Yasa taslağı engelleri kaldırmıyor

Yasa taslağı engelleri kaldırmıyor

2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Yasası için artık bu ay karar verilecek. 12 Eylül darbesinin ardından hazırlanan yasanın değişmesini ...


2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Yasası için artık bu ay karar verilecek. 12 Eylül darbesinin ardından hazırlanan yasanın değişmesini isteyen sendikaları yıllardır ‘değiştireceğiz’ diye oyalayan hükümetler, ILO’nun uluslararası alanda sık sık yaptığı kınamalar nedeniyle bir tasarı hazırladı. Bu tasarı ilk değil. Daha önce de pek çok taslak hazırlandı, ancak tümü 12 Eylül yasasının yasakçı özünü korur nitelikteydi. Yeni getirilen taslak da kimi talepleri karşılamakla birlikte bu engelleri bünyesinde taşımaya devam ediyor.
Üstelik Üçlü Danışma Kurulu toplantısında sendikalara 25 Kasım’a kadar süre tanıyan AKP Hükümeti, bu süre içinde işveren sendikası da dahil olmak üzere, sendikalar kendi aralarında bir uzlaşmaya varamazlarsa, kendi hazırladığı tasarıyı yasalaştıracak. Ki bu tasarı, şu an tartışmaya açılandan daha da yasakçı bir yapıda.
Eğer sendikalar arasında bir uzlaşma olur ve ortak bir tasarı hazırlanırsa, hükümet bu ortak tasarıyı esas alacak. İşçi sendikaları ile işveren sendikalarının çalışma hayatını düzenleyecek konularda anlaşmalarının oldukça zor olduğunu düşünürsek, hükümetin istediğinin olacağını görmek için kahin olmaya gerek yok.
Son Üçlü Danışma Kurulu toplantısına kadar çok bilinmeyen ve tartışılmayan taslak, sendikalara verilerek değerlendirilmesi istendi. Hükümetin hazırladığı taslak, işkolları sayısından barajlara, işyeri sendikacılığından grev konularına kadar birçok konuda yeni düzenlemeler içeriyor.
İŞYERİ SENDİKALARI GELİYOR AMA...
Hükümetin hazırladığı tasarıya göre artık işyerlerinde sendika kurulabilecek. Ayrıca meslek sendikası ve federasyon uygulaması da sendikalar yasasındaki değişiklikler arasında yer alıyor. İsmi güzel olsa da bu sendikaların hayat bulması zor. Çünkü işçilere işyeri sendikası kurma hakkı veriliyor, ancak toplusözleşme yapabilmeleri için işkolundaki işçilerin yüzde 2’sini örgütlemeleri gerekiyor. Meslek sendikaları için de aynı kural getiriliyor toplusözleşme yapmaları için.
Yani tasarıda adı geçen işyeri sendikası ve meslek sendikası varlığını kağıt üzerinde sürdürecek, veya işyerinin bir derneği gibi faaliyet gösterecek.
BARAJ KALKMIYOR, YÜZDE 2’YE İNİYOR
Türkiye’de birçok sendikanın tabela sendikası olmasına neden olan işkolu barajı bu tasarıyla yüzde 10’dan yüzde 2’ye iniyor. Yani var olduğu işkolundaki toplam işçilerin yüzde 2’sini örgütlenmesi gerekiyor sendikalı yetkili olabilmesi için.
Yeni tasarıyla işkolu barajı yüzde 2’ye inerken, işyeri barajı varlığını aynen koruyor. Bir işyerinde yetki alabilmek için toplam işçilerin yarısından bir kişi fazlasının sendikaya üye olması gerekiyor. Sendikalar, işyeri barajının da ortadan kalkmasını talep ediyorlardı.
Hükümet işkolu barajını yüzde 2’ye indirirken, sendika üyeliklerinin gerçek rakamlarının da tespit edileceğini söylüyor. Yani artık sendikaların bildirdiği üye eğer Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı ise sendika üyesi kabul edilecek. Bu uygulama ile gerçek üye sayıları ortaya çıkacak olan sendikaların birçoğu, işkolu barajı yüzde 2’ye inmesine rağmen yetkisini kaybedecek gibi gözüküyor.
2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Kanunu’nda yapılacak olan değişikliklerin bir kısmı tasarıda böyle yer alıyor. İyi gibi gözüken maddelerin yanı sıra çalışma hayatını daha da olumsuz etkileyecek olan maddeler de yer alıyor bu tasarının içinde.(İstanbul/EVRENSEL)

BİR ÖNCEKİ TASARIDA NELER VARDI?

2821 ve 2822 sayılı Sendikalar Kanunu daha önce de sık sık değiştirilmek istendi. Bundan önce de oldukça fazla tasarı hazırlandı ama yasalaşamadı. Bundan önce hazırlanan tasarıda yer alan maddelerden bazıları şunlar:
- 2821 sayılı Sendikalar Kanunu taslağı ile bazı işkolları birleştirilerek, 28 olan işkolu sayısı 19’a indiriliyor.
- Yüzde 10 işkolu barajı kaldırılıyor ama yüzde 50+1 işyeri ve işletme barajı korunuyor.
- İşkolu barajının yerine sadece Ekonomik Sosyal Konsey’de temsil edilen ve en az 80 bin üyeye sahip konfederasyonlara bağlı sendikalara toplusözleşme yapma hakkı tanınıyor.
- Yapılan düzenlemelerle, işçilerin grev hakkının hükümet tarafından “genel sağlık” ve “ulusal güvenlik” gibi son derece “esnek” gerekçeler gösterilerek askıya alınabilmesi aynen devam ediyor.
- İşçilerin greve çıkması için aşılması zorunlu olan uzun prosedürler aynen korunurken, genel grev, dayanışma grevi gibi haklara yönelik yasaklar sürüyor.

NOTER ŞARTI KALKIYOR

Yeni hazırlanan tasarının en olumlu maddesi noter şartının kaldırılıyor olması. Sendikaların örgütlenmesi önündeki en büyük engellerden birisi olan üyelikte ve istifada noter şartı artık kalkıyor.
Bundan önce hazırlanan tasarıda noter şartı üyelikte istenmezken, istifa durumunda zorunluydu. Bu tasarıda noter şartı tamamen ortadan kalkıyor.
Bu tasarıdaki ilginç maddelerden birisi de, sendika aidatlarının kaynaktan kesilmesine son veriliyor. Yani artık sendikacılar aidatları kendileri toplayacak. Üyeleri ile çok fazla yüz yüze gelmeyen sendikaların bu maddeyi tepkiyle karşılamaları bekleniyor.
4 yılda bir genel kurullarını toplayan sendikalar, bu tasarı yasalaşırsa artık 3 yılda bir sendika genel kurulu yapmak zorunda kalacaklar.
Bu tasarıda sendikacıların tepkisini çekecek maddelerden birisi de, sendika yöneticilerinin ücretlerinin sınırlandırılıyor olması. Bu tasarının yasalaşması durumunda sendikacıların ücreti, en yüksek devlet memuru maaşının iki katını geçemeyecek.

Nema Makine işçileri hakları için direnişte

Tamda sendikalar kanununda yapılacak düzenlemelerin tartışıldığı günlerde geldi Düzce’den haber. Yine sendikal örgütlenmeye engel olan bir patron. Anayasal hakkını kullandıkları için işten atılan işçiler. Düzce’de kurulu bulunan Nema Makine işçileri, Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlenmeye başladıkları için işten atıldılar. İşçilerin örgütlendiğini öğrenen Fabrika Müdürü Osman Taner Nakipoğlu, 32 işçiyi işten attı.
Birleşik Metal-İş tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Aynı gün işyerinde işten atılmaların duyulması üzerine, ilçe kaymakamı ve belediye başkanı işyerine gelerek, işten atılan üyelerimizin sorunlarını dinledikten sonra işverenlikle bir görüşme gerçekleştirmişlerdir. Görüşme sonrasında Müdür Osman Taner Nakipoğlu’nun kendilerine ‘sendikayla veya sendikaya üye işçilerle herhangi bir görüşme yapmasının ve sendikayı tanımasının mümkün olmadığını, sendika üyesi olan işçileri işyerinde çalıştırmayacağını ve bunun bir mücadele olduğunu ve işveren olarak bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğini, sonucunda yasal olarak ne ceza çıkıyorsa ödeyeceklerini ama sendikayla anlaşmayacaklarını’ belirttiğini direnişteki üyelerimize açıklamışlardır” denildi. Bu açıklamanın sendikal hak ve örgütlenme özgürlüğüne gösterilen tahammülsüzlüğün açık bir ifadesi olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu haksız ve kanun dışı uygulama karşısında işten çıkartılan üyelerimiz, işyerinin önünde direnişe başladılar. Haklarını alana kadar bu direniş devam edecek ve kazanan direnen işçiler olacaktır” denildi.
(İstanbul/EVRENSEL)

İŞKOLLARI 17’YE İNİYOR

Türkiye sendikal hareketi içinde belki de en çok tartışmalara neden olacak konulardan birisi, işkollarının birleştirilmesi. Alakasız birleştirmelerin yanı sıra iyi birleşmeler de yapılıyor bu tasarıyla. İşkolu sayısı 28’den 17’ye indiriliyor.
Yeni tasarıyla gıda, tarım, ormancılık, avcılık, balıkçılık ve şeker bir araya geliyor. En alakasız birleşme bu iş kolları gibi gözüküyor. Deri, dokuma ve hazır giyim ile birleşiyor.
Ağaç ile kağıt tek işkolu olurken, iletişim, basın yayın ve gazetecilik bir araya geliyor.
Daha önceki tasarıda ayrı bir işkolu olarak kalan gemi bazı sendikaların korunmaya çalışıldığı yorumlarına neden olmuştu. Bu tasarıda metal iş kolu ile birleşiyor.
İşkolları birleşmesinde en çok tartışma yaratacak birleşme; kara, deniz, hava, demiryolu, ardiye ve antrepoculuk. Bu işkolu birçok sendikayı ortadan kaldıracağı için tartışmalara neden olacak.
Bu birleşme ile daha önce barajlara tabi olmayan avcılık ve balıkçılık da artık işkolu barajına tabi olacak.
İşkolları sayısı bu kadar düşünce sendikaların nasıl birleşecekleri, bu birleşmelerden nasıl yapıların ortaya çıkacağı merak konusu.
İşkolları sayısının düşmesini isteyen sendikacılar, bakalım koltuklarından da feragat edebilecekler mi!..
Bu tasarı ile sendika kurmak için aranan Türk vatandaşlığı koşulu kalkıyor, sendikaya üye olma yaşı 16’dan 15’e iniyor.

GREV YASAKLARI KALKIYOR MU

Bu tasarının en dikkat çeken noktası, grev yasaklarına ilişkin herhangi bir maddenin olmaması. Yani bugüne kadar grev yasağı olan birçok işkolunda artık yasak kalkıyor. Artık enerji, askeri işyerleri, BOTAŞ gibi petrokimya işyerlerinde grev yasakları son bulacak. Eğer gerçekten bu maddenin unutulması gibi bir durum söz konusu değil ise... Çünkü taslakta ne grev yasaklarının devamıyla ilgili ne de grev yasaklarının kalkmasıyla ilgili bir madde bulunmuyor. Eğer bu bölüm daha sonra eklenmezse, taslak birçok sendika için müjdeli bir haber. Tabii şimdi “grev hakkımız olmadığı için elimiz kolumuz bağlanıyor” derken samimilerse!..
Genel grev, dayanışma grevi ve siyasi grev bu tasarıda kendine yer bulamıyor.
Tasarıda iyi gibi gözüken ama aslında değişmeyecek olan konulardan birisi de bakanlığın grevleri durdurmasıyla ilgili. Tasarıda ilgili madde şöyle geçiyor: “İlgililerin veya bakanlığın talebi üzerine başlamış ya da başlayacak olan grev, kamu düzeni ve kamu sağlığı açısından sakıncalı görülürse kısmi süreli ya da tamamen mahkeme kararı ile yasaklanır.” Yani daha önce bakanlığın verdiği kararı artık mahkemenin verecek olması olumlu gibi gözükse de, maddede yer alan “ilgililer”den başta işverene de mahkemeye başvurma hakkı veriliyor. Ama sadece o işverene vermiyor bu hakkı. Yani grev yasaklarının çok yaşandığı Şişecam’ı örnek alırsak kendimize; Şişecam patronu kadar otomobil sektöründeki patronlara da, lastik fabrikalarındaki patronlara da “Sektörü olumsuz etkiliyor” diyerek mahkemeye başvurma hakkı veriyor.
Gökhan Durmuş
www.evrensel.net