09 Kasım 2009 00:00

ROJEV

AKP Hükümeti’nin ‘açılım’ olarak adlandırdığı politika, ilk günden bu yana ‘PKK’nin nasıl etkisizleştirileceği’ merkezli olarak sürdürülüyor.

Paylaş

AKP Hükümeti’nin ‘açılım’ olarak adlandırdığı politika, ilk günden bu yana ‘PKK’nin nasıl etkisizleştirileceği’ merkezli olarak sürdürülüyor. Bu yaklaşım üzerinden Maxmur’dakilerin ülkeye nasıl dönüş yapacağı; Kandil’dekilerden hangilerinin ülkeye gelebileceği, lider kadronun nereye gönderileceği konusunda çeşitli senaryolar üretiliyor. Öyle bir hava yaratılıyor ki, eğer PKK meselesi çözülse, artık Kürt sorunu diye bir şey kalmayacak. Oysa yıllardır söylüyoruz; PKK, Kürt sorununun nedeni değil, sonucudur. Dolayısıyla Kürt sorununun çözümü yönünde atılacak adımlardan ayrı olarak PKK meselesinin çözümü peşinde koşmak, sorunu çözmeyeceği gibi, sorunu daha içinden çıkılmaz hale getirecektir.
Kandil ve Maxmur’dan gelen barış gruplarının karşılanması sonrasında yaratılan gerici dalganın etkili olmasının en önemli nedenlerinden biri de, AKP’nin öncesinde gerekli düzenlemeleri yapmamış olmasıdır. Barış gruplarının gelişleri sonrasında yaşananlar, Kürtlerin bu coğrafyada bir halk olarak varlığı ve demokratik haklarını esas alan yasal düzenlemeler yapılmadan PKK meselesini kotarmaya çalışarak bir yere gidilemeyeceğini gösterdi. DTP’ye “terör operasyonları” yapılırken PKK’lilerin ‘dönüş’ yapmasını ne Kürtlere, ne Türklere izah edemezsiniz.
PKK’lilerin dönüşü en azından belli bir süre için durduğuna göre, şimdi “açılımın bu tarafında ne var?” diye sormanın zamanıdır. Bölge’de işlenen binlerce cinayetin, kayıpların, faili meçhullerin sorumlusu olduğu yapılan itiraflarla ortaya konan JİTEM davası, Albay Temizöz’ün Şırnak ve çevresinde karıştığı olayların ötesine gidebilmiş değil. Mardin Bilge köyünde 44 kişinin katledilmesiyle gündeme gelen korucular geçen hafta Diyarbakır Ergani’de yine sahnedeydi. Korucular, önceden ölümle tehdit ettikleri 4 kişiyi devletin silahlarıyla katletti. İHD, MAZLUM DER gibi insan hakları örgütleri ile DTP ve EMEP gibi siyasi partiler, korucuların devlet eliyle silahlandırılmış suç örgütü haline geldiklerine ve koruculuk uygulamasının kaldırılmasının geciktirildiği her günün yeni cinayetlere davetiye çıkarıldığına dikkat çektiler. JİTEM’in dağıtılması ve Bölge’de işlenen binlerce cinayetin aydınlatılması, koruculuk uygulamasının kaldırılması ve üzerine inşa edildiği ağalık/aşiret sisteminin tasfiye edilmesi ve bu adımlar üzerinden köye dönüşlerin sağlanması… Bu adımlar atılmadan Maxmur’a gidenler neden ve nasıl gelsinler? Köylerini terk edip Maxmur’a gidenler bu uygulamalar nedeniyle gitmedi mi? Şimdi dönüşler tartışılıyorsa, ne değişti diye sormak gerekmiyor mu?
Meclis’te yarın Kürt sorunu ile ilgili oturum yapılacak. Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda, anayasa değişikliğinin gündemde olmadığı belirtiliyor. Oysa ‘açılım’ politikasının, anadilde eğitimden Bölge’deki cinayet şebekelerinin dağıtılmasına, genel af ve siyaset yapma önündeki engellerin kaldırılmasından köye geri dönüşlere uygun ortam yaratılmasına kadar sınırın bu tarafında yer alan sorunların çözülmesi boyutu göz ardı edilerek çözüme ulaşılamayacağını görmek gerekiyor. Kürt sorunu, demokratikleşme ve Kürtlerin eşitlik taleplerinden koparılıp PKK meselesi üzerinden tartışıldıkça, çözüm daha da uzaklaşıyor. Üstelik gerici şoven güçler seslerini daha fazla yükseltiyor. Çözümü yakınlaştırmanın yolu, emek ve demokrasi güçlerinin Kürt halkının demokrasi ve eşitlik temelinde birlikte yaşama yönündeki taleplerini daha ilerden sahiplenmesinden geçiyor.
ÇETİN DİYAR
ÖNCEKİ HABER

Eğitim emekçileri 25 Kasım’a hazırlanıyor

SONRAKİ HABER

Selin vurduğu Eminönü esnafı: Yıllardır alt yapı yetersiz diyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa