01 Kasım 2009 00:00

ÖZGÜRLÜK

Bir albayın imzasının bulunduğu bir belge yayınlandı. Belge fotokopiydi, geçerliliği tartışılırken hukuk dünyasına ‘kağıt parçası’ kavramı sokuldu.

Paylaş

Bir albayın imzasının bulunduğu bir belge yayınlandı.
Belge fotokopiydi, geçerliliği tartışılırken hukuk dünyasına ‘kağıt parçası’ kavramı sokuldu.
Kavramı belli siyasi görüş yandaşları içten benimsediler.
Böylece bireysel bilgisizliğin dışavurumu toplumsallaştı; toplumsal cehalet belli bir siyasetin siyasi mücadele zeminini oluşturdu.
Derken fotokopinin aslı ortaya çıktı, bu kez belgede bulunan ve ‘ıslak’ diye tanımlanan albayın imzasındaki gerçekliğin gerçekliği tartışılıyor. Acaba gerçekten de imzanın albayın elinden çıkmış olması gerçeği gerçek mi? Ya imza el yazısıyla imzalama makinesinde kurgulanmışsa…Ya albayın bir yerdeki gerçek imzası yumurta akı yöntemiyle fotokopi kağıt parçasının altına gerçekmişçesine yerleştirilmişse…Bu olağanüstü zeka ürünü savunmanın hücumu stratejisinin temeline yerleştirilen varsayımlar toplumsallaştırılan cehaleti televizyon kanallarında, köşe yazılarında, bilir adam (ya da kadın) yorumlarında ‘komplo’ siyasetinin en vurucu hukuki-siyasi silahı olarak kullanılıyorlar. Bu, dışa vurulan olağanüstü zekaya ben de kendi zekamı katmak istiyorum. Bu yazıyı da o amaçla yazıyorum.
Komplo bir kişiye, kuruma, özellikle devlete karşı birlikte hareket edenlerin mevcut verileri değerlendirerek aldıkları amaca uygun ortak davranış kararıdır.
Komplo siyaseti de bu davranış kararını uygulayabilme yoludur.
İşe mevcut verilerin ışığında durumu tahlil ederek başlayalım.
Önce stratejimizi belirleyelim: Siyasi iktidarın, yani hükümetin ve yandaşlarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratarak güçsüzleştirme amacı güttüğünü vurgulayıp onu toplum karşısında tecrit edeceğiz.
Stratejimizin içeriğinde bir zaaf var: Yürütme devletin organıdır; TSK ise organ değil kurumdur. Devletin bir organı (yürütme) nasıl olur da ve neden kendisine bağlı, kendi sorumluluğu ve denetimi altındaki kurumu (TSK) yıpratmak, güçsüzleştirmek ister? Bu zaafı gidermek zor değil. Bu bilgisizliği toplumsal cehalete dönüştürürüz kimseler anlamaz. Zaten bu soruyu soran da olmaz.
Şu an ki mevcut verilere bakalım: En yoğun neyi tartışıyoruz? Altında bir albayın imzası bulunan belgeyi. Bu belge suç oluşturan eylemleri kanıtlıyormuş. Öyle ise belgeyi üç unsur açısından irdeleyelim. Birinci unsur maddi olay, yani belgenin varlığı; belgedeki imza gerçek değilse ortada belge yoktur, kağıt parçası vardır. İkinci unsur zamanlama; imza fotokopiydi ama dört buçuk ay sonra aslı olduğu ileri sürülen bir başka kağıt piyasaya sürüldü. Niye dört buçuk ay sonra? Ne beklendi ? Üçüncü unsur amaç; siyasi iktidar önce fotokopi, dört buçuk ay sonra gerçek diye ilan ettiği belge ile neye ulaşmak istiyor?
Şimdi, mevcut veriler ışığında zeka ürünü siyasi yol önerimi sunuyorum.
Birinci unsur, maddi olay: Gerçek imza gerçekten gerçek mi? El yazısıyla imza makinesi, yumurta akı uygulaması ile gerçek imzayı bir başka kağıda nakletme becerisi, bunlar bana çok da vurucu gelmiyor. Günümüzde bilimin ulaştığı noktadan hareket edelim: Genetik! Albayın saç telinden elde edilen kök hücreden imza atan elin kopyası üretilmiştir ve imza bu kopyalanmış ele attırılmıştır. Gerçeğin gerçekliği böyle sorgulanır. Gerçeğin gerçekliği gerçek değildir. İmza el yazısıyla imza makinesinin ürünü değildir, yumurta akı ile nakledilmemiştir, genetik alanındaki buluşlardan yararlanılarak üretilen el tarafından atılmıştır. Buyursunlar, gerçekliğin gerçekte gerçek olmadığı tezini tartışsınlar!
İkinci unsur, zamanlama: Niye dört buçuk ay sonra ? Çünkü, bu dört buçuk aylık süre içinde televizyonlarda da tartışılan genetiği değiştirilmiş tarımsal ürünlerin ithalini serbest bırakan bir yönetmelik çıktı. Bu yönetmeliği kim çıkarttı? Bakanlar Kurulu. Niye çıkarttı? Kopyalanarak üretilen elin attığı imzaya meşruiyet kazandırmak için. Buyursunlar, kopyalanarak üretilen el tarımsal ürün müdür, değil midir tartışsınlar.
Üçüncü unsur amaç: Hükümet bunları niye yapıyor? TSK’yı yıpratmak için. TSK içindeki subayların suç oluşturan eylemleri varsa bunların ortaya çıkması niye TSK’yı kurum olarak yıpratıyor, diye soran olursa buyursunlar tartışsınlar. Bilgisizliği toplumsal cehalete dönüştürme ustalarıyız biz.
Üstün zekamla ürettiğim önerinin galiba bir zaafı var.
Amaç, hükümetin komplosunu açığa çıkartmaktı. Ama ben kendimizin komplo siyasetini oluşturdum.
Olsun, her üstün zekanın zayıf bir noktası vardır. Kadının kusuru hoşgörüle…
YÜCEL SAYMAN
ÖNCEKİ HABER

Çankaya sokakları kadınlara emanet

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa