03 Kasım 2009 05:00

SAĞLICAK

Kuş gribi, domuz gribi gibi haberlerle toplumu terörize ettiler… İnsanlar panik halde ne yapacağını düşünüyor, güvendiği tanıdıklar üzerinden araştırıyor, kendince önlemlerini almaya çalışıyor…

Paylaş

Kuş gribi, domuz gribi gibi haberlerle toplumu terörize ettiler… İnsanlar panik halde ne yapacağını düşünüyor, güvendiği tanıdıklar üzerinden araştırıyor, kendince önlemlerini almaya çalışıyor…
Hükümet en temel gereksinimleri karşılama noktasında son derece duyarsızken, son yıllarda yaşanan iki grip pandemisinde ayırdığı kaynakla şaşkınlık yarattı. Bu ülkede nice sağlık sorunları yaşandı; daha iki yıl önce başkentte yaşanan kolera salgını, Sağlık Bakanlığı tarafından reddedildi. “Panik yaratmayalım” dediler… Kolera da ciddi bir tehlikeydi, öldürücüydü, korunma önlemleri tüm topluma anlatılmalıydı.
Henüz Türkiye’de pandemik grip atağı yokken, felaket tellalı gibi tahmini hasta ve ölüm sayıları verdiler. Olası aşı sayısını belirlediler ve 43 milyon doz aşıya gereksinim olduğunu ve gereken bağlantıların yapıldığını söylediler. Aşılar için uluslararası 3 firmaya ödenmek üzere toplam 500 milyon TL maliyet çıkarttılar….
Dünyada 5 bin kişide denenen, orta ve uzun vadeli komplikasyonları belirlenmemiş bir aşıdan 43 milyon doz satın almak nasıl izah edilebilir? Uluslararası aşı sektörü için komplikasyon olsun ya da olmasın inanılmaz bir referans…
Önce panik ortamı yarattılar, doğal olarak en küçük tereddüt geçiren “Ben domuz gribi miyim” sorusuna yanıt bulmak için acil servislere akın etti… Bulaşıcılık daha da arttı… Acil servisler kilitlendi… Özgün testlerde önce daha esnek, sonra daha seçici olmak zorunda kalındı ve sonunda felaket tellallığından geri adım atarak “Herkese test gerekmez” dediler. Doğru olan da buydu…
İnfluenza A(H1N1) ya da domuz gribinin yaygın olması, hızlı bir seyir göstermesi, ölüm oranının yüksek olacağı anlamına gelmiyor. Ölüm oranı mevsimsel gripten çok daha az. Mevsimsel grip bazı gruplar için nasıl risk oluşturuyorsa, domuz gribinde de durum aynı, önlemler de aynı…
H1N1 pandemisi riski varsa, öncelikli olan koruyucu önlemler olmalıydı. Nisan ayından bu yana herhangi bir koruyucu önlem alınmadı. Sonbaharla birlikte harekete geçildi ve tüm topluma yönelik koruyucu aşı kampanyası başlatıldı.
Genel anlamda aşı temel korunma önlemidir ve risk varsa mutlaka yapılmalıdır. Ancak grip riskine karşı koruyucu önlemler aşıdan daha önemli ve ucuzdur.
Yaşayarak gördük; okullarda sürekli yapılması gereken dezenfeksiyonu yaz boyunca uyuduktan sonra okulları tatil ederek yapmak, durumun ne kadar önemsendiğinin göstergesidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda el yıkama koşullarının iyileştirilmesini ne kadar hedeflediği de tartışılır.
Aşıyla ilgili tartışmalar bilimsel boyutlarıyla sürüyor. Aşılar mutlak koruyucu değil, bu nedenle bazı firmalar aşının antikor yanıtını artırmak üzere aşıya katkı maddesi (Adjuvan) ekleyerek koruyuculuğunu artırılıyor. Katkı maddeleriyle ilgili tartışma sürüyor ve bu maddelere bağlı aşı komplikasyonları üretici firma ve Sağlık Bakanlığı tarafından kabul ediliyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de ‘Adjuvanlı’ ve ‘Adjuvansız’ olmak üzere iki tür aşı uygulanılıyor. Her ne kadar ‘Adjuvansız’ aşılar belirli risk grubuna yapılsa da, dünya deneyimleri dikkate alındığında tartışmalı VIP aşı uygulamasının bizde de yaşanması olası.
Virüsün mutasyona uğraması durumunda aşının ne düzeyde etkin olacağı da bir başka bilinmeyen…
Risk oluşturan başka bir tartışma konusu da, aşı uygulaması sonrasında bağışıklık gelişmeden grip enfeksiyonu ile karşılaşma olasılığının pandemi sırasında artması...
Aşılama çalışmaları riskli gruplarda başladı. Öncelikli risk grubu olarak kabul edilen sağlık personeli, şimdiye kadar birçok badire atlattı, ancak hiçbir dönemde öncelikli korunması gerekenler arasında sayılmadı. Bu defa öncelikli mi? Temel Sağlık Hizmetleri genel müdürü, “Sağlık personeli aşılanmazsa riski bir hastadan diğerine taşır” diyor…
Lavabolarında sabun ve kağıt havlu bulamayan sağlık personeli, mücadele etmeksizin verilen aşılama hizmetine temkinli yaklaşıyor…
Sağlık personeli, sağlık hizmeti için var ve geç kalınmış da değildir. Sağlık personeli doğru bilgilendirilerek, pandemik salgına karşı seferber edilebilir ve kaynaklar tüm topluma yönelik yapılandırılmamış önlemlere ayrılabilir.
CELAL EMİROĞLU
ÖNCEKİ HABER

Sümer: Herkes üzerine düşeni yapmalı

SONRAKİ HABER

Binali Yıldırım: YSK'nin oylar çalındı yazacak hali yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa