25 Ekim 2009 00:00

El Salvador’un Çalınan Çocukları

Türkiye’de barış için adımlar atıldığı günler yaşanırken, sivillerin düpedüz hedef alındığı çatışmalı günlerde çocukların başlarına gelenleri bir kez daha düşünmek gerekiyor. Çocuklar için barışın ne kadar önemli olduğunu, çocukların barışa ne denli gereksinimi olduğunu bir kez daha vurgulamanın tam zamanı.

Paylaş
Türkiye’de barış için adımlar atıldığı günler yaşanırken, sivillerin düpedüz hedef alındığı çatışmalı günlerde çocukların başlarına gelenleri bir kez daha düşünmek gerekiyor. Çocuklar için barışın ne kadar önemli olduğunu, çocukların barışa ne denli gereksinimi olduğunu bir kez daha vurgulamanın tam zamanı.Geçen sene Arjantin’in “çalınan çocukları” arasından Maria Eugenia Sampallo Barragan’ın öyküsünü anlatmıştım. Maria on yıl kadar önce, anne babası sandığı çiftin çocuğu olmadığını öğrenmiş ve onlardan ayrılmıştı. Maria’nın asıl anne ve babası, Arjantin’de askerler tarafından ‘kaybedilen’ binlerce insandan ikisiydi: Mirta Mable Barragan and Leonardo Ruben Sampallo. Maria, otuz yaşına geldiğinde hiç görülmemiş bir adımı atarak, resmi kayıtlarda anne ve babası görünen çifte ‘sahtecilik’ davası açmıştı. Çiftin asıl suçu ise, Maria’nın gerçek anne babasından koparılmasında oynadıkları roldü.Kaybolan çocuklarGüney Amerika’da özellikle Arjantin’de çocukların başlarına gelenlerin benzerleri, Orta Amerika’da da yaşandı. Örneğin, El Salvador’da kaybolan, yani çalınan çocukların sayısı bilinmiyor. Bu çocuklar, ailelerinden alındıktan sonra başlarına gelenlere bakılarak kabaca beşe ayrılıyor. Birinci grupta, resmi işlemler sonrasında evlatlık edinilenler var. İkincide ise, herhangi bir resmi işlem yapılmadan evlatlık olarak alınan ve nüfusa “öz çocuk” olarak kaydedilen çocuklardan oluşuyor. Üçüncü grup, yetimhanelerde, dördüncü ise askeri üslerde büyümek zorunda bırakılan çocuklardan oluşuyor. Beşinci grup çocuk ise alınıp satılan ve kimliklerini tümüyle yitiren çocuklar.Çatışmaların sürdüğü dönemde El Salvador’da en az 50 yetimhane olduğu tahmin ediliyor. Ailelerinden alınarak uzaklara sürüklenmiş çocukların çoğunun bu yetimhanelerde yaşamak zorunda bırakıldığı ve birçok çocuğa anne babalarının onları istemediğinin söylendiği biliniyor. Kimi yetimhanelerde çocukların başka ülkelere evlatlık olarak gönderildiği, yaşı büyük çocukların evlatlık olarak istenmediği ve uzun süre yetimhanelerde yaşamak zorunda kaldıkları da artık bilinmekte. Evlatlık verilen çocuklar için çıkarılan belgelerde, anne babanın adları ile doğum tarihi ve yerinin değiştirilmesi ise çocukların bulunmasını çok zorlaştıyor.Herhangi bir kayıt tutulmadan evlatlık alınan çocukların çoğunun askerler tarafından alındığı ve kendi çocukları gibi yetiştirildiği biliniyor. Askerlerin çocuk kaçırdıkları duyuldukça, askeri üslere giderek çocuk almak isteyen ve üsten aldıkları bir çocuğu kendi nüfusuna geçiren çok sayıda çift olduğu tahmin ediliyor. Çocukların kimlikleri değiştirildiği için bu çocukların asıl kimliklerini bilmeleri veya onları arayanlar tarafından bulunmaları pek mümkün değil.Askeri üslerde büyümek zorunda bırakılan çocukların ise sürekli olarak bir şiddet ve savaş ortamı ile karşı karşıya kaldıkları ve çatışmaya götürülemeyecek denli küçük oldukları için günlük işlerde kullanıldıkları da yapılan araştırmalarda ortaya çıkmış.Julia, Serapio ve HerminiaÇocukların ailelerinden koparılmaları çoğunlukla, ordunun gerillaların güçlü olduğu bölgelere yaptığı saldırılar sırasında gerçekleşti. Sivil halk, saldırılar başlayınca kaçmakta ve günlerce dağlarda gizlenmekteydi. 25 Ağustos 1982’de, ordu San Vicente bölgesindeki sivillere saldırdı. Dağlara kaçan grupların en büyüğü askerlerin eline geçti ve hemen hepsi öldürüldü. Kurtulanlar kaçmaya çalışırken, ayrı düşen aileler oldu. María Contreras bu kargaşada üç çocuğunu kaybetti: Julia daha dört aylıktı. Serapio iki, Herminia ise beş yaşındaydı. Maria, askerlerden birinin Herminia’yı saçından yakaladığını ve götürdüğünü gördü ama hiçbir şey yapamadı. Serapio ve diğer çocuklar da aynı şekilde yakalandı. Julia ise annesinin kucağındaydı ama kargaşada yere düştü. Annesi canını kurtarmak için kaçmak zorundaydı ve bebeğini kurtarmak için geri gelemedi. Saldırıda 80 kişi öldürülmüştü ama öldürülenler arasında Maria’nın çocukları yoktu. Maria çocuklarının nereye götürüldüğünü öğrenecek denli bilgi toplayabildiyse de, çocuklarının peşine ancak savaş bittikten sonra düşebildi. Erlinda ve ErnestinaErlinda ve Ernestina’nın öyküsü ise daha uzun. El Salvador ordusu 1982’de Chalatenango bölgesinde bir saldırı başlattı. “Operación Limpieza” adı verilen bu operasyona çok sayıda birlik katıldı. 2 Haziran 1982 günü, askerlerden kaçarak San Antonio La Cruz yakınlarındaki dağlarda saklanan ailenin küçük kızları Erlinda ve Ernestina Serrano Cruz askerlerin eline geçti. Erlinda 3, Ernestina ise 7 yaşındaydı.Onların askerlerin eline geçişine büyük ablaları Suyapa tanık oldu. Suyapa ve kardeşleri birlikte saklanıyorlardı. Suyapa, bebeği ağlamaya başlayınca kardeşlerini de tehlikeye atmamak için saklandıkları yerden kaçtı. Gizlendiği yerden kardeşlerinin askerlerin eline geçtiğini gördü ve askerlerin çocukları ne yapacaklarını tartışmalarını izledi. Askerler çocukları götürmeye karar verdiklerinde Suyapa’nın yapabileceği hiçbir şey yoktu.Suyapa, Erlinda ve Ernestina’yı bir daha göremedi. Erlinda ve Ernestina kardeşlerin askerlerce Chalatenango’ya götürüldüklerini ve El Salvador Kızılhaç’ı tarafından bakıldıkları görenler oldu. Daha sonra Erlinda ve Ernestina’ya ne olduğu bilinmiyor. Vabaları ise 1985’de ordunun düzenlediği bir diğer operasyonda öldürüldü.Maria Serrano Cruz çocuklarının peşine ancak kendisini güvende hissebildiği 1993’de düşebildi. Mahkemeler davayı örtbas etmek istediler ama anneni yardımına Kaybedilen Çocukları Arama Derneği (Pro-Búsqueda) yetişti. Dava Şubat 1999’da uluslar arası platforma taşındı. Davanın peşini bırakmayan dernek, eski Genelkurmay Başkanı General Rafael Flores Lima’nın 2008’de mahkemeye çağırılmasını ve ifade vermesini sağladı. Dava hâlâ sürüyor.Bu yazıyı, El Salvador’da haklar ve özgürlükler mücadelesi verenlere, çalınan çocuklara ve dünyanın neresinde olursa olsun barış için çalışanlara adıyorum.
Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu
ÖNCEKİ HABER

Ustama saygıyla

SONRAKİ HABER

Ziraat odaları fındık üreticilerini uyardı: Emanete fındık bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa