02 Kasım 2009 00:00

EKONOMİ VE POLİTİKA

Kitap fuarında, Evrensel Kültür tarafından tertiplenen bir oturumda üç akademisyen arkadaşla birlikte, “Keynes ve Marx” konulu bir söyleşi yapıldı.

Paylaş

Kitap fuarında, Evrensel Kültür tarafından tertiplenen bir oturumda üç akademisyen arkadaşla birlikte, “Keynes ve Marx” konulu bir söyleşi yapıldı. Konuşmanın, gerek yeri gerekse zamanlaması mükemmeldi. Konuşmanın yeri kitap fuarı; zira sermayenin bir kanser dokusu gibi tüm yerküreyi sardığı ve insanları adeta teslim aldığı bir ortamda, böyle bir tartışma ancak entelektüel alanlarda sürdürülebilir. Tartışmanın kapitalizm üçüncü derin krizini yaşarken yapılması ise belki biraz da olsa kalplere ve kafalara bir şeyler akıtır görüşü ile fevkalade uygun geldi bana.
Geçen hafta sonunda Nobel ödüllü bir dizi dünya lideri toplanmış ve ‘dünyamızı koruyalım, yerküreyi kurtaralım’ diye insanlığa mesaj vermişler. Kimler yok ki bu grupta; Jimmy Carter’den tutun Finlandiya eski cumhurbaşkanına, Hint kadın hakları savunucusundan tutun Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği özel temsilcisine dek bir dizi ünlü ve etkili isim bu mesaj için bir araya gelmiş. Mesaj güzel de, bu insanlar etkili makamları işgal ederken, nasıl oldu da dünyayı böyle bir felakete sürükleyen kapitalizme karşı çıkmayıp, bugün bizzat kendilerinin hizmet ettiği sistemin sonuçlarını önlemeye kalkıyorlar?.. Böyle bir trajikomik davranış tüm lideri sarmışken Marx’ın kemikleri sızlamaz mı?..
Sistemler çok etkilidir; kendilerini koruyacak ve karşıtları ile savaşacak güçlü yöntemlerle mücehhezdir. Kapitalizm de böyle bir güce sahiptir. Üstelik de, sosyalizmden farklı olarak, kapitalizm devletlerin yaşamlarında başat olmuş ve uzun yüzyıllar boyunca çok değerli deneyimler kazanmış olduğundan, esneklik ve manevra kabiliyetini çok üst düzeylere çıkartmıştır. Ancak, her sistem gibi kapitalizm de, kendi işleyiş dinamikleri sonucunda diyalektik olarak, süresi ve zamanı belli olmayan bir zamanda, son bulmaya mahkumdur. İşte bu nedenledir ki, şimdilerde Marx çok önemlidir ve Marksizmi Keynezyen görüşlerle karşılaştırmak, fevkalade zihinleri açıcı bir işleve sahiptir.
Marx ve Keynes’in müşterek tarafları, ilginç bir şekilde, kapitalizmin işleyişi üzerine ve diyalektik bir yaklaşımla teorilerini inşa etmiş olmalarıdır. Ancak, bu iki düşünürün tam da birbirlerinden ayrıldıkları nokta burasıdır. Diyalektik yöntem Keynes’i sistem içinde tutarken, Marx’ı sistemi dönüştürmeye götürmüştür. Bu farklılığı iki şekilde açıklamak olasıdır. Birinci açıklama, Keynes’in güçlü sermaye kesimine, Marx’ın ise emek kesimine hitap etmesi şeklinde geliştirilebilir. İkinci açıklama ise Marx’ın bilimsel yaklaşımına karşın, Keynes’in pratik çözümleme yöntemine kendisini hapsetmesi şeklinde yorumlanabilir. Zira Marx, sistemin genetik yapısını analizinin odağına koyarak, bilimsel yöntemle sistemin devinimini ve sonlanmasını açıklarken; Keynes, yüzeysel düzeyde sistemin içsel tıkanıklıklarını çözmeye yönelmiştir. Böylece, pratikte ve kısa dönemde Keynes’in çözümlemesi işlevsel sonuç vermiş olduğu halde, Marx’ın yaklaşımı uzun erimli devinimin açıklanması şeklinde oluşmuştur. Muhtemelen Keynes de kendi akıbetini görmüş olacak ki, torisini, ünlü “uzun dönemde hepimiz ölüyüz” söylemi ile noktalamıştır.
Keynes, Marx’a karşı yürüttüğü mücadelesini, teorisine “belirsizlik” görüşünü ekleyerek, kendisini sağlama almaya çalışmıştır. Bugün dahi Marx’ı reddeden, ama ekonomik sürükleyişi açıklayamayan sözde bilim insanları, belirsizlik yaklaşımına büyük kurtarıcı olarak sarılmaktan kendilerini alamamaktalar. Ne var ki, ne belirsizlik yaklaşımı ne de uzun dönemde hepimizin ölü olacağı görüşü Keynes’i tahta oturtmayacağı gibi, Marx’ı da mezara sokamayacaktır. Çünkü, Keynes’le Marx’ın karşılaştırılması, güçlülerin siparişi üzerine geliştirilmiş isteksel yölendirme ile bilimsel açıklamanın yan yana getirilmesinden başka bir şey değildir. Günümüzde çevre kirliliği, yoksulluk, savaşlar ve benzer çeşitli doğal yıkım ve sosyal acılar yaşanıyorsa, Marx’ın haklılığı gün gibi ortadadır. Ne var ki, sermayenin özel mülkiyet biçiminin canavarlaştırdığı hırs, aklın önünde gittiğinden; her türlü doğal veya insani dehşet yaratılabilmekte, onlardan da yararlanma yoluna gidilmekte, üstelik de bu yolda insanlık kandırılabilmektedir. Umarım, bu uyku uzun sürmez!..
İZZETTİN ÖNDER
ÖNCEKİ HABER

Bu yıl 11 milyar dolar ödenecek

SONRAKİ HABER

Dolar/TL kuru saniyeler içerisinde 6,39’a çıkıp geriledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa