Hadi biz suçluyuz diyelim bu çocukların suçu ne?

Hadi biz suçluyuz diyelim bu çocukların suçu ne?

5 ay önce memleketlerinde geçinme olanakları kalmadığı için ‘bir umut’ diyerek İstanbul’a gelmişler.


5 ay önce memleketlerinde geçinme olanakları kalmadığı için ‘bir umut’ diyerek İstanbul’a gelmişler. Ancak benzer durumda olan on binlerce kişi gibi, umutları gerçekleşmediği gibi daha kötü koşullarda yaşamaya mahkum olmuşlar.
Bahçelievler Soğanlı’da Çavuşpaşa Mahallesi’nde yaşayan ailenin içinde bulunduğu durum; yoksulluğun, açlığın, eşitsizliğin en açık örneğini gözler önüne seriyor.
HURDACILIK YAPIYOR
Ekrem Kölge 40 yaşında. Gaziantep-Islahiye’den beş ay önce ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiş. 9 çocuğu var Kölge’nin. 3 çocuğunu memlekette bırakmış. Hurdacılık yaparak geçinmeye çalışıyor. Buna geçinmek denirse tabii... Komşularının verdikleri dışında çöpten ve pazardan kalan yiyeceklerle beslenerek, yanında bulunan altı çocuğu ve eşiyle beraber yaşam mücadelesi veriyor. Anne Saniye Kölge ise yaşadıklarının rastlantı ya da kader olmadığını söyleyerek, “Açlık ve yoksullukla terbiye ediliyoruz” diyor.
DOĞDUĞUMDAN BERİ ÇİLE ÇEKİYORUM
Sadece iki çocuk okula başlayabilmiş; onlar da iki ay sonra bırakmak zorunda kalmışlar. “Memlekette iş yoktu, İstanbul’da var dediler çıktık geldik buraya” diyen Ekrem Kölge, “Ama burası da aynı bizim için” diyerek sürdürüyor sözlerini. Doğduğundan beri çile çektiğini anlatan Kölge, 75 yaşında olan annesine de bakmak zorunda olduğunu söylüyor. Yemek ve giyecek ihtiyaçlarını komşularının karşılamaya çalıştığını söyleyen Kölge, “Hatta yatağımızı yorganımızı, eşyamızı bile onlar verdiler” diye konuştu.
PENCEREDEKİ CAM DEĞİL YASTIK
Hurdacılık yaparak geçinmeye çalıştığını, ancak eline geçen parayla sadece ekmek alabildiğini söyleyen Kölge, bazen ekmek alacak para bile bulamamaktan yakınıyor.
Dükkandan bozma bir evde oturduklarını belirten Kölge, evin banyosu bile olmadığını ifade etti. Elektrik ve su faturalarını da ödeyemediğini söyleyen Kölge, her an elektrik ve suyun kesilebileceğini kaydetti. Kaldıkları yerin camları olmadığını, bu nedenle içeri soğuk girmemesi için cama yastık koyduklarını anlatan Kölge, “Soğuktan titriyoruz. Bırakın normal sobayı, elektrik sobası bile yok” diye konuştu. “Kendimizden umudu kestik. Çocuklar var. 5 aylık çocuğumuz hasta. Sağlık kontrollerini yaptıramıyoruz” diyen Kölge, kendisinin de hasta olduğunu, ancak ilaç alamadığını belirtti.
KONUŞACAKLARINA GELİP GÖRSÜNLER
Başbakan’ın sorunları çözdüklerine dair sözlerine de tepki gösteren Kölge, “Gelsinler yoksulların yaşadıklarını görsünler. Aç susuz perişan haldeyiz” dedi.
Parasızlıktan çocuğuna kimlik çıkartamadığını söyleyen Kölge, sözlerini şöyle tamamladı: “62.5 TL istediler. Ben nereden bulurum bu parayı? Gaziantep’te oğlum yaşıyor; evli. Eşi hamileydi. Kan tahlili yaptıracak 100 TL bulamadık. Burada bir esnaf arkadaş var. Söyledim o verdi. Yetkililere sesleniyorum; daha ne kadar acı ve zulüm yaşayacağız? Hadi biz suçluyuz diyelim, bu çocukların suçu nedir?”

BİZİM DEVLETİMİZ KOMŞULARIMIZ

Saniye Kölge: Bu açlık, bu yoksulluk, bu eziyet bize mi denk geldi? Biz insan değil miyiz? Bu memleketin insanı olmak için acı mı çekmemiz gerekiyor? Pislik içinde yaşıyoruz. Çocuklarım okula gitmek istiyor ama gönderemiyoruz. Kayıt parası çok yüksek. Çocuklar sokakta oynarken arkadaşları ‘Neden böyle yaşıyorsunuz?’, ‘Neden pis şeyleri yiyorsunuz?’ diyorlar. Çocuklarım çevresinde gördükleri şeyleri bizden istiyorlar ama alamıyoruz; tamam deyip geçiştiriyoruz. Ayaklarında ayakkabıları yok. ‘Anne herkesin var bizim niye yok?’ dediklerinde içim paramparça oluyor. Bir annenin çocuğuna istediği en basit şeyi alamaması o kadar acı ki, kimse bunu anlayamaz. Beş aylık bebeğime süt veremiyorum; yetersiz beslenmeden dolayı anne sütüm bir işe yaramıyor. Bebeğim hasta. İnsanlar bizim durumumuzu görüp acıyor ama devlet bir gün olsun bakmıyor yüzümüze. Tek istediğimiz sıcak bir yuva. Çocuklarımızın eğitimi için yardım istediğimizde ‘Devlet büyüktür’ diyorlar. Bu nasıl büyüklüktür? Ben inanmıyorum. Bizim devletimiz yok. Bizim devletimiz komşularımız, çünkü onlar en zor anımızda hep yanımızdalar.
Özgür Doğan
www.evrensel.net