08 Kasım 2009 00:00

Ekim Devrimi’nin zaferi ve sosyalizm inşasının başarısı

İşçi, köylü ve askerlerin ayaklanması ve insanlık tarihinde ilk proleter devletin kurulmasıyla sonuçlanan Büyük Ekim Devrimi’nin yıl dönümü, 7 Kasım. 20. yüzyıldaki bütün kuşaklar, Ekim Devrimi’ne saygı gösterir.

Paylaş
İşçi, köylü ve askerlerin ayaklanması ve insanlık tarihinde ilk proleter devletin kurulmasıyla sonuçlanan Büyük Ekim Devrimi’nin yıl dönümü, 7 Kasım. 20. yüzyıldaki bütün kuşaklar, Ekim Devrimi’ne saygı gösterir. Rusya’daki proleter devrimin son zaferleri, insanlık tarihinde yeni bir dönemin habercisi oldu ve Marx’ın bilimsel teorisiyle ilgili üç temel sorunun doğrulanmasını ve en büyük tarihsel onaylanmasını gerçekleştirdi.DEVRİM MARKSİZMİ DOĞRULADIBu sorunların ilki, sosyalizm ve proleter devrimin kaçınılmazlığı ve tarihsel zorunluluğuyla ilgili: “Komünist devrime sınıf savaşımları öncülük eder.” (Marx) Tarihsel zorunluluk ve proleter devrimin kaçınılmazlığı, üretimin maddi güçlerinin gelişimi ve onların son uzlaşmaz tarihsel formasyon olan kapitalizmin üretim ilişkileriyle çatışmasının belli başlı yasalarında kökleşir. Marx’ın da yazdığı gibi, kapitalizmin feodalizmin yerine geçmesi gibi sosyalizm de kaçınılmaz olarak kapitalizmin yerini alacak. İkincisi, burjuva teorisyenler tarafından bir ütopya ya da olanaksız olarak düşünülen sosyalizmin pratik uygulanışının olanağıyla ilgili. Ekim Devrimi’nin zaferine kadar sosyalizm, henüz pratik olarak uygulanmamış bilimsel bir teoriydi. Lenin ve Stalin’in Sovyetler Birliği’ndeki sosyalizm inşası, ilk kez sosyalizmin sadece bilimsel bir teoriden oluşmadığını, aynı zamanda kurulabilir bir sosyal sistem olduğunu gösterdi ve kapitalizm karşısındaki üstünlüğünü kanıtladı. Bu anlamda N.G. Pierson, L.v. Mises, M. Weber, A. Weber gibi burjuva teorisyen ve ekonomistlerinin sosyalist ekonominin sözde ‘irrasyonel’ olduğundan gerçekleşemez ve uygulanamaz olduğu yönündeki bütün iddiaları çürütüldü. Üçüncüsü, sadece devrimci Marksizmin ilkelerinin sebatla takip edilmesi ve ilerletilmesi koşuluyla sosyalizm- komünizm inşasının olanaklı olduğuyla ilgili. Stalin’in ölümünden sonra, karşı devrimci ve sosyalizm karşıtı güçlere karşı sınıf savaşımının yanlış ilerletilmesi, Kruşçevci revizyonist devrim karşıtlığının yaygınlaşmasıyla sonuçlandı.Devrim en başta, yoksul köylülerle en yakın müttefik halindeki devrimci proletaryanın, proleter devrimin belirleyici ve en önde gelen güç olduğunu gösterdi. İkinci olarak; Marx, Engels, Lenin ve Stalin’in teorileriyle donatılmış organizatör rolünde ve devrimin liderliğinde, diğer partilerle liderliğini paylaşmayan devrimci bir partinin zorunluluğunu gösterdi. Üçüncü olarak, silahlı mücadelenin kapitalizmi yıkmanın tek yolu olduğunu gösterdi. Dördüncü olarak, proleter diktatörlüğün kurulması için burjuva devlet aygıtının yıkılmasının zorunlu olduğunu gösterdi. Bu, “Diğer partilerle liderliğini paylaşmayacak ve paylaşmaması gereken tek bir partiyle, komünistlerin partisiyle olacak” (Stalin)... Devrim, beşinci olarak da kapitalizmden komünizme geçişte bütün geleneksel evreler için proletarya diktatörlüğünün zorunluluğunu gösterdi.DEVRİM TARİHİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİBüyük düşünür Lenin, Marksist teoriyi yaratıcı bir biçimde kendi zamanının koşullarına uygun olarak uygulayarak ve daha da geliştirerek serfliğin kalıntılarını bertaraf eden, onlarca ulusun halkını çar rejiminin vahşi köleliğinden özgürleştiren, bütün üretim araçlarını ve ülkenin doğal kaynaklarını kamusallaştıran ve işçi-köylü iktidarını kuran Ekim Devrimi’ne yol gösterdi. 20. yüzyılın en önemli olayı olan Ekim Devrimi, insanlık tarihinin yönünü harfi harfine değiştirdi. Uygarlaşmanın belirmesinden beri ilk kez, sömürülen emekçilerin antik rüyası gerçek oldu; insanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldı. Dahası, mazlum halklar kendi topraklarının ve kendi kaderlerinin efendisi oldu.DEVRİM EMPERYALİZMİ TEMELDEN SARSTIEkim Devrimi, dünya genelindeki milyonlarca işçiyi uyandırdı, barbar ve vahşi emperyalizmi temelinden sarstı. Öncelikle İngiltere, Fransa, Almanya gibi kapitalist ülkelerdeki halklara yardım etti, sadece Avrupa yönetiminin çıkarlarına hizmet eden emperyalist savaşın boşu boşuna yapıldığını daha fazla fark etmelerini sağladı. Ülkelerde Bolşevik devrimci ilkelere ve taktiklere bağlı birbiri ardına komünist partiler kuruldu. Burjuva ve proletarya arasındaki sınıf savaşımı, daha da keskinleşti. Bazı durumlarda, Almanya ve Macaristan’daki gibi kısa ömürlü Sovyet Cumhuriyetlerle sonuçlanan sosyalist devrimler meydana geldi. Çin, Hindistan, İran gibi sömürge altındaki ülkelerde ve daha başka yerlerde halklar kendi yönetimlerine karşı ayağa kalktı. Dünya sömürgecilik sistemi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgeciliği bitiren derin krizler evresine girdi. Ekim devrimi bütün insanlık tarihinde yeni bir dönemin; proleter devrimi ve proleter diktatörlüğü döneminin, kapitalizmden komünizme geçiş döneminin geldiğini duyurdu. Rus işçiler, kendi ‘göklere sıçramalarıyla’ diğer ülkelerdeki kardeşlerine aynı hareketi yapma imkanı verdiler. Lenin’in yazdığı gibi: “Bu işi biz başlattık. Asıl sorun, ne kadar süreceği ve hangi ülkenin proleterlerinin sonlandıracağı değil. Asıl sorun, buzun kırılması, yolun açılması ve yönün ayarlanmasıdır.” Ekim Devrimi, Uluslararası Komünist Hareketi doğurdu ve onun derece derece gelişimini belirledi. İflas eden İkinci Enternasyonal’in ve onun döneklerinin yerine Üçüncü Enternasyonal’in (1919-1943) kurulmasına öncülük etti. Bundan böyle Üçüncü Enternasyonal, emperyalizmi gelecekteki bütün hesaplarını tekrar gözden geçirmek zorunda bırakan bir güç haline geldi. Üçüncü Enternasyonal, enternasyonal proleter devrimin karargahıydı. Üçüncü Enternasyonal’in üyesi komünist partiler, Bolşeviklerin uzun devrim deneyimlerinden yararlanabiliyor ve kendi ülkelerindeki işçilerin savaşımında öncü bir rol oynayabiliyorlardı.SAVAŞIN YÜKÜ SOVYETLERİN OMZUNDAYDIBüyük yurtsever savaşta Alman Nazizmini, İtalyan ve Japon faşizmini alt edecek zafer için Sovyet halkına bütün çağların en büyük zaferini kazanma izni veren birinci, ikinci ve üçüncü beş yıllık planla birlikte endüstri ve ordu edinilmeliydi. Müttefiklerine nazaran savaşın en ağır yükünü Sovyetler Birliği üstlendi ve bunun için çok büyük bir bedel ödedi. Tarihsel olarak çok iyi bilinen bu gerçek, sadece -20 milyondan fazla insanın ölümüyle- insan kaybının büyüklüğünden değil, fakat aynı zamanda Sovyet topraklarının şok edici derecede harap edilmesinden de bellidir. Büyük zaferden kısa bir süre sonra, Sovyetler Birliği’nin kahraman ve onurlu halkları, 1945’ten 1952’ye kadar, uçsuz bucaksız ülkelerinin yeniden inşasını neredeyse tamamlayarak emeğin yeni becerilerini kazandılar.Yazık ki sınıf içi düşmanlar, yenilseler de bütünüyle yok edilemediler. Gerçek şu ki, büyük yurtsever savaşın ve yıkıma uğramış ülke topraklarının yeniden inşasının bütün dönemlerinde, kitle örgütlerinin ve özellikle SBKP’nin belirli aşamalarındaki revizyonistler ve gizli faşistler, terörist metotlar dışındaki bütün yolları kullanarak Sovyetlerin ve SBKP’nin altını kazımaya çalışıyorlardı. 1948’de Zhdanov ve Schernbakov’u, 1953’te de Stalin’in kendisini öldürdüler. Bu amaçla, görevleri halkların cumhuriyetlerinin liderlerini, önemli bilim adamlarını ve bütün ilerici ülkelerden devlet yetkililerini yok etmek olan ABD temelli gizli bir organizasyonda silah altına alınmış bir doktorlar grubu çalıştırdılar. Doktor sürüsünün kurbanları Sovyetler Birliği’nde 70’ti ama gerçekte daha fazlaydı. Bütün tutuklamalara rağmen aklandılar ve daha sonra Kruşçev tarafından 9’u hariç serbest bırakıldılar. Stalin’in öldürülmesini, Moskova ve Kremlin garnizon komutanları gibi partinin ve devlet güvenliğinin çekirdek kadrosundan 29 üst düzey devlet yetkilisinin, birçok Sovyet Cumhuriyeti’nden ve neredeyse cumhuriyetlerin tümünden; Almanya’dan Wilhelm Pieck, Çekoslovakya’dan Klement Gotvald, Polonya’dan Boleslaw Beirut, Romanya’dan Ana Pauker, Bulgaristan’danVulko Chervenkov, Macaristan’dan Matias Rakosi ve Yunanistan Komünist Partisi’nden (KKE) Nikos Zachariades gibi liderlerin öldürülmesi izledi. HEDEF STALİN’DİBütün bu suçların arkasındakiler; N. Kruşçev, A. Mikoyan, L. Beria, Mikhail Suslov ve Sovyet ve sosyalizm iktidarına karşı kumpas hazırlayan karşı devrimci gruptu ve kapitalizmin restorasyonunu amaçlıyorlardı. Elbette hedefteki Stalin ve onun tarihsel eseriydi. Stalin’in ve onun sözde aşırılıkları ve hatalarını suçlayarak gizli faşist revizyonistler, aslında sadece SSCB’nin değil dünyanın üçte birindeki sosyalizmin müthiş zaferinde somutlaşan kişiyi de suçladılar.Sonraki adım, 20. Kongre’yle başlatılan ve SBKP’nin 22. Kongre kararlarına kadar devam eden Marksizm-Leninizmin resmi revizyonuydu. Revizyonizm, bir kez siyasi iktidarı ele geçirilince, ekonomik programa da taşındı.SBKP’deki Kruşçevcilerin yaygınlığı, komünist hareket ve sosyalist kamp içinde yeni bir statükoyla sonuçlandı. Utanç verici 20. Kongre’deki benimsenen yeni karşı devrimci çizgiyi dünyadaki bütün komünist partilere uygulatmaya çalıştılar. Bunu gerçekleştirmek için kardeş partilerin içişlerine müdahalenin bütün olanaklı yollarını, politik ve ekonomik şantajla baskı ve tehdidin her türünü denediler. 20. Kongre’nin ideolojik ve politik çizgisini benimseyen bütün komünist partiler, burjuva, sosyal demokrat partiler içinde dejenere oldular. 20. Kongre, Kruşçevci revizyonizm ve büyük devrimin mezar kazıcıları olarak anti Stalinist iftiranın anlamı, komünizm ve anti komünizm arasındaki ayrım çizgisidir. Nikita Kruşçev gibirbirinin ülkelerini emperyalistlere satacağı, sosyal sitemi devireceği kimin aklına gelirdi?HAİNLİĞİ HALEFLER TAMAMLADIDaha sonra hainlik, gizli faşist revizyonizmin M. Gorbachev, B. Yeltsin, A. Yakovlev, D. Medvedev, E. Sevardnadze emperyalizm ajanları isimler tarafından, ‘saygın’ halefler tarafından tamamlandı. SBKP içindeki sınıf düşmanı bu ajanlar, yetkileri ele geçirdi, attıkları her adım işçi kitlelerini yaraladı ve bunlar, cennet gibi bir toplum olan ülkelerini Dante’nin karanlık cehennemine çevirdiler. Biz, tarihin ve insanlığın sadece sosyalist kampın değil bütün dünyanın işçi sınıfına karşı eşi görülmemiş bu ihaneti bir bütün olarak mahkum edeceğine ve cezalandıracağına inanıyoruz. Biz, bütün proleterlerin, ezilenlerin, sosyalist aydın ve savaşçıların büyük devrimi daima onurlandıracaklarına, Ekim Devrimi’nin yarattığı topluma odaklanacaklarına ve karşı devrimcilerin geçici egemenliklerinin toplumun komünizme doğru ilerleyişini engelleyemeyeceğine inanıyoruz.Bu makale Birlik ve Mücadele’den alınmıştır.BÖYLE LİDERLER BİN YILDA BİR GELİRLenin ve Stalin gibi kahraman liderler, belki de bin yılda bir gelir. Dünya tiranlarının baskısı ve sömürüsü, gerçek çıkarları ve halkların isteklerini bütünüyle ifşa eden ideallerine sarsılmaz sadakatle bağlı liderleri sefilleştirilmeye çalışır. Lenin ve Stalin, çar ordusunu kalıntılarını, emperyalist ve Yunanistan dahil diğer Avrupa ülkeleri tarafından proletarya iktidarını devirmek için Sovyet topraklarına gönderilen müdahaleci sürüleri birlikte yok ettiler. Lenin’in ölümünden sonra Stalin, büyük lider tabuta konulmadan önce onun çalışmasını devam ettireceğine yemin etti. Yeminini son harfine kadar sürdürdü. SBKP’nin ve Sovyetler Birliği halkının lideri olarak Stalin, Leninist endüstrileşme politikasını, ülkenin kamulaştırılmasını devasa zorluklar ve sorunlarla başa çıkan beş yıllık planlar başlatarak başarıyla sürdürdü. Ama bunların hiçbiri Bolşevik Parti’nin yekpare birliği olmadan mümkün olmayacaktı. Ve Stalin bunu, sosyalist inşaya karşı duran Troçki, Zinoviev, Kamanev, Buharin grupları gibi bütün oportünist hiziplere karşı ideolojik ve politik olarak ezici bir üstünlükle tıpkı ‘gözbebeği’ gibi devam ettirdi.Bütün bunlar, ortak suçlulardan, kundakçı ve katillerden, emperyalizm ve faşizmin ödenekli ajanlarından başka bir şey değillerdi. Stalin; ekonomi, savunma, eğitim, sağlık, kültür, bilim, araştırma, teknoloji ve genel olarak toplumsal ve kültürel gelişimdeki büyük başarılar elde edilen bütün alanlarda partiye ve Sovyet halkına önderlik etti. On yıldan daha az bir zamanda ülke, endüstriyel ve askeri bir süper güç haline dönüştürüldü. Stalin, SBKP ve Sovyetler Birliği, bir efsane ve insanlığın övünç ve umut ışığı haline geldi.
ÖNCEKİ HABER

Çekik gözler Düz gözler...

SONRAKİ HABER

Mobilya fabrikasında çalışan İşçi Erol Karaş’ın sol kolu makineye sıkıştı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa