08 Kasım 2009 00:00

MİNERVANIN BAYKUŞU

12 Eylül denince akla, bütün bir ülkenin ağır bir fiziksel şiddetle terbiye edilmesi gelir. O dönemi en iyi açıklayan sözcük, 1. şubelerin kuytuluklarında, gözlerine kara bantlar çekilmiş insanlara yapılan işkencedir kuşkusuz.

Paylaş

12 Eylül denince akla, bütün bir ülkenin ağır bir fiziksel şiddetle terbiye edilmesi gelir. O dönemi en iyi açıklayan sözcük, 1. şubelerin kuytuluklarında, gözlerine kara bantlar çekilmiş insanlara yapılan işkencedir kuşkusuz. Oralarda örgütlerini, arkadaşlarını, ailelerini, çocuklarını satması istenen bir kuşağın bedenlerinin üzerinde denenen acı verici yöntemlere, sadece insan ruhunun değil toplumun da kimyasını değiştirmek için başvuruluyordu. Cuntanın toplumsal mühendislik işlemine, işkence tezgahına ve darağacına çekilmiş tutukluların acıları ve çığlıkları kaçınılmaz olarak eşlik etti. Fakat 12 Eylül'ün toplumsal tahribatı, o tezgahlardan geçenlerin ruhlarında ve bedenlerinde açılan yaralardan ibaret değildir. Bu yüzden sadece işkenceden ve şiddetten söz ederek o dönemi anlatmak, 12 Eylül'ü tam olarak anlatamamak, anlayamamak anlamına gelir.
Birkaç haftadır izlediğimiz Bu Kalp Seni Unutur mu? dizisinin de en önemli sorunu buymuş gibi görünüyor şimdilik. Dizilerin, reyting ölçümlerine kurban gitmemişlerse, asgari bir yıl sürdüğü göz önünde bulundurulursa, önümüzdeki bölümler için bir ihtiyat kaydı koyarak dizinin 12 Eylül'ü anlatmakta çok zorlandığını söyleyebiliriz. Birkaç haftadır gerek arşiv görüntüleri gerekse yeni yapılmış çekimlerin kullanılışı, 12 Eylül'ün sadece şiddetten ibaret bir dönem olduğu mesajının verilmek istendiğini gösteriyor. Bunun böyle olmadığını ilk bölümlerde kanıtlayan pek bir şey yok.
12 Eylül'ün, 1980 24 Ocak Kararları'nın uygulanması için gereken istikrarlı bir siyasi ve sosyal ortamı yaratmak için gerçekleştirildiğine dair çok şey söylenmişti. Bu dizide de eğer bu kararların uygulanmasından faydalanacak olan toplumsal kesimlerin, yani üst sınıfları temsil eden birilerinin kendi aralarındaki tartışmalar, çelişki ve gerilimler yansımış olsaydı, 12 Eylül gözümüze sebepsiz bir şiddet gibi görünmeyecekti belki de. Ama bu meselenin bir yanı. Bir de 24 Ocak ile başlayan liberalizasyon politikalarının etkilediği sade yurttaşların; grev ve örgütlenme hakları yasaklanmış, ücret artışları durdurulmuş, sosyal hakları gasp edilmeye başlanmış, sendikaları kapatılmış emekçilerin hayatlarını 12 Eylül'ün nasıl zindana çevirdiğini görebilmiş olsaydık, cuntanın zindanlarında işkence gören gençlerin neyle mücadele etmek için orada olduklarını da anlayacaktık. Belki de diziyi çekenler, seyircinin, yakın tarihe dair bir arka plana sahip olduğunu, anlatılmamış kısımları o arka plan bilgileriyle tamamlayacağını varsayıyor. Tabii bu iyimser bir yorum. Tersine, dizi yapımcılarının 12 Eylül konusunda kapsamlı bir bakış açısına sahip olmadığını, bunun aksini kanıtlayacak, göremediğimiz ipuçlarından çıkarabiliriz. Dizinin başından bu yana ortada karşıt sınıflardan tiplemeler yok, politik gençler dışında darbeyi tartışan kimse yok. Dizide neredeyse pornografik diyeceğimiz ölçüde gözümüze gözümüze sokulmuş bir şiddet var sadece.
Hakkını yemeyelim, '80'li yıllarda doğanların 30'lu yaşlarına yaklaştığı günümüzde, bir zamanlar toplumun böyle bir fiziksel şiddetten geçmiş olduğunu anlatarak hayırlı bir iş de yapılmış oluyor aslında. Ama bu şiddet uygulayanların saiklerini dizide görmediğimiz sürece, 12 Eylül anlaşılmaz bir şeye indirgeniyor.
Dizinin, geçmişte kimi sağcı kimi solcu saflarda dövüşmüş senaryo danışmanlarının, belki de 12 Eylül konusunda uzlaşabileceği tek nokta, dönemin saf bir şiddetten ibaret olduğu. Cuntanın toplumsal mühendisliğinde şiddetin rolü, nedeni ve 12 Eylül'ün aradan geçen 30 yıl sonra bile süren etkileri konusunda bu isimlerin aynı şeyleri söylemesi, dünyaya aynı pencereden bakması mümkün değil. Hal böyle olunca da, Bu Kalp Seni Unutur mu? adlı diziden fazla bir şey beklemek, hayal kurmak anlamına geliyor.
Ama dedik ya, ihtiyat payı koymak gerekir. Öyle ya, belki de yanılıyoruzdur. Böyle olup olmadığını görmek için dizinin ilerleyen bölümlerini beklemekte yarar var. 12 Eylül dizisi çekmek iddialı ve zor bir iş; dizinin yönetmeninin, bu işin altından kalkabilmesini temenni edelim.
NURAYSANCAR
ÖNCEKİ HABER

NOT

SONRAKİ HABER

İHD İstanbul Şube: Metris’te insanlık dışı uygulamalara son verilsin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa