06 Kasım 2009 00:00

GERÇEK

Başbakan Erdoğan, gazetemizde de işaret edildiği gibi, büyük bir sorumsuzlukla, “Ben domuz gribi aşısı olmayacağım” demekle kalmadı, herkese de adeta “Siz de olmayın!” çağrısı yaptı.

Paylaş

Başbakan Erdoğan, gazetemizde de işaret edildiği gibi, büyük bir sorumsuzlukla, “Ben domuz gribi aşısı olmayacağım” demekle kalmadı, herkese de adeta “Siz de olmayın!” çağrısı yaptı. Böylece Başbakan, “herkesi aş olmaya çağıran” Sağlık Bakanı’nı da herkesin önünde rezil etti!
“Normal” bir ülkede ve “normal” hükümette, bu durumda en azından sağlık bakanının onurunu kurtarmak için istifa etmesi beklenirdi. Ama burası Türkiye ve Sağlık Bakanı, işi bir akşam çağırılıp, sırtının sıvazlanmasıyla tatlıya bağlandı
Şimdi artık “aşı da neymiş” diyen bilim düşmanları, hurafeciler ve muskacılar daha mutlu!
Üstelik bunlar; sağlık kuruluşlarının ve uzmanların büyük ölçüde “aşının yapılmasının doğru” olduğu üstünde hemfikir oldukları ve domuz gribinin günde bir kaç can almaya başladığı bir ortamda oldu.
Bize kalırsa Başbakan, bakanları, milletvekilleri sözlerinde direnip; elbette aşı olmamalıdırlar! Belki böylece ilk kez ülkeye hizmet etmiş olurlar!
Bizim itirazımız, onların halkı, emekçileri aşıdan caydırmasınadır. Çünkü onlar, bu tutumlarıyla bulaşıcı hastalıkları etrafa bulaştırmayı “özgünlük” düzeyine yükseltiyorlar!
Bu yüzden de halk sağlığına tehlikeye atma suçunu işlemektedirler.
Aşının yapılmasına gelince; “risk gurupları”dan söz ediliyor: Sağlıkçılar, hacılar,. öğrenciler, hamileler, sağlığı bozuk kişiler,... diye sıralanıyor aşı yapılma sırası. Ama sıralama içinde aynı hangarda yüzlercesi bir arada çalışan, birlikte yemek yiyen, aynı servislerde, tren, tramvay, otobüs gibi kitle taşım araçlarında üst üste istif edilmiş gibi gidip gelen her yaştan işçilerden, kamu emekçilerinden kimse “Risk gurubudur, aşılanması gerekir!” diye söz etmiyor.
Saymayan saymıyor. Patronlar aşı yapılmasını bir zaman kaybı; hükümet “fuzuli masraf” diye düşünebilir.
Ama peki sendikalara ne demeli?
Sendika ve konfederasyon yöneticileri, neden fabrikalarında atölyelerde, sanayi sitelerinde, OSB’lerde, devlet dairelerinin ilaçlama, çevre temizliği yapma ve bu mekanlarda çalışanların aşılanarak domuz gribine karşı önlem alınmasını isteyen bir tutum almıyor, gerekli girişimlerde bulunmuyorlar?
Evet, ağzı olan konuşuyor!
Kabul! Onların konuşması toplumda kafa karışıklığına da yol açıyor.
Ama bu kadar gürültü koparken, sendikaların böyle sessiz, her şeyden habersiz gibi durmaları normal mi?
Ya da sendikaların, en azından emekçilerin kafa karışıklığını azaltan açıklamalar yapması gerekmez mi?
Şu bir gerçek ki, bu gün, işçiler emekçiler, yoksul halk yığınları, işçiler; bu türden salgın hastalıklara karşı en riskli toplum kesimini oluştururlar. Bunun en önemli nedeni, hastalığın yayılmasına çok uygun bir ortamda çalışıp yaşamak zorunda olmalarıdır. Dahası, hasta olduklarında sağlık kurumlarında tedavi olmaları çok güçtür. Nitekim domuz gribinden ölenlerin bir bölümü üç beş hastane gezerek bir hastaneye yatabilmiş, bu arada kaybolan zaman nedeniyle canlarını vermişlerdir. Başbakan, milletvekilleri ya da zenginler ise en küçük rahatsızlıkta en lüks hastanelerde, adeta törenle karşılanıp, ağırlanarak tedavi olabilirler. Bu yüzdendir ki, yoksullar, emekçiler en önemli “risk grubu”dur ve aşılamada öncelikli guruplar içinde yer almalıdırlar. Özellikle de yoksul semtleri, fabrikalar, devlet dairelerinde, servislerde, toplu taşıma araçlarında temizlik hayati önemdedir. Buradaki denetimler de sadece, görevli resmi yetkililerce değil, TTB, muhtarlıklar, sendikalar, işyerindeki işçi, kamu emekçisi temsilcileri tarafından yapılmalıdır.
Kısacası,”aşı olurum olmam” tartışması tamamen zenginlere has bir geyik muhabbetidir!
Emekçilerin böyle bir seçeneği ve lüksü yoktur!
“Madem başbakan aşı olmuyor o zaman ben de olmam!” diyerek işin içinden çıkmak, emekçiler için yapılabilecek en büyük yanlıştır.
Sendikalar, olup biteni böyle soğukkanlılıkla izlerlerse; sorunda taraf olup işçilerin, emekçilerin, ailelerinin, onların gençliğine sağlık hakkını savunmazlarsa, domuz gribinden ölen her emekçinin sorumluluğunu da taşımış olacaklardır.
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

Kaldırın artık koruculuğu!

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa