18 Ekim 2009 04:00

Çocuklar ve sular: Munzur’a dair (2)

Bu dağlar, ormanlar, sular katlanamaz daha basık bir göğeBoyun eğmez bu insanlar güneşten ve doğruluktan başkasına***Geçen hafta (11. 10. 09) Munzur’a yapılacak barajlar için, bizim yapmadıklarımızı yazmak istediğimi söylemiştim.Buyurun konuşalım:

Paylaş
Bu dağlar, ormanlar, sular katlanamaz daha basık bir göğeBoyun eğmez bu insanlar güneşten ve doğruluktan başkasına***Geçen hafta (11. 10. 09) Munzur’a yapılacak barajlar için, bizim yapmadıklarımızı yazmak istediğimi söylemiştim.Buyurun konuşalım:***Bütün dinlerin temel sorusu şudur:Ne yaptım Ya Rab!Ben sana ne yaptım da bana bunu reva gördün?Benim sorum tersinedir:Ey sömürü düzeni sana karşı savaşıyorum ama… Ama neleri yapamadım, neleri eksik bıraktım ki bu zulüm, köhnelik devam ediyor?Bu düşünüştür şimdi yazacaklarım için beni cesaretlendiren. Çünkü düzenin bize çıkardığı engellerden daha küçük değildir bizim eksik bıraktıklarımızdan doğan engeller.***Munzur Suyu başta olmak üzere, Dersim’in neredeyse bütün akarsuları üzerine yapılacak barajların ülkeye ciddiye alınır bir yararı olmayacağını erişebildiğimiz bilim çevreleri söylemektedir. ***Dersim’e barajların yapılması gündeme oturduğunda, tepkileri bir odakta toplamak için, bir festival örgütlemeye başladı Dersimliler.Bu başlangıçta son derece önemliydi.Ama giderek sıradanlaştı, yavanlaştı.Çünkü, Munzur Doğa Ve Kültür Festivali, üzerine kurulduğu asıl sorunu, ikinci, üçüncü, hatta dördüncü plana iterek ondan uzaklaştı.Büyük oranda popüler kültürü yeniden üreten, yıkılmışlığı, acıyı sevme kültürünün öğelerini öne çıkaran bir hatta kaydı.Üç–dört günü geçen bütün bir festival boyunca, barajlar sorununa ayrılan eylem süresi artık toplam bir saati bile bulmuyor. Gerisi vur patlasın çal oynasın ve ağlamak yüklü işlerin birbirine geçmesi oluyor dersek, abartı sayılmasın.***Dersimlilerin bütün öteki meselelerin önüne alacakları iş, devleti ve ortaklarını barajlar konusunda bas geri etmektir. Bu bakımdan Fırtına Vadisi’ne sahip çıkılma özellikleriyle, Bergamalıların savaşım özellikleri ve Hasankeyf için izlenen yöntemler bence bugün de önemli örneklerdir...***Dersimliler barajları eksen alarak bilim çevreleriyle sahiden kalıcı ilişkiler kurmayı seçemedi. Festivallere kimi bilim insanları çağrıldı. Ama bu bilim insanları meramı geniş ve kalıcı bir biçimde anlatacak, anlattıkları, gösterdikleri aynı dertten mustarip başka insanların olanaklarına dönüşebileceği bir biçimde karşılanmadı, öyle konumlandırılmadı.***Sözler dolaştı havada, büyük ve hiçbir yerden, hiçbir yere giden sözler…Acıyla süslenen mazlumluğun imgeleri örtmeye başladı işlerimizin üstünü…***Örneğin her festival, yakılarak boşaltılan bir köye adanabilirdi. Çünkü etrafındaki köyler olmadan Munzur’u savunmak daha zordur. Örneğin her festivalde köyü boşaltılanlar köylerine gidip gelebilsin diye bir köprünün yapımı öne çıkartılabilirdi. Çünkü köylüler o ırmağın üzerinde gidip gelebildikçe, özgürlükleriyle o ırmağın akışını daha çok özdeşleştirebilir.Her festival Dersim’e kalıcı bir sanat nesnesi kazandırabilirdi. Bu ülkenin sanat birikimine devrimci bir katkı olurdu.Her festival devletin yaktığı bir ormanı, dünya ormanlarına yeniden kazandırmaya adanabilirdi… Çünkü ormanlardır, onlara yağan karlardır Munzur’u var eden.Her festival ülkenin ve dünyanın enerji politikaları bakımından hazırlanmış bir bilimsel eseri/ eserleri dünyanın farklı dillerine çevirerek yayımlayabilirdi.Böylece Dersim, kapitalist enerji politikasına karşı temiz, evrene uygun enerji politikalarının başvuru kaynaklarının bir merkezine dönüşmüş olabilirdi.Olmadı.***Biz haklı olarak ÇED raporu yokluğundan söz ediyoruz. Oysa bugünkü ÇED raporu sistematiği, son derece geri ve ilkeldir. Örneğin mevcut ÇED raporları sosyolojiyi, toplum psikolojisini, barajların göçe zorladığı insanların bütün bilim disiplinleriyle bütünlüklü olarak araştırılmasını ve incelenmesini içermiyor. Biz, yeni bir ÇED raporu sistematiğini bilim çevreleriyle hazırlayıp barajlara karşı savaşım veren herkesin olanağı olabilirdik.Bunu sıklıkla dile getirenden biri Dersimli Avukat Murat Cano oldu.Ama o popüler bir şarkıcı olsaydı biz onu belki biraz dinlerdik, ama o bu işlere emek veren bir avukat işte... ***Biz, Munzur Vadisi’nin bugününü yeryüzüne tanıtırken baraj yapıldığında bu vadinin alacağı görünümleri illüstrasyonlarla/ resimlerle/ çizimlerle karşı karşıya koyan işler çıkarılabilirdi. Böylece neye, neden karşı çıktığımızı dünyaya daha iyi anlatabilirdik.Biz bu türden barajlardan geri dönmek için yollar arayan ülkelerin bilim insanlarıyla kalıcı işler çıkarabilirdik…Olmadı.Dersim Ana Kent Belediyesi’ne iki dönemdir devrimciler seçiliyor, bir dönem önce benim de mensubu olduğum EMEP belediye yönetimine ortaktı; bu dönemlerde de geçmiş bütün dönemlerde olduğu gibi olanaklar daha genel geçer şeylere harcandı ve biz yola mağlup olmanın eşiğinde devam ediyoruz…Mağlubiyet giderek büyüyor çünkü Uzunçayır Barajı’nda suyun tutulması ve Tatar, Binar Barajlarının vardığı aşamalar bizim cephenin işini büsbütün yokuşa sürecektir. ***Bugün yine Dersimli bir avukat olan Barış Yıldırım Munzur Vadisi’nin Doğal SİT Alanı olarak tescillenmesini, olanağı el verdikçe sistemli bir biçimde dile getiriyor. Bu son derece önemli bir iştir. Bize bilim çevreleriyle daha kalıcı ilişkiler kurmak, yeni çareler aramak olanağı verebilecek, zaman kazanmamızı sağlayacak bir düşüncedir…Devlet bir gün Doğal SiT Alanları’nı da yapılaşmaya açarak saldırabilir… O zaman da Munzur’u ülkenin bütün Doğal SiT Alanları’yla birlikte savunuruz. Ama eminim ki bugünkünden daha güçlü oluruz.***Dersim’in nerdeyse bütün belediyelerini bugün ilericiler, devrimciler yönetiyor… Acaba beklemeseler de halkla birlikte yürüyüp işe koyulsalar yine aynı şeyleri mi konuşuruz?***Çocukları öldürenler merhamet etmez sulara!Bu yüzden biz her gün yeniden anımsamalıyız Fransız isyancılarını:Ya Bastille’e yürür çözersinizYa burada kalır çözülürsünüz!
Tevfik Taş
ÖNCEKİ HABER

Bir dostu yitirmek

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa