01 Kasım 2009 04:00

MİNERVANIN BAYKUŞU

Mizah güçlünün gülünç yanlarını ortaya çıkarır, burnundan kıl aldırmayanın zayıflıklarını gösterir. Zalimin ihtişamının altında gizli kofluğa işaret eder ve onun zulmünden mustarip olanları rahatlatır.

Paylaş

Mizah güçlünün gülünç yanlarını ortaya çıkarır, burnundan kıl aldırmayanın zayıflıklarını gösterir. Zalimin ihtişamının altında gizli kofluğa işaret eder ve onun zulmünden mustarip olanları rahatlatır. Mizahın dokunduğu, muktedirin bin bir yöntem ve araçla sağladığı ulaşılmazlık tuzla buz olur, hükümdar sıradan, alt edilebilir bir fani haline dönüşür. Ezilenlerin, horlananların, itilip kakılanların elinde mizah, iktidarın altını ince ince oydukları; kendi talihlerine baş kaldırırken yardım aldıkları etkili bir araçtır. Bir ceberrut, arkasından nanik yapılmaya başlanmışsa ömrünün sonuna gelmiş demektir; hiçbir tankın tüfeğin, hiçbir zorun emri ve fetvayı hafifleştiren, ciddiyetini sual edilir kılan o nanik karşısında zerre kadar değeri kalmaz. O kadar etkilidir mizah.
Bu ülkede yaşayan emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin, öteki azınlıkların, mezheplerin, kadınların ve dünyanın bilcümle dışlanmışlarının kralın çıplak olduğunu görmelerini sağlayan bir mizah bir zeka ürünüdür kuşkusuz. Dilin kemiğini, başını belaya sokmadan döndürebilmek, buna rağmen diyeceğini o kadar açıklıkla dile getirebilmek feraset gerektirir çünkü.
Fakat mizahın bir de eğitimsizin cahilliğiyle, yoksulun aptallığıyla özürlünün kusuruyla, ezilenin kendisiyle alay eden bir türü var ki, -son zamanlarda epey yaygınlaştı- güçsüzleri, muktedir olanların açıklarına güldürmek yerine birbirlerine güldürür. Böylece kusurları yüzüne vurulmuş ezileni ezilenin soytarısı haline getirir. Birilerini, diğerlerinin nezdinde zayıf düşürerek gülünçleştirir. Dışlanmışlar bir araya gelip başlarındaki ceberrutlara güleceklerine kendi kendilerine gülmeye başlarlar. Öyle bir mizah hükmedenin işini kolaylaştırır.
Bu kadar açıktır bu.
Serdar Turgut’un Kürt Şarkıcı Rojin için yazdıkları da bu türden bir mizah kategorisine girer. Mizahına konu ettiği Kürt Şarkıcı Rojin’i gülünç duruma düşürüp parodileştirmiş, okurun da kendi buluşuna gülüp geçmesini ummuştur Turgut. Sonra da kullandığı incitici ifadelerin ciddiye alınmasına şaşıp kalmıştır. Nihayetinde ciddiye alınmayacak bir mizah yazısıdır bu ona göre, ciddiye alan da zeka yoksunudur.
Ama işler Serdar Turgut’un beklediği gibi gitmedi. Rojin’i dağa kaldırıp seks kölesi yapmak istediğini yazdığı, kendince komik, aslında kanı dondurucu ifadeleri tepki çekti. Bir Kürt kadının mizah yoluyla hafifleştirilmesi; az buz zulüm görmemiş bir halkın çok uzun süre engellenmiş diliyle şarkılar söyleyen birinin belden aşağı bir muhabbetin konusu edilerek küçük düşürülmesi mizahi zekaya sahip bu halkın, önemsemeden geçeceği bir konu değildi elbette. Böyle şeyler hele şu günlerde hiç mizah kaldırmıyor, kaldırır diyenin de ayağına dolanıyor.
Serdar Turgut’un da ayağına dolandı ve bir sonraki yazısında özür dilemek zorunda kaldı. Ancak özür dilerken bile okurlarını makul olmamakla eleştirmesi Rojin’e de, mizah yaptığını anlayacak kadar zeki olmadığını söylemesi onun mizah anlayışında zerre değişiklik olmayacağını gösteriyor.
Serdar Turgut’tan bu saatten sonra kırmızı çizgiler üzerinde gezinerek mizah yapmasını beklemek yanlış olur. Memleketin dokunulmaz kurumları ve kişileri üzerine; Genelkurmay Başkanı, Tayyip Erdoğan veya anlı şanlı bürokratlar hakkında hep birlikte güleceğimiz ve böylece zatıalilerine milletçe onun mizah yeteneğini idrak ettiğimizi kanıtlayacağımız gülünç hikayeler anlatmasını isteyemeyiz. Turgut’a göre bunlar, yanına yaklaşmak istemeyeceği kadar “ciddi” mevzular. Adı geçenler olanca haşmetleriyle ciddiyetlerini korusunlar, Serdar Turgut’un köşe süsü olmasınlar. Kimler olsun peki? Rojinler.
İyi ki bu topraklarda çok sayıda mizah ustası yetişti ve hepimiz onların rahlei tedrisatından geçerek bir mizahi kavrayışa sahip olabildik. İyi ki ezilenin ve eksiklinin açıklarıyla alay eden Amerikan usulü bir mizaha karşı yeterince şerbetliyiz. Yoksa meydan, mizah diye Serdar Turgut’unkine kalacak ve halk kendini ezenlerin değil kendisinin parodileştirilmiş haline gülmek zorunda kalacaktı.
İyi ki.
NURAY SANCAR
ÖNCEKİ HABER

Bilimin sırtındaki kambur

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa