada en az bir veya bir buçuk saat kalmaktadır. Bu sayıya bölgede, Irak üzerinde, operasyonlarda, tatbikat ve eğitimlerdeki saat sayısı eklendiğinde ortaya nasıl bir rakamın çıkacağı ortadadır. Deniz kuvvetleri komutanlığına bağlı donanmaların giderlerinin ise daha vahim rakamları ortaya çıkaracağı kesin. NATO’ya bağlı ülkelerin donanmalarına bağlı her savaş gemisinin günlük gideri yaklaşık olarak 55 bin avrodur. Bu miktar günün birçok saatinde hareket halinde olmayan bir gemi göz önünde bulundurularak hesaplanmıştır.
Danimarka üç yıldan beridir geçmişte, büyük bir gurur duyduğunu ifade ettiği denizaltıları kullanımdan kaldırmıştır. Danimarka önce denizaltıları üslerde hareketsiz tutma kararı almıştı. Oysa bakım ve onarım, personel vb. masraflar yüksek kalmaya devam edince bütünüyle kullanımdan kaldırma kararı almak zorunda kalmıştı.
NATO’nun istekleri doğrultusunda yurt dışına gönderilen asker ve asker donanımlarının çok büyük giderlere neden olduğu ortadadır. Ne bölgede ne dünyada hiç kimseyle savaş halinde bulunmayan bir halkın emperyalizmin çıkarları nedeniyle milyar dolarlar ödemek zorunda kalması egemen sınıfların kirli politikalarının bir sonucudur.
Kürt halkının ulusal ve demokratik haklarının kabul edilmemesindeki ısrarın işçi ve emekçilere neye mal olduğunu gizleyenler aynı zamanda düşmanlık tohumu ekenlerdir. Milliyetçi, ırkçı politikaları zemin yaparak halkın gerçek yurtseverlik duygularını tehlikeli bir biçimde kullanmaktadırlar. Halkı aldatmaktadırlar. Bölgede yapılan her operasyon, uçurulan her uçak için işçi ve emekçiler fatura ödemektedirler. Yıllardan beridir ‘ulusun çıkarları’ propagandasının arkasına gizlenerek sınır ötesi harekatlar yapılıyor. Her harekatın neye mal olduğu ise hiçbir zaman açıklanmamıştır. Bu konuda Meclis’te yer alan muhalefet partileri de her zaman suç ortağı olmuşlardır.
Askeri harcamaların boyutları göz önünde bulundurulduğunda ülkenin sürekli bir savaş içinde bulunduğunu belirtmek bir abartı olmayacaktır. Kaç hastaneyi savaş uçağı, kaç okulu bomba, kaç bin kilometrelik yolu tank yaptılar?
İşçi ve emekçiler er-geç sorumluların yakasına yapışacaktır.
SEYİT ALDOĞAN Gazeteci
ÖNCEKİ HABER

Gelişmeleri iyi okumalıyız

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa