25 Ekim 2009 04:00

Ustama saygıyla

Ben Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nin (Halkın Kurtuluşu) sempatizanıyken kurulmuştu Türkiye’de Sinema-Tek… Onat Kutlar oradaydı, büyük emek onundu... Meraklıydım.

Paylaş
Ben Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nin (Halkın Kurtuluşu) sempatizanıyken kurulmuştu Türkiye’de Sinema-Tek… Onat Kutlar oradaydı, büyük emek onundu... Meraklıydım.Sorularla girdim içeriye ve sonra kelimenin hakiki anlamıyla bir gönüllü olarak katıldım Sinema-Tek’e; yerleri süpürmekten, “çay boşlarını” toplamaya dek her şeyi yapanlar kafilesindendim.***Yaşar Kemal’den, Ülkü Tamer’e bizim birçok yazarımızı ben ilk orada tandım. Okuldu Sinema-Tek, sınıfsız okuldu. ***Öyle çok şey öğrendim ki Onat Kutlar’dan, bana öyle güzel usta oldu ki, şimdi onun adı, sözleri, acısı kemiklerimde duruyor; sesimde, gücümde, sözcüklerimde...***Ben, Onat Kutlar’ın gençlik arkadaşı şair Kemal Özer söylediğinde Onat ağabeyin bir özelliğini yeniden anımsamıştım, saygıyla, gıptayla gülüşmüştük: Onat Kutlar, hem sol elini, hem sağ elini aynı anda kullanabiliyordu. Yani iki eline iki kalem alıp birini sağdan, birini soldan başlatarak bir cümleyi sayfanın ortasında bitirebiliyordu.Deha mı demeliyiz? Sessizce dehaydı.Deha demesek bile, onun dünya edebiyatını izleme biçimi, notları, anımsatmaları, yeryüzünde olup bitene merakı; çalışkanlığın dehadan da üstün olabileceğinin güzel bir güvencesidir. Bu hızlı kavrayışa bakmak, bu güveni öğrenmek az şey midir?***Onat Kutlar elinden gelse bize dünyayı gezdirerek öğretecekti.Bir gün topladı bizi, yirmi-otuz genci, Sinema-Tek’in salonunda. (Çocuk/genç demek daha doğru. Çoğumuz silahtan anlıyorduk, ama sinemayı, sinema makinesinin çalışma biçimlerini, dilini bilmiyorduk.) “Ülkenizi gezin, tanıyın” dedi.“O ne demek, biz zaten ülkeyi tanıyoruz. Biz devrimciyiz… Ezenleri, ezilenleri biliyoruz.”Bunu söyleyen bendim.“Bana bak” dedi, “Bana bak Gözlüklü Pırasa (Bu, çok zayıf olduğum için onun bana taktığı lakaptı) bu ülke çok büyük, sen en çok kendi doğduğun yerleri tanıyabilirsin, şimdi İstanbul’da oturduğun semti…” Biraz bize baktı, kızmış gibi yaparak: “o da şüpheli ya” dedi.Haklıydı, yerden göğe haklı olduğunu ben şimdi daha güzel biliyorum.***Ben şimdi gezdikçe tanıyorum bu coğrafyayı; insanlarla konuşabildikçe. Masa başında bir ülkenin tanınamayacağından çok eminim.*** Onat Kutlar’ın bütün kütüphanesinin şimdi Terörle Mücadele Kanunu kapsamında mağdur edilen çocuklara bağışlandığını öğrendim.Saygı değer Filiz Kutlar öyle güzel bir iş yapmış ki:Ben öğrendiğimde şunu diyebildim:“Korkulacak denli güzel.”Bu kütüphanenin bağışlanmasından sonra işler var. ***Onat Kutlar’ı 15 yıl önce bir bombayla aldılar bizden.Kim attı, neden “bilinemedi!!!???”“Bilinmeyecek de???!!!”***“Filiz’in bu büyük jestini TMK mağduru tutuklu çocuklara ilettiğimde çok sevindiler, ama bölgenin çocuklarının erken olgunluğuyla, ‘Dışarıda bizden daha çok insan var, sadece içeridekilerin değil herkesin yararlanabileceği bir yerde olsun’ deyip Onat ağabeylerinin eşitlikperverliğine, başkalarını düşünürlüğüne yaraşır bir tavır sergilediler” diyor Mehmet Atak. ***Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş tarihi bir Diyarbakır evini, bir Onat Kutlar Kütüphanesi’ne dönüştürmek için saptadı.İki katlı, dört odalı, salon olabilecek bir bodrumu olan, etkinlikler yapılabilecek geniş bir avlusu olan eyvanlı tarihi bir Diyarbakır evi artık müstakbel Onat Kutlar Kütüphanesi’dir. Sur belediyesi, bazalt, mozaik, işçilik vb malzemeyle 20–25 bin TL’lik bir bütçe de veriyor. Bina, yaklaşık 70 bin TL’ye (ki bu para değil, malzeme de olabilir) kütüphaneye uygun hale gelebilecek. Ceza alıp şartlı tahliye olmuş TMK mağduru çocuklar da hafriyat işlerine emeklerini katacaklar. ***“ÇİAǒndan mimar Zeyneb Tasçı binanın rolovesini aldı ve projeyi hazırlamaya girişti. Kütüphanede bir Onat Kutlar köşesi olacak. Yayınevlerinden kitaplar talep edeceğiz, hepimize iş düşüyor (kitapları, dvdleri, cdleri Hatice-Mehmet Uçum’un ofisinde toplayabiliriz)” diyor Atak ve ekliyor:“Boşaltılan köylerinden, Diyarbakır’a göç etmek zorunda kalmış pek çok fakir aile var. Bir oda bu ailelerin çocukları için etüt odası olacak. Bu oda için müfredat kitapları ve bilgisayarlara ihtiyacımız var. Burada Eğitim-Sen’den ve Dicle Üniversitesi’nden genç eğitimciler etüt ablaları-ağabeyleri olarak çocuklara dersleri, sınavları için düzenli yardımcı olacak.“Odaların biri de atölye odası olacak. Edebiyat, felsefe, hukuk, sinema, tiyatro, resim, fotoğraf vb… “Açılışta” diyor Atak “Bir de bu coğrafyada çocuklara dair çekilmiş en güzel filmlerden biri olan, senaryosunu Onat Kutlar’ın yazdığı, merhum Ömer Kavur’un ‘Yusuf ile Kenan’ını göstermeyi düşünüyoruz.”Mehmet Atak daha uzun yazmıştı. Ben onun hoşgörüsüne sığınarak budadım.Onat Kutlar’ın dizeleriyle bitirelim söz.“Savrulurken yaşadığımız günlerBu soruyu mutlaka soracaksınNe kaldı, ne kaldı bizden geriye?”Sen kaldın Onat Kutlar. Filiz’in, sevgin kaldı.Devrimci emeğin, içtenliğin kaldı.
Tevfik Taş
ÖNCEKİ HABER

Kadraj

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa