Yarasa deyip geçmeyin!

Yarasa deyip geçmeyin!

Bu başlık Prof. Dr. İsmail Duman’a ait. İ.T.Ü Kimya Metalurji Fakültesi öğretim üyesi Duman, yapımı tamamlanarak su tutması için son hazırlıkların yapıldığı ...


Bu başlık Prof. Dr. İsmail Duman’a ait. İ.T.Ü Kimya Metalurji Fakültesi öğretim üyesi Duman, yapımı tamamlanarak su tutması için son hazırlıkların yapıldığı Havran Barajı’nın 72 metreyi bulan gövde yüksekliğinden 10 binlerce yarasanın yuvası olan mağaralara bakarak söylüyor bu sözleri. Hayat Televizyonu Çepeçevre Yaşam programının “Havran Barajının, yarasalar ve zeytinlere etkileri. Bu baraj kimin için?” konulu çekimlerine katılan Prof. Dr. İsmail Duman kadar zeytincilerin, köylülerin, yerel yöneticilerin ve bilimcileri de ortak kanısı bu yönde. Baraj yarasaların sonu olursa, bölgenin dünyaca ünlü zeytinciliği de tarih olur!..
ZEYTİN İÇİN YAŞAMSAL ÖNEMDE
DSİ’nin resmi internet sitesinde “sulama ve taşkın” amacıyla yazıldığı bilgisi yer alan Havran Barajı’ın yapımına 1995 yılında başlanmış. Birkaç sene önce baraj inşaatı tamamlanmış ama su tutma aşamasına gelen barajla ilgili önemli bir gelişme kamuoyunda tartışılmaya başlanmış. Barajın sus tutması sonrası gölet altında kalacak olan 3.15 km2’lik alan içerisinde bulunan mağaralarda yaşayan yarasalar yapılan tüm hesapları altüst etmiş.
Göl suları altında kalacak olan bu mağaralarda sayıları 30-40 bini bulan Türkiye’nin ikinci büyük yarasa popülasyonunun yaşadığının öğrenilmesi barajın su tutması işlemini daha başlamadan durdurmuş.
Peki bu yarasaları 72 milyon TL’ye mal olduğu söylenen bir barajın sus tutmasına engel olacak kadar önemli kılan özellik ne? Zeytin ve Zeytinyağı sektörünün önemli kurumlarından Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurul üyesi Murat Narin bu yarasaların zeytincilik için yaşamsal önemde olduğunun altını çizdi. Yarasaların zeytin bitkisinin en önemli zararlısı olan zeytin sineği ile beslendiğini aktaran Narin, tıpkı Prof. Dr. İsmail Duman gibi bu yarasaların yok olması durumunda bölge zeytinciliğinin de sonunun geleceği görüşünde. Bu binlerce yıllık mağaraların Havran Barajının daha ÇED aşamasında gündeme gelmesi ve yarasaların korunması için önlem alınması gerektiğini söyleyen Narin, baraj gövdesinin şimdiki yerinden 50 metre geriye, vadinin daha dar olan yerine çekilmesi durumunda bu sorunun ortaya çıkmayacağı gerçeğine dikkat çekerken, bunun yapılmamasının bugünkü içinden çıkılmaz duruma neden olduğunu belirtti.
YASALARLA KORUMA ALTINDA AMA…
Türkiye’nin ikinci büyük yarasa popülasyonunu yaşadığı bölgedeki yarasalarla ilgili bilgiler, burada yapılan işin ne kadar da yanlış olduğunu ortaya koyuyor. Bölgede sayıları 30-40 bin arasında olduğu tahmin edilen yarasaların 16 ayrı türü olduğu ve bunların içinde iki tanesinin de (Kirpikli Yarasa ve Uzunayaklı Yarasa) endemik (Yeryüzünde sadece o bölgede yaşayan) türler arasına girdiği biliniyor. Üstelik bu yarasalar ulusal ve uluslararası birçok yasa tarafından da korunmakta. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 1 Haziran 2009 tarihinde yayınlanan resmi gazetedeki “Merkez Av Komisyonu Raporu”nda, koruma altına alınan hayvanlar listesinde Havran’daki yarasalar türleri de bulunmakta. Raporun 5. Maddesinde “…koruma altına alınan hayvanların avlanması, ölü ya da canlı bulundurulması ve nakledilmesi yasaktır” denilmekte. Yani bu yarasa türleri, altında Türkiye’nin de imzasının bulunduğu AB Fauna Flora Yönetmeliğinde de koruma altında bulunmakta. Henüz Türkiye’nin imzasının olmadığı bir diğer uluslararası anlaşma olan “Eurobats, Avrupa Yarasaları Koruma üzerine yapılan Anlaşma” da da koruma altında bu yarasa türleri. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması (Bern Sözleşmesi) de yarasalarla ilgili konuda Türkiye’yi bağlamakta.
TOKİ MAĞARASI!
Gerek bölgedeki yarasalarla ilgili bu ulusal ve uluslararası sözleşmelerin bağlayıcılığı, gerekse yarasaların bölge zeytinciliği açısından önemi barajın su tutmasının önüne geçerken, DSİ ve ilgili diğer kurumlar bu sorunun çözümü için çareler aramaya başladılar. İlgili kurumların soruna çözüm için ürettikleri en önemli proje ise yarasaların başka bir yere taşınması düşüncesi oldu. Yarasaların suyla dolacak mağaralarından suni olarak yapılan başka bir mağaraya taşınması düşüncesi birçok kesimden eleştiri ve tepki alsa da proje için çalışmalara hemen başlandı.
Baraj gövdesinin hemen yukarısında kalan tepenin üzerine dinamit patlatılarak ve iş makineleri ile 350 metre uzunluğunda yapay bir mağara yapıldı. 3 milyon TL’ye yapılan ve halk arasında TOKİ Mağarası esprisi ile adlandırılan bu projede de önemli bir sorun ortaya çıktı. Yarasalar binlerce yıldır oluşturdukları doğal ortamlarını terk ederek, kendilerine yapılan bu TOKİ mağarasına taşınmaya hiç de istekli değillerdi! Yarasaların evlerinden göçmemekteki bu kararlılığı sonrasında ne yapacaklarını şaşıran yetkililer bir taraftan da özellikle başını AKP’lilerin çektiği, Ziraat Odası gibi yerel örgütlerin de “Bir an önce baraj su tutsun” baskısı altında kalırlar.
GÜRÜLTÜLÜ ÇÖZÜM!
Bu ikilem içinde yarasaların yeni mağaralarına taşınması için bulunan yöntem ise hiç de insani değildir! Kış uykusuna yatmadan önce yarasaları bu mağaralardan çıkarmak isteyen yetkililer yarasaların çıkmamak için direndikleri mağaraları büyük ses ve ışık sistemleri yerleştirerek onları kaçırmak gibi “vahşi” olarak nitelenen bir yöntemi uygulayamaya sokarlar. DSİ yetkililerinin basına bu yöntemle ilgili yakında uygulayacağız açıklamalarını yaptıkları sıralarda, bunu zaten yaşama geçirdikleri, yani yarasaları yuvalarından kovmak için mağaraların içine ses ve ışık sistemleri yerleştirdikleri Çepeçevre Yaşam Ekibi’nin barajla ilgili çekimleri sırasında ortaya serildi.


İŞKENCE YAPILIYOR
GEÇTİĞİMİZ günlerde AKP Balıkesir İl Genel Meclisi üyesi İbrahim Yılmaz Duman’ın yarasaların yeni mağaraya naklinin gerçekleştirildiği ve sorunun çözüldüğü yönünde açıklamaları basına yansıdı. Yarasalar konusunda uzman olan bilimcilerden birisi olan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Emrah Çoraman ise bu mağaralara yarasaların yerleşmesinin çok zor olduğu görüşünde. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Çoraman, yarasaların binlerce yıldır yaşadıkları mağaraların ısı, nem, ışık, fiziksel durumları gibi özellikleri nedeniyle yaralarca ev olarak kullanıldığını hatırlatarak, yapılan suni mağaralarda aynı şartların yaratılmasının neredeyse olanaksız olduğunu söyledi. Yine daha önce bölgedeki mağaralarda bilimsel araştırmalar yapan Prof. Dr. Engin Beksaç ise olayın bir başka boyutuna dikkat çekiyor. Prof. Beksaç, bu mağaraların tarih öncesine kadar uzanan buluntular taşıdığı ve bu yönüyle de koruma altına alınması gerektiğini söylüyor. Doğa Der Başkanı Güven Eken mağaralarda yarasaların çıkarılması için yapılan işlemi “İşkence olarak” nitelendiriyor. Karanlıkta yaşayan bir hayvana büyük spotlarla ışıklar verilmesini tüm sözleşmelere ve kamu vicdanına aykırı olduğunu belirten Eken, “Hem de bunun Çevre ve Orman Bakanlığı’nın eliyle yapılıyor olması akıl alır iş değil. Bakan Veysel Eroğlu’na bu katliamı durdurması çağrısında bulunuyorum” dedi. Eken, yarasalara yapılan bu uygulamalarla ilgili ulusal ve uluslararası düzeyde bürokratik ve hukuki anlamda her türlü girişimi yapacaklarını dile getirdi.

BARAJ ALTINCILAR İÇİN YAPILDI
YARASALARLA ilgili durum böyleyken Havran Barajı konusunda da değişik görüşler tartışılmaya başlandı. Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, bölgede altın madencilerinin cirit attığını belirterek, her altın madeni projesinin yanında bu tür barajların da olduğuna dikkat çekti.
Saka, “Bergama Yortanlı, Ulukışla ve Havran barajlarının ortak özelliği, çok su tüketen altın işletmelerine komşu olmasıdır. Bu barajın altın madencilerinin gereksinimi için yapıldığını düşünüyorum” diye konuştu.
YARARDAN ÇOK ZARAR GETİRECEK
UZZK Yönetim Kurulu Üyesi Murat Narin de Saka ile aynı görüşü paylaşanlardan.
Sulama amacıyla yapıldığı söylenen barajın Türkiye’nin en büyük zeytincilik alanlarının bulunduğu yöre için yarardan çok zarar getireceğini belirten Narin, “Barajın iklimi değiştireceği ve daha nemli bir ortam yaratacağı biliniyor. Bu ortam zeytinin en büyük düşmanı olan zeytin sineğinin de çoğalmasına yol açacak. Bunları yiyerek beslenen yarasaları da bu şekilde ortadan kaldırdığınızda, buradaki zeytinciliğin geleceğinin olmadığı ortaya çıkmakta” diye konuştu.
YARASALARIN HİÇ ŞANSI YOK
Prof Dr. İsmail Duman ise barajla ilgili Doç. Dr. Ahmet Karataş ve iki Alman bilimcinin raporlarındaki bir ayrıntıya dikkat çekerek, “Barajda sulama yanında enerji üretimi de yapılacağı yazıyor bu raporda. Eğer böyle ise bu yarasaların hiç şansları yok. Yeni yerlerine taşınsalar bile bu enerji hatları nedeniyle yarasalar bölgede yaşayamaz” dedi.
Özer Akdemir
www.evrensel.net