03 Kasım 2009 05:00

ALBATROS

Döndü Ergin. Bir Barış Annesi.Barışın önü kesildi yine.Acı çekmeye devam ediyor.

Paylaş

Döndü Ergin. Bir Barış Annesi.
Barışın önü kesildi yine.
Acı çekmeye devam ediyor.
Döndü ana, iki çocuğunu, Yusuf ve Dilek’i yitirdi ilan olunmamış, hâlâ devam eden savaşta.
Birinin mezarını yaptı elceğizi ile Bingöl’de.
Öteki ise kayıp…
Kim bilir hangi dağ başında gömülü... Ya da kurda kuşa yem oldu bedeni.
Bir başka oğlu ise dağda hâlâ…
Barış süreci tıkandı, kim bilir ne zaman kısmet olur görmek onu bir daha.
Oysa nasıl pırpır etmişti yüreği, ilk barış grupları geldiğinde.
O da koşmaz mıydı, karşılamak için onu ve diğer çocukları?..
Tek bir oğlu vardı yanında 7 çocuktan, Erdoğan.
“Anne merak etme, yalnız bırakmam seni” derdi hep.
Ve Erdoğan, karısı Emine ve çocukları ile birlikte iki ay önce sırra kadem bastı yaban ellere.
Baskıdan, sürekli tacizden artık yorgun düşmüşler, Fransa’ya iltica etmişlerdi.
Bir sürü dava, bir sürü mahkumiyet...
Yasal partide çalışmak da dert.
Döndü ana, kalp hastası eşi ile birlikte hâlâ sıkıntı çekmeye devam ediyor.
Bir çeşit taciz yapılan Barış Annesine, son bir aydır sürekli eve gelip sormalarla, vakitli vakitsiz...
“Oğlunla gelinin nerede?”
“Oğlun söyle gelsin!”
“Nereye gittiler?”
“Ne iş yapıyorlar?”
“Kime yataklık ediyorsunuz?”
“Kimler gelip gidiyor evinize?”
“Niye senin çocukların bulaşıyor bu işlere?”
“Gerilladaki gelsin buraya.”
“Yine geleceğiz, size rahat yok bu ülkede.”
“Size ne Kürtlerden, senin dilin Türkçe, Alevisin. Size ne?!..”
İHD İstanbul Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısında, Döndü ana “Artık yeter, beni rahat bıraksınlar” diyor.
“Ben yaşlı bir kadınım, eşim kalp hastası, çocuklarım rüştünü ispatlamış insanlar, neden onları gelip bana soruyorlar?..”
“7 çocuğum vardı, yuvamı dağıttılar, şu anda yanımda sadece bir kızım kaldı, bu yetmezmiş gibi bir de rahat yüzü göstermiyorlar. Bu ne biçim açılım?..”
“Yaşadığım acıları başkaları yaşamasın diye Barış Anneleri İnisiyatifi’nde çalışıyorum ve buna da tahammül edilmiyor...”
“Akşam sabah her vakitte sürekli gözler üzerimizde, resmen taciz ediliyoruz. Polisin her gün benim evimde ne işi var?..”
Döndü ana, Sivaslı. Çok eskilerden Muş’tan gelmiş ailesi.
“Oradan oraya göç etmiş Aleviler” diyor Döndü Ana; “bir yerde baskı yoğunlaştığında, düşmüşler göç yollarına...”
“En son Sivas’tan İstanbul’a geldik, 1985 yılında, denklerimizi yapıp...”
Sessiz bir çığlık koyuveriyor bu Barış Annesi.
İşte böyle anneler, babalar, yeğenler, kadınlar, çocuklar sokağa döküldüğü için kesildi barış süreci...
Kürde sevinmek de yasak.
İlla ki biat!
İlla ki eziklik.
İlla ki el öptürme.
Barzani, “Partiya Kerkeranı Kürdistan hata yaptı” diye buyurmuş.
Oysa bir halkın coşkusunu kim engelleyebilir ki?..
Ne partiler, ne de devlet!..
RAGIP ZARAKOLU
ÖNCEKİ HABER

Çiçek muamması

SONRAKİ HABER

İran: Müzakere değil, direniş ve mücadele şartları var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa