07 Kasım 2009 00:00

BAŞYAZI

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’ndaki haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ...

Paylaş

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’ndaki haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tuğgeneral Çubuklu, bir subayın, savcılıklara ve çeşitli basın organlarına gönderdiği belirtilen ihbar mektubunda sözü edilen “Andıç”ın varlığını kabul etti.
Bu “Andıç”, Genelkurmay’ın kendisinin internet siteleri kurup kamuoyunu yönlendirmeye çalışmasını öngörürken, sivillere ait internet sitelerinin de izlemeye alınmasını emrediyordu.
Karargah’taki toplantıda Tuğgeneral Çubuklu bu “Andıç”ın varlığını doğrularken, deşifre olan internet sitelerinin kapatılıp yenilerinin kurulmasını 2007 yılında çıkan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun”a göre yeniden yapılandırılmasıyla ilgili ve “normal bir işlem” olduğunu öne sürdü. Diğer sitelerin izlenmesini ise, TSK’nın, “Başbakanlığın ilgili plan ve direktifleri çerçevesinde irticai ve bölücü tehdit unsurlarını izlemek” göreviyle ilgili olduğunu öne sürerek savunan Tuğgeneral Çubuklu böylece, sivil kişi ve kurumlara ait 400 internet sitesinin izlendiğini öne süren ihbarı mektubundaki bilgileri doğrulamış oldu.
Yani Genelkurmay, bir yandan internet siteleri kurarak kamuoyunu yönlendirmeye çalışırken öte yandan da sivil kişilerin ve kuruluşların kurduğu internet sitelerini takibe alarak bunların şeriatçılık ve bölücülükle ilgili bir faaliyet sürdürüp sürdürmediğini de izliyor! Üstelik Çubuklu bu yaptıklarını da hem “2007 yılında çıkan kanuna” hem de “Başbakanlığın kamu kurumlarına verdiği direktife” dayandırıyor.
Yani, basında günlerdir “Doğru mu yanlış mı”, “Askere bir iftira mı yapılıyor yoksa bu ‘andıç’ ordu içinde örgütlenen bir cuntanın illegal faaliyeti mi?” denilerek tartışılan “Andıç”ın, Genelkurmay, “normal bir faaliyet”, kendilerine yasalar ve Başbakanlığın direktiflerinin gerektirdiği görevi tarif eden bir belge olduğunu söylüyor!
Genelkurmay’ın bu kadar rahat bir biçimde, “Evet ‘andıç’ta sözü edilen internet siteleriyle ilgili iddialar doğrudur” demesinin nedeni elbette TSK İç Hizmet Yasası’nın, sistemi kollama ve koruma görevini silahlı kuvvetlere vermesidir!
Bu açıklama bir demokratik ülkede olsaydı, herhalde önce genelkurmay başkanının, arkasından da savunma bakanının istifası gündeme gelirdi. Hükümetin bile geleceği tartışmaya açılırdı.
Az çok demokrasinin olduğu burjuva devlette silahlı kuvvetler; “Ülkenin başka devletlerden gelecek saldırılara karşı savunulması” göreviyle yükümlüdür. İçerde, yasalara karşı çıkanlar varsa (bireysel ya da örgütlü) bunlarla uğraşmak polisin görevidir.
Ne var ki, Türkiye’de en azından Türkiye’nin NATO’ya girmesi ve kontrgerilla örgütlenmesiyle birlikte silahlı kuvvetler, içerde yerine göre komünizm, yerine göre şeriat, yerine göre de bölücülük tehdidi bahanesiyle iç politikaya müdahale etmiştir. Bu müdahalenin boyutu, sıcak politik gündeme yön verme çabalarından hükümetlere muhtıra vermeye, bütün bunlar yetmediğinde de askeri darbelere kadar varan eylemler biçiminde olmuştur.
Bütün bu müdahaleler de Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’na dayandırılmış; darbe yapma suçu gibi, her demokratik düzende reddedilecek ağır suç, bir “görev”, “yasalardan doğan bir hak ve yükümlülük”, “ülke severliğin bir simgesi”, askerin “doğal ve tartışılmaz görevi” olarak savunulmuştur.
Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Çubuklu da işte bu yasaya dayanarak; göğsünü gere gere, “Biz sivilleri izliyoruz; kamuoyunu etkilemek için internet siteleri kuruyoruz” diye açıkladı!
Onun içindir ki; İç Hizmet Kanunu ve Anayasa’nın “değiştirilemez maddeleri”ne dokunmadan “Demokratikleşme yolunda ilerlemek”, sorunların etrafından dolaşmak olmaktadır.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

‘Elektrik dağıtımı yandaş ortakların’

SONRAKİ HABER

Bayraklı Belediye Başkanı’nın makam odasında dinleme cihazı bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa