09 Kasım 2009 00:00

MEDYATİK

Alman Demokratik Cumhuriyeti (ADC), nam-ı diğer Doğu Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı.

Paylaş

Alman Demokratik Cumhuriyeti (ADC), nam-ı diğer Doğu Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Soğuk Savaş’ın sonunda, Sovyet bloku ülkeleri birer birer çözülürken, ADC de bu kaçınılmaz sonu yaşadı.
Marketler, kalitesine bakılmaksızın, Batı’nın mallarıyla doldurulurken; “eski”ye ait her şey bir anda ortadan kayboldu. Bu yeni ürünler ve yaşam tarzı aslında çok çekiciydi. Gelgelelim birleşme sonrası Doğu’daki fabrikaların kapatılması, artan işsizlik, ucuzlayan emek ve tüm bunların kaçınılmaz sonucu yoksullaşma tüm çalışanları vurdu.
Evet, marketler çeşit çeşit yiyecek, içecek ve giyecekle dolmuştu ama emekçiler bunları alacak paraya sahip değildi. Seyahat özgürlüğü gelmişti, ama bu kez de çalışmak zorunda olan insanların kendilerine ayırabileceği vakit yoktu. Gençler istedikleri branşta eğitim alamadı, işsizlik nedir bilmeyen Doğu Almanlar iş bulamadı. İş bulduklarında ise Batı’dakinden daha düşük ücretlerle çalıştırıldılar. Daha da kötüsü, Doğulular hep küçümsendi ve kendilerini bir yük gibi hissetti.
Bugün, işte tam da 9 Kasım’da Berlin Duvarı’nın yıkılışı kutlanıyor. 20 sene önce yıkılan o duvar ve değişen dünya tartışılıyor…
Hem bu tartışmalara ufacık bir katkı olsun, hem de başka türlü bir kutlamadan haberdar olalım diye bu hafta sözü Margot Honecker’e bırakacağım. Bayan Honecker, ADC’nin son sosyalist devlet başkanı olan Erich Honecker’in eşi, ADC’nin eğitim bakanı ve bugün 82 yaşında…
Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 60. yıldönümünde, 7 Ekim 2009’da Şili’deki bir anma töreninde yer almış ve törende yaptığı konuşma youtube’a konmuş. Gelin hikayeyi bir de ondan dinleyelim:
“Bugün, Almanya’da çok sayıda yoldaşın (Kuşkusuz aradaki zaman farkı nedeniyle birkaç saat önce) bir araya geldiğini biliyorum. Her yerde, bilimciler, öğretmenler, işçiler, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anmak için toplandı.
Günümüzde, Almanya’da, ADC’ye, sosyalist ADC’ye karşı büyük bir kampanya yürütülüyor. ADC’nin olumsuz şekilde anılmadığı tek bir sohbet programı, tek bir film, tek bir haber bülteni bile yok.
Ama tüm bunlar onlara yetmedi.
Doğu Almanların yüzde 50’si şunu söylüyor: Kapitalizmde, daha kötü koşullarda yaşıyoruz. ADC’mizde güzel bir yaşamımız vardı. Ve ne yaparlarsa yapsınlar: Yaşananların unutulması bir yana, giderek daha çok sayıda insan, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde nelere sahip olduklarını düşünüyor.
Tamam, başarılı olamadık. Ama en azından 40 yıl boyunca var olmuştuk. Ve bu 40 yıl, Almanya’da da izler bıraktı.
Kuşkusuz, burada yoldaşlarımla birlikte olabilmekten dolayı mutluyum. 60 yıl önce, 22 yaşındaydım. Ve 22 yaşımda, halk meclisindeki, ADC’nin ilk halk meclisindeki en genç temsilci olmuştum. (Alkışlar)
İşçi ve köylü devletinin ilk devlet başkanına, Alman gençliğinin başarı dileklerini sunabilmiştim. O sırada çok heyecanlanmıştım. Ama bu, yani işçilerin ve köylülerin ilk devlet başkanının seçilmesi, yeni bir Almanya isteyen herkes için büyük bir olaydı. Ve 40 yıl boyunca başarmış olduklarımızın yok sayılması mümkün değil. Bunlar yalnızca anılarda kalmayacak; tam tersine, bunlar hakkında düşünen, “başka bir toplum kurmalıyız” diyen gençler var ve şunu soruyorlar: O zamanlar nasıldı? ADC nasıldı? diye soran çok sayıda genç var...
Bu konularda çok fazla cevap verme şansımız bulunmuyor çünkü basın güç sahiplerinin elinde. Ama solcu gazeteler var. Alman Komünist Partisi’nin (DKP) yanında, son seçimlerde oyların neredeyse yüzde 12’sini almayı başarmış bulunan bir Sol Parti var. (Alkışlar)
Bu, savaşa karşı çıkan, antikapitalist bir parti. Kuşkusuz, bu partinin içinde çok farklı eğilimler var ve bu partinin gelecekte, Almanya’daki koşulların ağırlaşması durumunda hangi yolu izleyeceği bugünden bilinemez. Ama yine de sol güçler var, hareket ediyorlar, daha fazla oy alıyor ve destekçi kazanıyorlar. Tüm büyük partilere antisosyal politikaları nedeniyle fatura kesildi ve örneğin Sosyal Demokrat Parti (SPD) oylarının üçte birini yitirdi. En büyük parti olan Hıristiyan Demokrat Parti (CDU), yani burjuvazinin partisi, oy kaybetti. Şimdi, girişimcilerin partisi olan Hür Demokratlarla (liberal parti) koalisyon kurdular ve Almanya’da her şeyin daha da kötüye gideceği, yalnızca sanayinin değil işçi sınıfının durumunun da kötüleşeceği öngörülebilir. İşsizlerin sayısı artacak, sosyal hizmetler daha da sınırlandırılacak, ama tüm bunların eskiden olduğu gibi kolayca kabullenilmeyeceğini gösteren olumlu işaretler var.
Tüm bunlar bir yana, ben iyimserim. Her zaman iyimserdim ve bundan sonra da böyle kalacağım.”
N: Erkin Özalp’in Türkçeye çevirdiği bu konuşmaya http://www.youtube.com/watch?v=Mp_nbCBA4aw adresinden ulaşabilirsiniz.
twitter.com/mkuleli
MUSTAFAKULELİ
ÖNCEKİ HABER

zama zingo

SONRAKİ HABER

Ekofest’te çevre mücadeleleri konuşuldu: Mücadeleleri birleştirmek gerek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa