04 Kasım 2009 00:00

Beden-yürek-ruh diyalektiğini müzikle hissettirmek

TÜRKİYE’de “halk müziği”nin, “klasik Batı müziği” ile ilk kez karşılaşması, bu iki müzik türünün birbirleriyle diyalog sürecine girmeye başlamaları “Türk Beşleri” sayesinde gerçekleşti.

Paylaş

TÜRKİYE’de “halk müziği”nin, “klasik Batı müziği” ile ilk kez karşılaşması, bu iki müzik türünün birbirleriyle diyalog sürecine girmeye başlamaları “Türk Beşleri” sayesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde, her alanda olduğu gibi müzikte de yeni bir perde aralanınca, sahnede yerlerini alan ve kendilerine “Türk Beşleri” adı verilen besteciler, Türkiye topraklarının kaynağında yer alan müziği klasik Batı müziğinin notasyonundan nasiplendirmeyi kendilerine görev bildi.
Onları takip eden bazı virtüözler, bu çalışmanın alanını keman ve piyano gibi enstrümanlarla genişleterek derinleştirmiştir. Arp söz konusu olduğunda Çağatay Akyol, piyanoda Hande Dalkılıç ve keman için Cihat Aşkın, bu bağlamda unutulmaması gereken isimler.
Bu isimler, “halk müziği ve Oryantalizm” arasındaki sorunlu ilişkiyi gördükleri ve sorunu deşmek için mesai harcadıkları için önemlidir. Coğrafya ile müzik ayrı tellerden çalmadan, coğrafyayı el değmemiş güzelliği ve şirinliğiyle değil, trajedisiyle de dillendirdiler. Coğrafyayı; “dışarıdan” bakanın ahkam kestiği bir mekan olmaktan çıkararak, “içeride” ömür tüketenlerin gözlerine sabitlenerek konumlandırdılar. Bu yaklaşımlarıyla, konservatuvar anlayışını klişelerden kurtarmayı istediklerini de göstermiş oldular.
“Sevdana” adını verdiği çalışmasını 2009’da Kalan Müzik etiketiyle çıkaran Sevil Ulucan, adı geçen isimlerin oluşturduğu zincire eklenebilir.
Piyanist Gülnare Şekinskaya ile hazırladığı çalışmasında Ulucan; Türk, Azeri, Bulgar ve Rus bestecilerin eserlerine yer vererek, geniş bir coğrafyada müzik aracılığıyla ortak bir duyarlılığın nasıl boy vereceğini anlatıyor. Bu anlatım, Ulucan’ın sadece müzikler değil disiplinler-arası diyalogları önemsemesini de sağlamış. Dinleyicisine, sosyokültürel manzaranın -psikanaliz ihmal edilmeden- çizildiğini hissettiriyor.
Çelik bedene mahkum edildiği için ruha, yüreğe seslenemeyen; çelik bedeni, işinin ehli olmayan diyetisyene teslim ettiği için de gıdayı ne zaman, ne kadar alacağını bilemeyen, doğal olarak kıvamdan habersiz bir müzikal ortama düştü “Sevdana”. Ama beden-ruh-yürek diyalektiğini hissettirmek isteyen bu albüm, alçakgönüllülüğün izinin sürülerek bırakılmasındaki ısrarı, teklifi, erkek egemen ve kapitalize kodlarla çözmeyenler tarafından algılanabilecek.
“Sevdana” teklifteki yapmacıklığın farkında olduğu için ısrarla birlikte teklifi de ticari bir aygıt artığı görmeyen; ikisini, aşk başta olmak üzere yoğun duygu halleriyle yeniden tanımlayan bir sayfa aralıyor.
Bu sayfayı ve sayfaları taşıyan defteri, güzelliklerini; ruhlarından, yüreklerinden, bedenlerinden ve onların biçimlendirdiği harflerinden alanlar içtenlikle doldurabilecek.
[email protected]
Mehmet Akif Ertaş
ÖNCEKİ HABER

ADT TURNELERE DEVAM EDİYOR

SONRAKİ HABER

Bursa'da zincirleme trafik kazası: 18 kişi yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa