25 Ekim 2009 04:00

Kadraj

Hafta içinde DEM TV'de fotoğraf felsefesi konusunda bir buçuk saat konuştuk. Özcan Yurdalan ve Murat Yaykın'la birlikte katıldığımız "Düşünce Kervanı" programında, program yapımcısı ve moderatör Mehmet Akaya ile birlikte güzel bir tartışma yaptık.

Paylaş
Hafta içinde DEM TV'de fotoğraf felsefesi konusunda bir buçuk saat konuştuk. Özcan Yurdalan ve Murat Yaykın'la birlikte katıldığımız "Düşünce Kervanı" programında, program yapımcısı ve moderatör Mehmet Akaya ile birlikte güzel bir tartışma yaptık.Özellikle Murat Yaykın'ın "Fotoğraf İdeolojisi- Algıda gerçeğin bozulumu" isimli yeni çıkan kitabı ve Özcan Yurdalan'ın "Belgesel Fotoğraf" kitaplarında işledikleri konuların günümüz fotoğraf dünyasındaki yansımaları olan ve özetle Fotoğraf nedir? Ne olmalıdırı, fotoğrafın sanatla olan bağlantısının Belgesel fotoğrafla sanat arasındaki ilişkisini konuştuk.Bence sanat'ın ne olduğu ve ne olması noktasında programın bitmesi bir eksiklik oldu. Belki ikinci bir oturumda bu eksiklik kapatılabilir diye düşünüyorum. Ayrıca fotoğraf alanında bu gibi teorik tartışma programlarının değişik mecralarda sürdürülme gerekliliği olduğunu da düşünüyorum. Yeri gelmişken Murat Yaykın'ı kutluyorum. Ülkemiz Fotoğraf kültürüne bir katkı olarak değerli bir kitap kazandırdığı için. Önceki yazılarımda "fotoğrafta gerçeklik ve felsefeyle olan bağı" konusunda yazmıştım. Bugün de fotoğrafın sanatla ilişkisi konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.Sanatın ne olup olmadığı konusunda ciltler dolusu yazı ve yorum yapılmıştır. Özellikle Özcan ve Murat'ın "belgesel fotoğraf sanat fotoğrafı değildir" düşüncelerine kısmen katılıyorum. Basın fotoğrafının ya da enstantane fotoğrafının da direkt olarak sanat fotoğrafı olmadığı düşünülebilinir. Aynı şey diğer sanat dalları içinde geçerlidir. Bence burada sanatın işlevi ve fotoğrafın işlevi konusu tartışılabilinir. Literatüre göre bu kavramların taşıdıkları anlamlar önemlidir. Marksist literatüre göre ve burjuva sanat kuramının literatürüne göre bu kavramlara atfedilen anlamlar bizim algılama ve düşüncelerimizi oluşturur. Yani öncelikle hangi literatüre göre sorusu önem kazanır. Tıpkı özgürlük ve demokrasi kavramlarının literatüre göre kazandıkları içerik gibi. Bu konuda Murat şöyle diyor; " …Belgeselcinin çalıştığı konunun gerçekliği, kendi (fotoğrafçının) gerçekliğinden önce gelir. Sanat fotoğrafında ise fotoğrafçının kendi gerçeği ön plandadır." Belgesel fotoğrafçı nesnelerin gerçeği/nesnel gerçeklik için kendini aracı kılar. Sanat fotoğrafında, fotoğrafçı kendi fotoğrafında öznel olarak kurar, belgesel fotoğrafçı nesneldir. (Fotoğraf ideolojisi Sayfa 37,38 )Bu görüşlere fotoğrafın yapılma/çekilme aşamasında katılıyorum. Örneklersem; 1 Mayıs'ta 2008 veya 2009 da çekilen fotoğraflar ilk anda belgesel fotoğraf olarak nitelendirilebilinir. Basında ve olayları anlatımda objektif ve nesnelliğin ön planda tutulduğu fotoğraflardır. Fakat daha sonra kullanımda fotoğrafçının öznel duygularıyla sergilenme aşamasındaki kurgulama artık başka bir derdi anlatmaya doğru gidişi zorunlu kılar. Yani sanatsal bir içeriğe bürünür. Çekim aşamasında, nesnelliğin ön planda tutulduğu doğrudan anlatım varken Fotoğrafçının dünyaya bakışına göre kullanımda kurgulandığı ve düz anlamından çıkıp taraflı bir bakış açısıyla sunulmasında sanatla buluştuğunu düşünüyorum. Ayrıca fotoğrafçının dışında, fotoğraflarını verdiği/kullandırdığı mecranın da o fotoğrafları sınıfsal konumuna göre yeni bir içerik kazandırdığı ortadadır. Oysaki fotoğraf aynı fotoğraftır. Bence burada fotoğrafa yan anlamlar katarak izleyenlerde amaca yönelik yorum kazandırılması önemlidir. Bu algılama ve bu algılanmayı sunma biçimi sanatla olan bağı kurmaktadır. Yani fotoğraf oynanmamış, kendi gerçekliğinde saf bir fotoğraf olabilir.Peki bu fotoğraf kendisini bu belgeselliğin sınırlarında nasıl ve ne biçimde tutabilir? Eninde sonunda bir şekilde kullanılacaksa işte bu aşamada sanatın etkileme ve yeniden üretilme aşamasına gelinmiş oluyor. Bu anlamda belgesel fotoğrafın sanatla bir ilişkisi olmadığına karşıyım. Zaten Murat da zannediyorum Tiananmen meydanında çekilen tank ve önündeki bir öğrencinin olduğu fotoğrafı örnek vererek anlatımında aynı şeyi söylüyoruz. Ben ne kadar nesnel olarak çekilirse çekilsin saf duru bir belgesel fotoğrafın olamayacağını düşünüyorum. Bu durum yalnızca o an ve çekildiği andır diyebilirim. İş kullanılmaya başladığında -ister fotoğrafçı tarafından ister bir başkası tarafından- artık taraflı ve yorumludur ve bu da sanat dediğimiz alana giriştir. Artık konuşulacak olan da sanatın ne olup olmadığı ve sınıfsal bakıştır. Sonuç olarak ister öznel, ister nesnel bakış açısıyla çekelim neye kime hizmet ettiğimiz önemlidir…
Özcan Yaman
ÖNCEKİ HABER

Kitap mevsimi

SONRAKİ HABER

Mezuniyetin maliyeti düşündürüyor: Dükkana gelen boş çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa