Blöfçünün anısına

Blöfçünün anısına

Hani futbol aleminin edebi ve ebedi düşünürlerinin ağzında sakız olmuş laf vardır ya;“Futbola siyaset karıştırılmasın” klişesi yani…Bu kez tersi oldu.Siyasete futbol karıştı!

Hani futbol aleminin edebi ve ebedi düşünürlerinin ağzında sakız olmuş laf vardır ya;“Futbola siyaset karıştırılmasın” klişesi yani…Bu kez tersi oldu.Siyasete futbol karıştı!Türkiye- Ermenistan milli maçları nedeniyle politik figürler top zıplattı. Hatta bir ara maç berabere bitsin, dostluk kazansın noktasına bile gelindiyse de, işin suyunun çıkacağı varsayılarak, biz kazanırsak dostluk kazanmış olur konseptinde genel bir fikir birliğine varıldı.Siyasete futbol karışıp…Futbol konjonktürel durum itibarı ile politik sınır açıcı konumuna gelince doğal olarak kameralar liderlere çevrildi.Gerçi havaalanına iniş görüntülerinden itibaren Bay Sarkisyan’ın maça öyle çok da gönüllü gelmediği yüzündeki sıkıntılı ifadelerden anlaşılabiliyordu.O da kendince haklıydı elbette, iç politik durumlar bayağı sıkıştırıyordu kendisini.Dışa doğru kafasını kaldırdığında ise, Amerika’sından Fransa’sına, Rusya’sından İngiltere’sine kadar sert bakışlar alnında dolanıyordu.Bu bakımdan aslında tribünde yer alan Gül ve Sarkisyan’ın arkasında bu ülkelerin lider ve yetkilileri olsaydı, kare daha bir bütün olabilirdi!Misal, Bayan Clinton arkada durmuş iki lidere alkışlanacak yerleri işaret ediyor…Berlusconi kalabalıktan istifade Bayan Clinton’a ince ayar bakışlar sarkıtıyor…Sarkozy, “Beyler sizin AB’ye gelmenize gerek yok, gerektiğinde biz buraya geliriz” diyor.Keşke böyle bir tablo olsaydı…Böylece, dünya kupasına gidemedik, ama dünyayı ayağımıza getirdik diyebilirdik!***Tabii siyasete futbol karışması…Şahsının ikici planda kalması her zaman başrol oynamaya meraklı Fatih Bey için çekilecek bir durum değildi.Bu yüzden olmalı, o daha önceki tüm maçlarda saha kenarında tripsel ekşınlar yapan o adam, kulübesinden dışarı çıkmadı.Kim bilir belki de kendine kızmıştı.Dünya Kupası dışında kalınca, eleştiri oklarından sıyrılmak için artık klasiği haline gelen lafları etmiş…İstifa edebileceğinin işaretlerini vermişti.Daha önce de böyle olmuş…Federasyon, “Aman hocam, canım hocam” diyerek ayağına koşmuştu.Böylece Yüce İmparator Fatih Bey, hem iadeyi itibar, hem de maaşa zam almıştı.Bu kez de aynı oyuna başvurdu.Nasıl olsa gelip, aman hocam canım hocam denecek…Yeniden kurtarıcı olacaktı.Gerçi kurtaracağı gemi, batırdığı gemiydi!Ama olsun, burası her seferinde “Kurtulmak için darbeler yapılan” sonra gel bizi kurtar diye koşulan Sülüman beyin ülkesiydi!Fakat bu kez hesap ters döndü.Daha Fatih Bey, Ermenistan son maç falan diye gevelemişti ki, federasyon, ulu imparatorun istifasını kabul ettik, deyiverdi!Kurtarıcı postu deldirdi!Böylece tarihte belki de az rastlanır biçimde, henüz edilmemiş bir istifa kabul edildi!Demek ki, her zaman aynı blöf yemiyordu!Başka yaratıcılıklar gerekiyordu!Bu yüzden olmalı, bu maçta imparator kafasını otağından dışarı çıkarmadı.Balatalarını sallamadı…Kameralara Clark bakışlar atmadı.Belki de zamansız blöfün zararlarını düşünüyordu.O sırada uzakta bir yerlerde radyodan pişmanikar makamından bir şarkı çalıyordu.“Bir blöf yaptım, geri dönemem!”
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.