07 Kasım 2009 00:00

Barış için cesaret!

Türkiye Barış Meclisi, TBMM’ye, siyasilere, Türk ve Kürt halklarına “Barış için cesaret” çağrısı yaptı.

Paylaş

Türkiye Barış Meclisi, TBMM’ye, siyasilere, Türk ve Kürt halklarına “Barış için cesaret” çağrısı yaptı. Dün İstanbul’da yapılan basın toplantısında konuşan yazar, akademisyen, kitle örgütü temsilcisi ve sinemacılar, 10 Kasım Salı günü TBMM’de Kürt sorunu ile ilgili yapılacak oturum öncesi düşüncelerini dile getirdiler. Konuşmalarda, barışın sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin özlemi ve ihtiyacı olduğu vurgusu yapılarak bütün kesimlerin karşısındakini anlayarak, empati kurarak üzerine düşen görevi yapması gerektiği belirtildi.
Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğu, bunun da Anayasa’nın değiştirilmesiyle başlayacağı, hukuksal alanda çalışmaların gerekliliği ve tutuklu Kürt çocuklarının bir ön önce serbest bırakılması gibi acil adımlar atılması önerileri dile getirildi.
MECLİS’TEN ‘ÇÖZÜM’ ÇIKSIN
Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yapılan toplantıda ortak basın metnini Türkiye Barış Meclisi Sekretaryası adına Hakan Tahmaz okudu. Tahmaz, 34 PKK’linin Türkiye’ye dönüşünde yapılan sevinç gösterilerine karşı takınılan saldırgan tutumu eleştirerek, “Biz Türkiye Barış Meclisi olarak, bu kritik dönemde çözümün siyasal muhataplarını, sürecin kesintiye uğramasına yol açacak her türden politika, davranış ve yaklaşımlardan vazgeçmeye ve toplumun barışa olan özlemini gerçekleştirecek tutumlar geliştirmeye çağırıyoruz” dedi. TBMM’nin 10 kasımda yapacağı oturuma değinen Tahmaz, Meclis’ten güçlü ve somut çözüm iradesi çıkmasının toplumsal bir beklenti olduğunu hatırlattı. Tahmaz,
“Türkiye Barış Meclisi olarak bu sürecin zor ve zahmetli bir süreç olduğunun farkında olarak, üzerine düşen sorumluluk ve cesaretle davranacaktır. Bu doğrultuda atılacak adımların, kim tarafından atıldığına bakmadan yanında olacaktır” dedi.
(İstanbul/EVRENSEL)

Orhan Eskiköy ( Yönetmen)
Cesaret sözcüğünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bizi korkutanlardan hesap sormaya ihtiyacımız var. Bir Türk olarak anlamadığımız ve bu toprakları paylaştığımız Kürtler, Ermeniler ya da Rumlarla eşit olduğumuzu fark etmek zorundayız. Devletten hesap sormaya gücümüz ve yetkimiz var korkularımızı aşıp barış talebimizi dile getirmeliyiz. Barış Kürtlere verilecek bir ayrılacak değildir, Türkiye’nin ihtiyacıdır.

Necmiye Alpay (Yazar)
Siyasetçiler zor bir durumda şu an Türkiye’de. Her büyük sorun büyük çaplı politika ve politikacılar gerektiriyor. Ama şu an bu çapta politikacılar görmüyoruz. 10 Kasım’da Meclis’te ne olacak. Karşımıza tekrar kırmızı çizgiler çıktı. Başbakan anadilde eğitim gibi bir takım şeylerin asla olmayacağını telaffuz etti. Ama bu kadar bilimdışı, demokrasi dışı, bu kadar katı sözler söylemeye devam etmelerini bu kürsüden kınamayı görev biliyorum.


Özcan Alper (Yönetmen)
Şu an arkadaşlarımla bu konuyu konuşuyoruz. Babası şehit olan biriyle de bu konuyu konuşabiliyoruz ama bir taraftan da babasını hiç görmemiş bir gerilla kızı ya da oğluyla da konuşabiliyoruz buradan bakınca da ne kadar uzun bir süredir bir savaş ve travma olduğunu da görebiliyoruz. Bu sürecin Türkiye’de yaşayan tüm halklar ve ezilenler açısından da çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Sennur Sezer (Şair)
Benim tek kaygım sokaktaki insan. Salonlarda konuşuyoruz, akademik olarak tartışıyoruz ama sokaktaki adam önündeki ekmeğin, sokaktaki söz hakkının azalmasını bir türlü açılamayan Kürt açılımına bağlamaya zorlanıyor. Ekmeğin küçüldüğü dönemlerde bu doğal bir olaydır. Biz iyi niyetli olarak toplumda en hafife alınan kesim olarak sanatın diliyle sokaktaki insanlara ulaşabiliriz sanıyoruz. Her zaman ki gibi en çok cesarete ihtiyacımız var çünkü bize söylenecek ilk kelime “Emperyalizmin maşaları olduğumuz ve iktidarın peşinde olduğumuz”dur. Ama hepimiz biliyoruz ki barışçılar yalnız barışa boyun eğerler.

Ayşe Berktay (Çevirmen)
Toplumun tamamının özlemi olması gereken, barış denilen bir meseleden bahsediyoruz. Ancak batıda yaşayan kesimlerde yakıcı bir barış özlemi hissedilmiyor. Onlar için de barış özleminin derinden hissedebilen bir şey olması sağlamak diye bir meselemiz olmalı.

Gençay Gürsoy (Türk Tabipler Birliği Başkanı)
Her iki taraf da çok ciddi yaralar aldı. Türk ve Kürt halklarının bir tür rehabilitasyon sürecine muhtaç duruma geldiğini düşünüyorum. Bugüne kadar olduğu gibi özverinin büyüğü Kürt halkına ve önderlerine düşüyor, asla onurdan feragat etmeden sürecin yürümesi konusunda adımlar atmaları gerekiyor.
ÖNCEKİ HABER

Genelkurmay andıcı kabul etti

SONRAKİ HABER

Dolar/TL kuru saniyeler içerisinde 6,39’a çıkıp geriledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa