09 Kasım 2009 05:00

Eğitimde tekçi anlayıştan vazgeçilmeli

EĞİTİM Sen İstanbul 3 No’lu Şube’nin düzenlediği ‘Anadilde Eğitim’ konulu sempozyumda, sosyal ve pedagojik...

Paylaş

EĞİTİM Sen İstanbul 3 No’lu Şube’nin düzenlediği ‘Anadilde Eğitim’ konulu sempozyumda, sosyal ve pedagojik açıdan anadilde eğitimin önemi, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan dillerin durumu ve demokratik açılım düzleminde anadilde eğitim politikaları tartışıldı.
Önceki gün Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen, ‘Anadilde Eğitim’ konulu sempozyumun açılış konuşmasını yapan Eğitim Sen 3 No’lu Şube Başkanı Nebat Bukrek, “Mevcut eğitim sistemi tekçi eğitimi savunur ve uygular. Müfredatta bütün halklar Türk’tür, Sünni’dir, erkektir ve sermaye sınıfına aittir. Öteki halklar, kültürler, inançlar, kadınlar ve işçi sınıfı yer almaz” diye konuştu. Çocukların, ‘öteki dilinin’ kullanılmadığı, kültürünün kimliğinin, inancının tanınmadığı yok sayıldığı bir ortamda algılama sorunu yaşadığını vurgulayan Bukrek, araştırmaların anadilde eğitim alan çocukların derslerindeki motivasyonlarının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu, anadilin iki dilli çocukların diğer derslerinde de başarılı olmasını sağladığını vurgulayarak, zaman yitirmeden anadilde eğitim hakkını yeniden Eğitim Sen tüzüğüne yazmak ve etkili bir biçimde savunmak gerektiğini söyledi.
YALANLAR ÜZERİNE KURULU EĞİTİM
Açılış konuşmasının ardından Şair Gülsüm Cengiz’in anadilini konuşamayan insanların yaşadığı travmayı anlattığı ‘Kamber Ateş Nasılsın’ şiiri ile oturum başladı. Sempozyumun ‘Anadil Eğitimi ve Asimilasyon’ konulu birinci bölümünde, İki Dil Bir Bavul filminin yönetmenlerinden Orhan Eskiköy, Yazar Necmiye Alpay ve Yazar Gülçiçek Günel Tekin konuşmacı olarak katıldı. Orhan Eskiköy, “Kürt sorunu ile üniversitede tanışmış bir Türk olarak, Türklere onlarca yıldır pompalanan kandırmacayı aşmak için başka yöntemler bulunması gerekiyor” dedi. Eskiköy, anadilde eğitim alamayan çocukların yanında oraya gönderilen öğretmenin de yaşamı boyunca derin yaralar alan bir sürece tabi tutulduğunu göstererek, her iki yönlü ayna tuttuklarını vurguladı. Yazar-Dil Bilimci Necmiye Alpay ise Türkiye’de çok kültürlü bir yapı olmasına rağmen tekçi bir yapının egemen olduğunu söyledi. Türkiye’nin eğitim sistemini ‘Gerçeklerden uzak, yalan üzerine eğitim’ diye niteleyen Alpay, inkarcı ve tekçi bir yapının çok kültürlü ve dilli yapıyı teke indirmeye çabalarken, akademik bilgileri çarpıttığını söyledi.
ANADİL POLİTİKALARI DEĞİŞTİRİLMELİ
Moderatörlüğünü Yıldız İmrek Koluaçık’ın yaptığı “Dil hakları, Tarihsel Gelişimi ve Anadilde Eğitim Deneyimleri” başlıklı 2. oturuma, Yrd. Doç. Dr. Olgun Akbulut, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kıran ve Laz Kültür Derneği Başkanı Av. M. Ali Barış Beşli konuşmacı olarak katıldı. Yıldız İmrek, “Diller arasındaki hiyerarşi aynı zamanda, toplumsal iş bölümü, cinsiyetçi iş bölümü düşünüldüğünde, dilin değersizleştirilmesi yoluyla evine mahkum olan ve kamusal eğitimden büyük ölçüde yoksun olan kadının dil yoluyla değersizleştirilmesine bir katkı anlamına da geliyor” dedi. Yrd. Doç. Dr. Olgun Akbulut ise Türkiye’nin de artık anadil ile ilgili politikalarını değiştirmek zorunda olduğunu söyledi. Yrd. Dç. Dr. Abdullah Kıran, “Üniversitelerimizde Latince, Grekçe, Hititçe, Sümerce ölü dilleri öğretiliyor, dışardan bakınca ne kadar demokratik bir ülke gibi görünüyor ama yaşayan dil Kürtçe, Lazca öğretilmiyor. Diller bölmez bütünleştirir. Dillerden korkmamak gerekir, her bir dil ayrı bir zenginliktir” dedi. Laz Kültür Derneği Başkanı M. Ali Barış Beşli de dünyada 6 binin üzerinde dilin var olduğuna ve bunların yarısının yok olmaya yüz tuttuğuna dikkat çekti.
(İstanbul/EVRENSEL)

SENDİKALAR YETERSİZ KALDI
“Türkiye’de Anadilde Eğitim Politikaları” konulu 4. oturuma da Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik ve KESK Eski MYK Üyesi Fevzi Ayber konuşmacı olarak katıldı. Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Birliği Derneği (TÖB-DER) döneminde anadil konusunda çalışmalarının bulunmadığını söyleyen Bozgeyik, “Bu konuda politikalar yürütülmedi, sadece emperyalist politikalara karşı ulusal eğitim politikaları yürütüldü” dedi. KESK Eski MYK Üyesi Fevzi Ayber de son dönemlerde Kürt sorununun çözümü ekseninde başlatılan açılım tartışmalarının Kürtlerin mücadelesinin sonucu Türkiye gündemine oturduğunu ve diğer etnik yapıların bu mücadele sayesinde anadilleri ile ilgili çıkışlar yaptığını vurguladı. Ayber, “Sorunun çözümü için adımlar var ama bunlar anayasal düzlemde değil. Çünkü yapılmak istenen Kürt özgürlük hareketinin tasfiyesidir. Sorun gerçekten demokratik anlamda çözülmek isteniyorsa anayasanın değiştirilip, eşit yurttaşlık hakkının tanınması gerekiyor” dedi.
ÖNCEKİ HABER

Hükümet sorumluluğunu yerine getirmeli

SONRAKİ HABER

YSK, İstanbul kararının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa