Kaldırın artık koruculuğu!

Kaldırın artık koruculuğu!

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde korucuların 4 kişiyi katletmesinden önce İlçe Jandarma Komutanlığı’na başvurular yapılmasına rağmen ölümleri durduracak önlemlerin alınmamasına tepkiler büyüyor.


Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde korucuların 4 kişiyi katletmesinden önce İlçe Jandarma Komutanlığı’na başvurular yapılmasına rağmen ölümleri durduracak önlemlerin alınmamasına tepkiler büyüyor. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, Aras ailesinin İHD’ye yaptığı başvurunun ardından gerekli yerlere başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, gerekli girişimlerin başlatılmadığına dikkat çekti.
KORUCULAR DEVLETİN VERDİĞİ YETKİYE GÜVENİYORLAR
Ergani’de yaşanan korucu vahşetine Diyarbakır’dan tepki geldi. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, konuyla ilgili şube binasında yaptığı açıklamada koruculuğun kaldırılması çağrısı yaptı.
2 Ekim’de Ergani Kaymakamlığı, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı’na, İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını kaydeden Erbey, başvuru yaptıkları kurumlara son dönemlerde özellikle koruculuk sistemi nedeni ile yaşananlara, korucuların kendilerine verilen silah ve yetkiye güvenerek işledikleri suçlar ve toplum üzerinde oluşturdukları baskı ve keyfi uygulamalara ilişkin kaygılarını dile getirdiklerini söyledi. Bilge köyü katliamının da koruculuk sisteminden kaynaklı olarak yaşandığına dikkat çeken Erbey, “Başka olayların da yaşanabileceğini ifade ettik. Ergani’deki vahşet diyebileceğimiz olay öncesi İHD’ye yapılan başvuru neticesinde gerekli olan kurumlara başvurular yapılmasına rağmen bir girişimde bulunulmamış, ailenin Ergani Jandarma Komutanına yaptığı başvuru da sonuçsuz kalmıştır. Ergani Jandarma Karakolu, şahısları karşısına alıp, tehdit etmeyin, yaptığınız suç diyerek tarafları barıştırmaya çalışmak yerine, takındığı tavır ölüme adeta davetiye çıkarmıştır” şeklinde konuştu.
SUÇ İŞLİYORLAR
1990 yılından buyana korucuların 1415 suça karıştığını ifade eden Erbey, “Türkiye’deki köy koruculuğu dünyanın en büyük eğitimsiz ve düzensiz ordusudur. 70 binin üzerindeki bu düzensiz ordu patlamaya hazır bir bomba gibidir. Korucuların çoğu suç işlemeye meyilli gruplardır. Devlet, korucuların düzensiz ve tehditvari varlıklarından adeta güç almaktadır. Köylülere korku salan bu gruplara dair korucuların bağlı oldukları karakollara yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, onların nasıl korunduklarını ortaya koymaktadır” dedi. Erbey, “Korucuların işlemiş oldukları suçlar kadar onları koruyan, işledikleri suçları görmezden gelenler de suçludur” diyerek şunları kaydetti: Bölgede Korucularla birlikte hareket edip hukuk dışı yollardan maddi menfaat sağlayan çok sayıda kişi vardır. Hukuk devletinde böylesi büyük bir suç işleme potansiyeli olan düzensiz ordunun korunup kollanması mümkün değildir. Sadece katliamlar işlendiğinde hatırlanan ve birkaç gün sonra da unutulan geçici köy koruculuğu bir devlet politikası mıdır? Bu devlet politikasının iflas ettiği artık görülmelidir. En kısa süre içerisinde Ergani Jandarma Komutanı ve Ergani Başsavcılığı hakkında yapılan başvurular ve ölüm tehdidi alan kişiler ile ilgili ne yaptıklarının araştırılmasını, görevlerini ihmal etmişler ise haklarında soruşturma açılmasını talep ediyoruz. Erbey bölgede bir komisyon kurularak köy korucularının karıştıkları ve işbirliği yaptıkları kişilerin açığa çıkarılması ve cezalandırılması gerektiğini söyledi.
Öte yandan, Ergani’de yaşanan korucu katliamına ilişkin Yolbulan Köyü Korucubaşısı Cengiz Akyol, korucular İlyas ve İsmail Akyol’un da aralarında bulunduğu 9 kişi dün İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulandı.
(Diyarbakır/EVRENSEL)

EMEP’TEN HÜKÜMETE SORUMLULUK ÇAĞRISI

ERGANİ’deki korucu katliamına ilişkin Emek Partisi (EMEP) Diyarbakır İl Örgütü de bir açıklama yaptı. “Ergani’de 4 kişinin korucular tarafından katledilmesi, korucuların nasıl devlet eliyle silahlanmış birer ‘suç makinesi’ haline geldiğini bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne sermiştir” denilen açıklamada, yaşanan katliamın, mayıs ayında Mardin Mazıdağı Bilge köyünde 44 kişinin öldürüldüğü katliamdan sonra bir kez daha koruculuğun kaldırılmasının acil bir ihtiyaç olduğunu gösterdiği vurgulandı. EMEP’in açıklamasında şöyle denildi: “Ergani’de yaşanan cinayet, ‘açılım’ ve Kürt sorununun çözümü yönünde tartışmaların yürütüldüğü böylesi bir dönemde, sorunun çözümü yönünde atılması gereken öncelikli adımlardan birinin koruculuğun kaldırılması olduğunu göstermiştir. Koruculuk uygulamasının kaldırılması, korucuların işledikleri suçların açığa çıkarılıp suç işleyen korucuların yargılanması, köyünden zorla göç ettirilenlerin zararları karşılanarak köye dönüşlerinin önünün açılması; aşiret reislerinin, ağaların el koydukları toprakların topraksız köylülere dağıtılması, Kürt sorununun demokratik halkçı çözümü için atılması gereken öncelikli adımlardır.” “Emek Partisi olarak Ergani’de yaşanan katliamı kınıyoruz” denilen açıklamada, hükümete sorumluluk çağrısında bulunularak, “Böylesi cinayetlerin bir daha yaşanmaması için hükümeti, koruculuk sistemini kaldırmaya çağırıyoruz” denildi.

SUÇ DOSYALARI KABARIK

Türkiye’de 22 ilde görev yapan korucuların toplam sayısı 80 binin üzerinde. Bunlardan 59 bini düzenli maaş alan geçici köy korucusu, kalan 23 bin 274 kişilik kısmı ise gönüllü korucu. Diyarbakır’da 5 bin 187, Şırnak’ta 6 bin 756, Batman’da 2 bin 887, Bingöl’de 2 bin 511, Bitlis’te 3 bin 730, Mardin’de 3 bin 323, Muş’ta 1860, Siirt’te 4 bin 661, Hakkari’de 7 bin 614 korucu var. Koruculuk sisteminin uygulanmaya başlandığı 26 Mart 1985 tarihinden bugüne kadar birçok suçla gündeme gelen korucular hakkında, bugüne kadar işledikleri suçlara dair İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 5 binin üzerinde işlem yapıldı ve 853 korucu tutuklandı. İHD’ye göre 1990 ile 2002 yılları arasında korucular, 38 köy yakma, 14 köy boşaltma, 12 taciz ve tecavüz, 22 adam kaçırma, 294 silahlı saldırı, 176 saldırı sonucu yaralama, 132 ölüm, 2 kayıp infazı, 50 infaz, 70 gasp, 454 işkence ve kötü muamele, 59 gözaltına alma, 9 intihara sebebiyet verme, 17 orman yakma gibi çok sayıda suça karıştı. JİTEM tarafından özellikle ‘90’lı yıllarda işlenen birçok cinayette de korucuların aktif olarak yer aldığı belirtiliyor. Öte yandan, Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz’ün de yargılandığı ‘faili meçhul’ cinayetler (JİTEM davası) davasının en önemli sanıkları arasında Kamil Atağ ile Koçero Saluci gibi korucubaşı olarak görev yapmış kişilerin de yer alması, korucu aşiretlerinin bölgedeki işlevlerine dair önemli bir veri sundu.Birçok olayla gündeme gelen koruculuk, en son Mardin’in Bilge köyünde 44 kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamın ardından büyük tartışmaya neden olmuştu.
Olayın ardından hükümet, koruculuk sitemini yeniden düzenlemek için çalışma başlattığını açıklamıştı. Yine ‘açılım’ tartışmaları kapsamında koruculuğun kaldırılacağı haberleri gazetelere yansımıştı. Ancak bugüne kadar herhangi bir adım atılmadı.

MAZLUMDER VE ÖZGÜR-DER’DEN AÇIKLAMA

MAZLUMDER ve Özgür-Der Diyarbakır şubelerinin, yaptıkları açıklamalarda devletin silahlarıyla katliam yapıldığı belirtilerek, koruculuğun kaldırılması istendi.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Müzeyyen Boylu, olayla ilgili etkin bir soruşturma yapılmasını isteyerek, “Koruculuğun etkisi yargı tarafından da irdelenmelidir” dedi. Boylu, olayın İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Karakolu’na yaklaşık 400 metre mesafede meydana geldiğinin ve olaydan önce ölenlerin karakoldan çıktıklarının bilindiğini hatırlattı. Boylu, Kürt sorunu güvenlik bürokrasisine havale edildiği için köy korucularının, güvenliğin sağlanması adı altında devlet eliyle silahlandırıldığını kaydetti. Korucuların bugüne kadar birçok hukuk dışı uygulamanın failleri olarak bilindiğini belirten Boylu, koruculuğun kaldırılması gerektiğini kaydetti.
DEVLETİN İHMALİ VAR
Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz da yaptığı açıklamada, koruculuğun derhal kaldırılmasını istedi. Yılmaz, “Korucu zulmünün ve sultasının bölgede fütursuzca devam ettiğini bir kez daha açıkça gözler önüne seren bu olayda, ölenlerin ve öldürenlerin korucu olmaları ve ayrıca aralarında akrabalık bulunması, olayın trajik ve vahim boyutunu göstermektedir” dedi. Yılmaz, yaşamını yitiren ailenin İHD’ye bir ay önce başvuruda bulunduğunu hatırlatarak, katliamın, devletin bilinçli ihmaliyle yaşandığını söyledi. OHAL döneminde palazlanan korucuların devletin silahını elinde tutmanın sunduğu özgüvenle binlerce hukuksuzluğa neden olduğunu belirten Yılmaz, “Koruculuk derhal lağvedilmelidir” dedi. (HABER MERKEZİ)

Şemdinli’deki cinayet silahı da korucuların çıktı

HAKKARİ’nin Şemdinli ilçesine bağlı Tütünlü köyünde 3 Kasım’da Atış ile Yıldız aileleri arasında yaşanan ve 65 yaşındaki Haci Yıldız’ın ölümüyle sonuçlanan olayda kullanılan silahın korucu Azizhan Atış’a ait olduğu netleşirken, Atış’ın hala gözaltına alınmadığı öğrenildi. Olayın ardından köye giderek incelemelerde bulunan ve rapor hazırlayan DTP’li İl Genel Meclisi Üyesi Murpenç Uysal, köyde her iki tarafın da korucu olduğunu ve yeni katliamların yaşanmasından endişe duyulduğunu söyledi. (HAKKARİ)
www.evrensel.net