06 Kasım 2009 00:00

İncir Çekirdeği’ne sığdırılamayan hayatlar

SOSYAL hayatın hızlı bir dönüşüm geçirdiği güneydoğuda, özellikle Batman’da peşpeşe kadın intiharları bölgedeki kadınların durumu üzerine oldukça ...

Paylaş

SOSYAL hayatın hızlı bir dönüşüm geçirdiği güneydoğuda, özellikle Batman’da peşpeşe kadın intiharları bölgedeki kadınların durumu üzerine oldukça düşündürücü bir gelişme. İntiharlar uzun sürmüş bir savaşın yol açtığı toplumsal yıkımı en can alıcı biçimde gözler önüne seriyor. Bu sosyolojik olgu Selda Çiçek’in yönettiği İncir Çekirdeği filminin de konusu oldu. Ama Çiçek’in filmi, intihar ekseninde çaresiz dönüp durmaktansa onu ortaya çıkaran gündelik yaşamı cesaretle deşifre etmeye çalışıyor. İlk uzun metrajlı filminde kanayan bir yaraya dokunan yönetmen, toplumsal sorunlara bir tepki olarak ortaya çıkan ama kendisi de bir sorun olarak onlara eklenen intiharlardan yola çıkarak tabu- töre ile modernleşme arasındaki gerilime dikkat çekiyor.

Filminizin güneydoğudaki kadın intiharlarını konu ettiğine dair basında yazılar çıktı. Filme bu beklentiyle gidenler aslında salt intihara odaklanmış bir filmle karşılaşmıyorlar. Peki sizin filminiz odağına neyi alıyor?
Evet, filmin salt güneydoğudaki kadın intiharlarını konu edindiğine dair basında yazılar çıktı, söyleşilerde de değinildi. Müjgan Halis’in çok önemli araştırma kitabı Batman’da Kadınlar Ölüyor kitabı bu filmi yapmam gerektiğini hissettiren bir kitaptır.
Salt intihara odaklanmış bir film izlemeye gidenler sanırım doğal olarak söylenenlerle değil filmin kendisiyle karşılaşacaklardır. Yanlış hatırlamıyorsam, filmin salt intihara odaklandığını hiçbir zaman söylemedim: Batıda yaşayanlar olarak -ki her batının daha bir batısı ve doğusu var- olduğumuz yerin doğusunda yaşayan insanların hayatına, bir kişiye de değil bir aileye çevirdik kameramızı. Filmin yapısal olarak farkının bu olduğunu söyleyebilirim, filmde bir kazanan ve kaybeden yok, bir kahraman yok, seyirci klasik sinema eserlerinde film kahramanlarıyla bir ilişki kurar ve filmi bu ilişki üstünden izler sever ya da sevmez. Biz bir durum ve durumun olası nedenlerinden bir tanesini yorum da yapmadan izleyiciye göstermeye çalıştık. İzleyicinin kahraman ya da karakterle değil durumla ilgili empati kurmasını istedik. Filmin reel zamanı iki bölüme ayrılmıştır: Önce oğul mayına basarak ölür, abla kendini sorumlu hisseder intihar eder. Yedi yıl sonra ve bir gün içerisinde caddede iki kadın cenazesi, anne ve emanet taşıyan evin kızının önünden geçiverir, anne intihar eder, bir de uzaktan bir akrabanın ölüm haberi konuşulur. Ancak bütün bunlar olurken hayat kendi yolunda devam eder. Aslında İncir Çekirdeği mecazı tam da bu kaos ortamı için kullandığımız bir benzetmedir. Toplumu oluşturan en küçük topluluk birimi aile yani çekirdek ve mitolojide söylentiye göre daha soylu ve insanca bir yaşamın simgesi incir. İlginçtir mitolojide incir nimetten sayılıyor ve inciri bilmeyen uygarlıklarla tarihte savaşlardan vazgeçiliyor. İncir Çekirdeği’nde, toplamda seksen iki dakikada beş kadın ve bir oğul ölür. Evet ilk bakışta bu böyle algılanmıyor olabilir ama şeytan ayrıntıda gizlidir klişesine sığınmak isterim.
Toplumumuzda kadın mevzusunu konuşmak feodal yanımızdan dolayı bir tabu iken etik olarak, tırnak içinde söyleyeyim, derin bir anlatıma girişmedim. Çünkü bir durumu bütün içinde değerlendirmeye çalıştım. Kadın intiharlarının somut nedenleri tartışılabilsin istedim. İnsanı doğuran, doğada yaşamı devam ettiren kadın nesnesinin ölümü tercih etmesi salt namus meselesi değilmiş gibi geliyor bana. Halis’in bir diğer önemli tespiti olan genel bir davranış biçimi olarak intihar bir erkek davranışı ise. İsterim ki izleyici kendini her bir karakter yerine koysun; Heda ya da Abdülkadir ya da diğerleri, işler biraz daha kolaylaşabilir.
Kadınların acılar çektiği, travmalar yaşadığı bir bölgeden onları anlatan bir film yapmak zorlu bir iş. Kadınların “Önce beni anlat” diyen bir sürü sorunu var. Siz filminizdeki sadeliği nasıl sağladınız?
Cevaplamak için zaman isteyebilir miyim? Bu senaryoyu yazarken başlayan, oyuncularımla kurduğumuz diyalog ile ortaya çıkan bir sonuç. Sette her bir ekip arkadaşımla ortaklaşmış kendiliğinden de oluşmuş bir dil ve yöntem. Senaryoda kurulu bir davranış biçimi ve bir ağız da vardı. Sağduyulu oyuncularla çalışmanın avantajlı sonuçları diyebilirim. Benim çok itina ettiğim bir şeyi de ekleyebilirim, gerçeğe dokunmamak, sinematoğrafiyi uygulamaya çalışmak.

Film mekanı olarak neden Mardin’i seçtiniz? Esinlendiğiniz kitapta olduğu gibi Batman’ı mekan alan bir filmin olanağı yok muydu, yoksa başka nedenleriniz var mı?
Birinci nedenim estetik kaygı idi, çekim sırasında kum fırtınası bizi biraz engellese de… İkinci neden Mardin’in geçmişten gelen çok eski ve özel tarihi idi, biliyorsunuz farklı medeniyetler hâlâ yaşamını sürdürüyor hâlâ orada. Bir diğer önemli neden fimin yapılış biçimi ile ilgili. Bu kadar nazik bir konu üzerinde çalışırken insanları rahatsız edemezdim, uzaktan bakmaya ve anlamaya çaba sarf ettim. Amacım yaraya taş basmak değil. Halis’in kitabında doğrudan anlatımlar var. Bir diğer neden, intihar edenlerin aileleri zaten bunun ağırlığını yeterince yaşıyorlar. Kimin evinde nasıl çalışabilirdik? Bunun çaresi var, dekor yapılabilirdi belki ama soyutlama yapmamayı tercih edip biraz uzaklaştırdım. Dekor dediğiniz şey sonuçta bir tasarım ve ne yaparsanız yapın yapıntıdır. Hiperrealist bir dekoru karşılayacak bir bütçemiz de yoktu. Doğunun batısında bir yerde de çekilebilirdi ama dediğim gibi Mardin dokusu başka yerde yok.

İncir Çekirdeği sizin ilk uzun metrajlı filminiz başka projeleriniz var mı?
Evet, insan ticareti konusunu işleyen bir projenin hazırlığı içerisindeyiz.
Nuray Sancar
ÖNCEKİ HABER

Devlet Senfoni Almanya turnesinde

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa