04 Kasım 2009 00:00

GERÇEK

Günler, kamu emekçilerinin 25 Kasım’da yapmayı amaçladıkları greve doğru ilerledikçe, greve yönelik tartışmalar da grevin amacıyla çelişik...

Paylaş

Günler, kamu emekçilerinin 25 Kasım’da yapmayı amaçladıkları greve doğru ilerledikçe, greve yönelik tartışmalar da grevin amacıyla çelişik, gelenekselleşmiş mücadele anlayışlarından kaynaklanan tartışmalar da daha hissedilir hale geliyor.
Kimi sendika yöneticilerinin, “Evet, biz Kamu-Sen’le ittifak yapıyoruz, ama sizlerin işyerlerinde birlikte çalışmak için onlarla konuşup birlikte iş yapmanız gerekmez. Herkes kendi çalışsın!” gibi tutumlar benimsedikleri haberleri geliyor. Elbette bu kabul edilemezdir. Çünkü bir emekçi eyleminin ortaklaştırılmasından, eylemin amaç ve biçiminden bağımsız olarak, beklenen iki kazanım vardır. Bunlardan birincisi, eylemin güçlü olması ve karşısındakilere sesini güçlü bir biçimde duyurmasıdır. Bir emekçi eyleminden beklenen ikici ve daha önemli kazanım ise sendikalı sendikasız, şu sendika şu siyasi görüş bu milliyet farkı gözetmeden, ortak talepleri için birlikte harekete geçen her görüşten ve her meslekten emekçilerin, kendi aralarındaki sınıf birliğinin bütün farklılıklarından (milliyet, mezhep, siyasi, sendikal vb.) daha önemli olduğunu fark etmeleridir.
Bu yüzden de bırakalım sadece ittifak yaptığımız sendikanın üyelerinin, greve katılmadığını ilan eden sendikanın üyeleriyle de işyerlerinde birlikte çalışmak için gayret göstermek, onlarla ortak grev komiteleri kurmak, emekçiler içinde en geniş birliği sağlamak son derece önemlidir. Bu grevden en yakın, en gerçek kazanım da bu konuda atılmış başarılı adımlar olur.
Yine kamu emekçilerinin önemli çoğunluğunun, “grevli toplusözleşmeli sendika hakkı amacı”nın soyut kaldığı, bunun da grevi zayıflatacağı eleştirisi yaptıkları bilinmektedir. Bu eleştiri ve buna karşı yapılan eleştiriler elbette haklıdır. Ama bu “soyutluktan” kurtulmak için birleşen emekçilerin, daha güncel talepleri öne çıkararak çalışma yürütmelerine; ücret artışından özlük haklarına, çalıma koşullarının iyileştirilmesinden esnek çalışma uygulamalarına karşı çıkmaya, krizin yükünü kamu emekçilerinin üstüne yıkacak uygulamalara; eğitim, sağlık gibi alanlardaki piyasalaştırma uygulamalarına, anadilde eğitimin engellenmesine, zamlara, vergilerin artırılması için yapılan hazırlıklara karşı seslerini yükseltmelerine hiç kimse engel olamaz. Kaldı ki, bu taleplerle yapılacak çalışmanın grevin gücünü artıracağı da bir gerçektir.
Bu eleştiriler yapılmakta, ya da kamu emekçilerinin ileri kesimleri arasında birtakım tartışmalar yapıldığına dair haberler gelmektedir. Ama işyerlerinde geniş kamu emekçileri kesimlerinin bu greve katılımını güçlendirecek; süreci, kamu emekçilerinin örgütlenme ve bilinç düzeylerinin yükseltilmesi vesilesi olarak değerlendiren yığınlara yönelik bir çalışmanın da dişe dokunur hale geldiğini gösteren belirtiler, henüz yoktur! En ileri gidenlerin geldiği yer bile, Kamu-Sen ve KESK’e bağlı sendikaların çeşitli kentlerde ortak basın açıklamaları yapmalarıyla sınırlıdır. Belki bunlara, çeşitli ilerici demokrat çevrelerden gelen destek mesajlarını da eklemek gerekir.
Oysa grev işyerinde örgütlenir ve ne ölçüde kitleselse o ölçüde etkili bir eylem haline gelir. Çünkü grevi diğer protesto biçimlerinden ayıran, işyerinde işin durmasının sağlanmasıdır ve başarının ölçütü de budur. Yani, sokak gürültüsünü artırarak grevin başarısı artırılamaz.
Grevin başarısı için şu iki hedefe karşı mücadele belirleyici olacaktır:
1) Hükümetin, kamu emekçilerinin haklarına ve taleplerine ilişkin emek düşmanı tutumunun ifadesi olan politikalara kaşı açıkça tutum almak.
2) Memur-Sen’in, grev kırıcı tutumunu teşhir ederek, Memur-Sen üyesi kamu emekçilerinin greve katılmasını sağlamak!
Elbette çeşitli türden sendikal anlayışlar etrafında oluşan sendikal çevreler ya da KESK ve Kamu-Sen’li sendikacıların birbirlerine yönelik eleştirileri olacaktır. Eğer bu eleştiriler yerinde olursa, kamu emekçilerinin olup biteni anlamalarını da kolaylaştıracak, bu nedenle de grevi güçlendirecektir. Ama alışık olunduğu biçimde gereksiz polemikler ve “sen-ben” kavgaları ise niyet, ne olursa olsun mücadeleyi zayıflatıcı olur.
Şimdi gün, kamu emekçilerinin en geniş kesimlerini 25 Kasım’da greve katmak için çalışmayı eğitim kurumlarına, hastanelere, tüm hizmet birimlerine, dairelerine indirme günüdür!
Kamu emekçilerinin sendikaları bunu yaparsa, diğer emekçi kesimlerden de, işsizlerden ve yoksullardan (sokaktan) da en gerçek ve geniş desteği bulacaklardır.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

Yasa taslağı engelleri kaldırmıyor

SONRAKİ HABER

Çanakkale’de yolcu otobüsü devrildi, yaralılar var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa