03 Kasım 2009 00:00

TTB; ‘Aşı olumlu, ancak yetersiz’

Sağlık Bakanlığı, Domuz Gribi’ne karşı ilk aşı uygulamasını sağlık çalışanlarından başlattı.

Paylaş

Sağlık Bakanlığı, Domuz Gribi’ne karşı ilk aşı uygulamasını sağlık çalışanlarından başlattı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu, aşının olumlu ancak yetersiz olduğunu, risk altındaki sağlık çalışanlarının aynı zamanda çalışma, beslenme ve barınma koşullarının da iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
Domuz Gribi’ne karşı sağlık çalışanlarına yönelik aşı uygulamasına dün başlandı. Sağlık Bakanlığı, hastanelerin isteğine göre aşı gönderdi ve çalışanlara aşılar yapılmaya başlandı. Sağlık çalışanlarına isteğe bağlı aşı yaptırıldığını belirten TTB Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu Sağlık Bakanlığı’nın başta sağlık çalışanları olmak üzere, tüm kamuoyunun yeterince bilgilendirilmesini ve kafalardaki soru işaretlerinin giderilmesini istedi. Aşıya karşı tepkilerin, bugüne kadar sağlığa hep ticari bakılmasından ve güvensizlikten olduğunu belirten Bilaloğlu, bakanlığın güvensizliği gidermesini istedi.
SAĞLIK ÇALIŞANLARI RİSK ALTINDA
Sağlık çalışanlarının birinci risk grubunda bulunduğunu, hastalıktan yaşamını kaybeden iki kişinin sağlık çalışanı olduğu örneğiyle anlatan Bilaloğlu, “Aşıya, sağlık çalışanlarından başlanmasının olumlu, ancak yetersiz olduğunu” söyledi. Bilaloğlu, aşının dışında, öncelikle genel sağlık düzeyinin iyileştirilmesini, çalışanların “iyi dinlenme, iyi beslenme ve fazla çalıştırılmamalarının” sağlanması gerektiğine dikkat çekti.
Sağlık çalışanlarının, özellikle taşeron sağlık emekçilerinin, “fazla iş yükü, uzayan çalışma saatleri ve çalışma koşullarındaki sorunlar nedeniyle bulaşıcı hastalıklar karşısında korumasız olduğunu” kaydeden Bilaloğlu, taşeron çalışanların düşük ücretle ve oldukça uzun saatler çalıştırıldıklarını söyledi. Domuz Gribi’ne karşı dinlenmenin önemine dikkat çeken Bilaloğlu, hasta olsalar bile çalışanların “ücretim kesilecek, döner sermayem kesilecek” kaygısıyla, hasta hasta çalışmak zorunda kaldıklarını hatırlattı. Bilaloğlu, bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nı acilen bir genelge çıkarmaya ya da açıklama yapmaya çağırarak, “Böyle durumlarda çalışanların evde dinlenmeleri gerektiği, o sürede ücret kesintisi olmayacağının” vurgulanmasını istedi. Bilaloğlu ayrıca aşı dışında asıl yapılması gerekenin; sağlık çalışanlarının çalışma, beslenme ve barınma koşullarının iyileştirilmesi ve işyeri sağlık birimleri oluşturularak koruyucu hizmetlerin geliştirilmesi olduğunu da dile getirdi.
HER VAKA HASTANEYE GİTMEMELİ
Grip olanların, ateşi 38-38,5 değilse, bilinç bulanıklığı yoksa ve hastalık ağır seyretmiyorsa sadece evlerinde dinlenme ve beslenmelerine dikkat etmelerinin yeterli olacağını belirten Bilaloğlu, ayrıca ağır durumdaki hastalar için “ilk 48 saatten sonra ilaç etkili olmaz” anlayışının da yanlış olduğunu ifade etti. Bilaloğlu, ilk 48 saatten sonra da ilaçların etkili olabileceğini, ama geçmişte akciğer veya başka bir hastalığı olanların, bu etkileri beklemeden sağlık birimlerine başvurması gerektiğini söyledi. (Ankara/EVRENSEL)

AŞI UYGULAMASI BAŞLADI

Domuz gribi virüsüne karşı koruyucu bir önlem olarak yurt dışından sipariş edilen aşıların kontrollerinin tamamlanmasının ardından ilk uygulamaya bugün başlandı. Aşı, ilk olarak sağlık personeli ve henüz yola çıkmamış hacı adaylarına yapılıyor. Aşıların Türkiye’ye gelen ilk partisinden alınan numuneler Hıfzıssıhha laboratuvarlarındaki kontrolleri tamamlanmış ve testlerde bütün sonuçların olumlu olarak çıktığı açıklanmıştı.
Ankara İl Sağlık Müdürü Mustafa Aksoy, Sağlık Bakanlığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hazırlanan H1N1 aşı odasında domuz gribi aşısını yaptırdı. Aksoy’dan sonra ise hemşire, doktor, 112 çalışanları olmak üzere çok sayıda sağlık hizmeti veren kişiye aşı yapıldı. Aşı uygulamasıyla ilgili ilk görüntü ve fotoğraflar, sağlık hizmetinin aksatılmaması, hijyen kurallarının ihlal edilmemesi ve birey haklarına özen gösterilmesi gibi kaygılar nedeniyle Sağlık Bakanlığı Basın Müşavirliği tarafından çekilerek, basına dağıtıldı. Öte yandan, bugün sabah saati itibariyle üniversite ve özel hastanelere domuz gribi aşısının henüz ulaşmadığı, aşıların yarın gönderilmesinin öngörüldüğü öğrenildi. Ankara’daki üniversitelerin hastane yetkilileri, aşıların ellerine ulaşmasının ardından uygulamanın hastanelerinde de başlayacağını bildirdi.



DOMUZ GRİBİNDE 7. ÖLÜM VAKASI

Sağlık Bakanlığı, Konya’da Pandemik grip nedeniyle tedavisi devam eden 22 aylık bir kız ve kronik hastalığı olan 14 yaşında bir erkek çocuk, Ankara’da tedavisi devam eden 27 yaşındaki erkek sağlık çalışanının ve Şanlıurfa’da bir kız çocuğunun hayatını kaybettiğini açıkladı.
Böylece Pandemik gripten ölenlerin sayısı 7 oldu. Sağlık Bakanlığı tedavisi sürerken ölen çocuğun ölümüne, "altta yatan kronik hastalığı" gerekçe gösterdi. Bakanlık, ayrıca durumu ağır olan 9 hastanın tedavisinin yoğun bakımlarda devam ettiğini bildirdi. Bakanlık, 2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekileri grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri konusunda uyardı.
Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri, ancak genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olanların da doktora başvurmaları gerektiği bildirildi.
Ankara Numune Hastanesi’nde hayatını kaybeden temizlik görevlisi Durmuş İlhan’ın cenazesi de Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Mezarlıkta açıklama yapan İlhan’ın amcası Nejdet İlhan, olayda ihmal olduğunu belirterek, dava açacaklarını söyledi.

‘İLK ETAP AŞILAMADA NEDEN ÖĞRENCİLER YOK?’

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a domuz gribi aşısının neden öğrencilere ay sonunda yapılacağı sorusunu yöneltti. Kılıç, dün yaptığı açıklamayla H1N1 aşısının öğrencilere kasım ayının sonunda uygulanacak olmasını eleştirdi. Okulların domuz gribi salgını nedeniyle tatil edildiğini hatırlatan Kılıç, şunları ifade etti: “Eğitim-öğretime bugün yeniden başlanmış, ancak virüsün öğrenciler arasında yaygınlaşmasını engelleyecek en temel mücadele aracı olarak yansıtılan domuz gribi aşısında öğrenciler ay sonuna bırakılmıştır. Bu durumda okulların tatil edilmesiyle ne sağlanmıştır sorusu yanıtlanmalıdır.” Aşının bağışıklık sistemini virüse karşı kuvvetlendirme işlevini 15 ile 30 gün arasında yerine getirdiğini belirten Kılıç, Kasım sonunda aşılanacak öğrencilerin çetin kış koşullarının yaşanacağı 2 ay boyunca virüse karşı savunmasız olacağını kaydetti. Bakanlığın neden en büyük risk grubu arasında saydığı çocuk ve gençleri ilk etapta aşılamadığını soran Kılıç, “Yoksa Bakanlığın aklına yine sadece okulları kapatmak mı gelmektedir?” dedi.

Salgın ilan edilirse tedavi ücretlerini sigorta şirketleri karşılamayacak

ÖZEL sağlık sigortası olan kişilerin domuz gribi yüzünden hastanelere gitmesinden dolayı artan sağlık ödemeleri özel sağlık sigortası şirketlerini paniğe düşürdü. Sigorta sektörü temsilcileri domuz gribinin resmi açıklanmış bir salgın hastalık olarak ele alınması halinde, özel sağlık sigortası kapsamına girmeyeceğini söylüyor.
Acıbadem Sigorta Genel Müdürü Dr. Ömer Karahan, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hastalık için alarm seviyesini 11 Haziran tarihinde 6 olarak açıkladığını hatırlattı. Domuz gribi endişesi nedeniyle yapılan tetkikler için ortalama 250 TL ek maliyet oluştuğunu söyleyen Karahan, “Daha önce grip durumunda doktora başvurulmadığı halde, solunum sistemi hastalıkları için ödenen tutar, toplam tazminat tutarının yüzde 16’sını oluşturmaktaydı. Bu sene Domuz gribi endişesi ile basit solunum yolu enfeksiyonlarında dahi hastanelerin acil servislerine başvurular oluyor.” dedi.
Ömer Karahan, “Salgın hastalıklar özel sigorta kapsamı içine giriyor mu?” sorusunu ise, şöyle yanıtladı: Özel sağlık sigorta genel şartlarında, salgın hastalıkların kapsam dışında olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır. Sağlık sigortası özel şartlarında da salgın hastalıkların ödenmesi ile ilgili bir muafiyet bulunmuyor ise, Domuz gribi ile ilgili tedaviler sigorta kapsamında değerlendirilmelidir. Ancak, salgın hastalık kapsamında değerlendirilen ve Sağlık Bakanlığı’nın kontrol altında tutmak istediği hastalıklar, tanısı hangi kurumda konulursa konulsun bağlı bulunduğu İl Sağlık Müdürlüğü’ne bildirimi zorunlu olan hastalıklardır. Bu tür hastalıklar, yine Sağlık Müdürlüğü’nün belirlemiş olduğu kamu hastanelerine sevk edilmek zorundadır. Dolayısıyla oluşacak bütün tedavi giderleri de devlet tarafından karşılanmaktadır.” (HABER MERKEZİ)
Sultan Özer
ÖNCEKİ HABER

Yağışların faturası ağır oldu

SONRAKİ HABER

Malatya'da “103 Korkmaz Barış Elçilerimizi Anıyoruz” şiarıyla bir araya gelindi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa