Korucuya DUR diyecek yok mu?

Korucuya DUR diyecek yok mu?

Van’ın Başkale ilçesi Esenyamaç (Xaşkan) köyündeki bir düğünde yine korucu vahşeti yaşandı.


Van’ın Başkale ilçesi Esenyamaç (Xaşkan) köyündeki bir düğünde yine korucu vahşeti yaşandı. Geçtiğimiz günlerde Ergani’de 4 kişinin hayatını kaybettiği korucu saldırısı sıcaklığını korurken, yeni bir cinayet haberi de Başkale’den geldi. Önceki gün yaşanan olayda 4 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi de yaralandı. Esenyamaç’a bağlı Nenehatun (Nehlecewaz) mezrasında yapılan düğünde çıkan kavgada, korucular, devletin verdiği silahları kullanarak 4 kişiyi katletti. Son dönemlerde korucu katliamları nedeniyle onlarca kişinin yaşamını yitirmesine rağmen hükümetin hâlâ somut bir adım atmaması, ‘Daha kaç kişinin ölmesi gerek’ sorusunu akıllara getiriyor.
Başkale ilçesine bağlı Esenyamaç köyüne bağlı Derboyu (Derava) ve Sualti (Dêrîkş) mezraları arasında 2 ay önce bir kadının kaçırılmasıyla iki aile arasında husumet meydana geldi. İki köyün sakinleri, Esenyamaş Nenehatun mezrasında yapılan Akgün ailesinin düğününe katıldı. Düğün sırasında karşılaşan husumetliler arasında başlayan kavga, kısa sürede büyüyerek silahlı kavgaya dönüştü. Korucuların kavgada silahlarını kullanmaları nedeniyle Erdem Atli, Behzat Akkaya ve Vahdettin Akkaya olay yerinde yaşamını yitirirken, hastaneye kaldırılan Yavuz Akkaya da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
KORUCULARIN SİLAHLARI TOPLANDI
Çıkan kavgada yararlanan 8 kişinin de hastanede tedavi altına alındığı bildirildi. Yaralıların hastaneye kaldırılması ile hastane çevresinde jandarma ve polis tarafından güvenlik önlemleri alındı.
Olayın hemen ardından köye gitmeyen askerler ise olaydan saatler sonra gittikleri her iki köyde giriş ve çıkışları yasakladı. DTP Van Milletvekili Özdal Üçer ile Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da aralarında bulunduğu DTP heyeti ise Başkale’ye gitti. DTP heyetinin her iki köyde inceleme yapacağı bildirildi. Başkale Kaymakamı Yunus Kalaycı, olay yerine giderken yaptığı açıklamada, “Kavgada korucu silahlarının kullanılmış olması ihtimal dahilindedir. Daha büyük bir olay olmaması için her iki mezradan korucu silahlarının toplatılmasını kararlaştırdık. İkinci bir emre kadar silahlar kendilerine verilmeyecek” dedi.
TARTIŞMALAR SÜMEN ALTI
Koruculuk sistemi 26 Mart 1985’te yürürlüğe girdi. Sayıları 80 binle ifade edilen korucuların karıştığı suçların listesi ise bayağı kabarık. Cinayet, tecavüz, gasp, köy basma, insan yaralama, yol kesme vb. suçlar bunların bazıları. Devletin koruculara verdiği silahlarla işlenen suçlar arasında failli meçhul cinayetlerin yer aldığı da belirtiliyor.
4 Mayıs’ta Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde korucuların 44 kişiyi katletmesiyle, koruculuk sisteminin geldiği boyutlar gözler önüne serildi. Katliamla birlikte koruculuk tartışması yoğunlaştı. Ama katliam sıcaklığını kaybetmeden, bu tartışmalar da sümen altı edildi. Bilge köyünde 44 kişinin katledilmesine rağmen AKP Hükümeti, 10 bin yeni köy korucusu kadrosu açtı. Başkale’deki ölümlerle birlikte Bilge köyü katliamından sonra korucu silahıyla can verenlerin sayısı 23’e yükselirken, onlarca kişi de yaralandı. Yine AKP Hükümeti, “Demokratik Açılım” tartışmalarıyla birlikte gündeme gelen koruculuk sistemine ilişkin olarak, “terörle mücadele bitene kadar koruculuğun kaldırılmayacağı” yönünde görüş belirtmişti.
(HABER MERKEZİ)



SUÇLU KORUCULAR YARGILANMALI

Van Baro Başkanı Ayhan Çabuk, yaşanan son olayla birlikte, koruculuğun mutlaka kaldırılması gerektiğini söyledi.
Koruculuk sisteminin kaldırılması için gerekli sosyal altyapı kurularak, bunun yapılabileceğini belirten Çabuk, koruculuk sistemin lağvedilmesini yıllardır talep ettiklerini de hatırlattı.
İHD Van Şube Başkanı Cüneyt Caniş, koruculuk sisteminin 30 yılı aşkın süredir devam eden savaşla birlikte ortaya çıktığını hatırlattı.
Korucuların adam kaçırma, uyuşturucu, faili meçhul vb. olmak üzere birçok adli vakaya karıştığını dile getiren Caniş, koruculuğun lağvedilmesi gerektiğini kaydetti. Bunun sosyal ve ekonomik boyutları düşünülerek yapılması gerektiğine dikkat çeken Caniş, “Suça bulaşmış olanlar, yargı karşısına çıkarılmalı. Onların da kendilerini savunma hakları sağlanarak, bu yapılmalıdır” dedi.
Caniş, korucuların toplumsal yaşama uyum sağlamaları için gerekli çalışmalar konusunda uzman kişilerle birlikte çalışmalar yürütülmesi gerektiğini de kaydetti.
“Demokratik Açılım”ın içeriğine dair somut bilgiler olmadığını söyleyen Caniş, bunun içinde koruculuğun lağvedilmesinin yer alıp almadığının belli olmadığını belirtti. Hükümetin “terörle mücadele bitene kadar koruculuğun kaldırılamayacağı” yönünde açıklamasına değinen Caniş, bölgede insanların güvenmediği korucular tarafından devletin güvenliğinin sağlanmaya çalışılmasının doğru olmadığını dile getirdi.

YILLARA GÖRE KORUCULARIN SUÇLARI

İHD’nin 1992-2009 verilerine göre korucuların karıştığı suçlar şöyle: 38 köy yakma, 14 köy boşaltma, 12 taciz ve tecavüz, 22 kaçırma, 294 silahlı saldırı, 183 adam öldürme, 259 yaralama, 2 kaybetme, 59 infaz, 70 gasp, 562 işkence, 59 gözaltı, 17 ormanlık alan yakma. Ölüm ve yaralanmaların yıllara göre dağılımı şöyle: 1992 ve 2002 arasında 132 ölü, 176 yaralı, 2003 12 ölü, 17 yaralı, 2004 12 ölü, 21 yaralı, 2005 3 yaralı, 2006 3 ölü, 9 yaralı, 2007 6 ölü, 4 yaralı, 2008 18 ölü, 23 yaralı, 2009 6 yaralı. İHD’nin Nisan 2003’te hazırladığı rapora göre çeşitli adli suçlara karışan 2 bin 376 korucu hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadı. Nisan 2004’te Genelkurmay Başkanlığı’nın koruculara ve korucuların karıştıkları suçlara ilişkin hazırladığı raporda, 4 bin 821 korucunun çeşitli suçlara karıştığı belirtilirken, 2005’te dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ise 4 bin 972 geçici köy korucusunun suç işlediğini açıklamıştı.

Ergani’deki korucu katliamında kuşkular artıyor

Ersin Çelik

DİYARBAKIR’ın Ergani ilçesinde korucuların otomobili taraması sonucu biri kadın 4 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı ile ilgili önemli bilgiler ortaya çıktı. Ergani girişinde 4 Kasım’da Necmettin Aras’ın kullandığı otomobil, uzun namlulu silahlarla taranmış, araçta bulunan Necmettin Aras ile Süleyman, Şevki ve Zeynep Aras yaşamını yitirmişti. Aras ailesi 5 Ekim’de DİHA’ya yaptığı açıklamada, Yolbulan köyü korucubaşı ve korucularının kendilerini ölümle tehdit ettiğini, kendilerinden zorla rüşvet istedikleri, konuya ilişkin Ergani Cumhuriyet Savcılığı’na ve Ergani Jandarma Karakolu’na başvurduklarını belirtmişti. Aras ailesi, başvuruya rağmen askeri yetkililerin önlem almadığını kaydetmişti.
‘GELECEKLERİNDEN EMİNDİLER’
Necmettin Aras’ın ağabeyi Abdullah Aras, İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan, Şevki ve Süleyman Aras’ta bulunan geçici köy korucusu silahlarının geri istendiğini söyledi. Silahların hangi gerekçe ile istendiğini bilmediğini belirten Aras, “O gün Süleyman ve Şevki Usluca Karakolu’na gittiler ve silahlarını teslim ettiler. Sonra o karakolda bekletilip Ergani İlçe Jandarma Karakolu’na gitmeleri istenmiş, onlar da mecburen Ergani’ye gitmişler” dedi. “Bizim bildiğimiz kadarıyla İlçe Jandarma Komutanlığı’na gitmişler” diyen Aras, “Oradan ayrıldıktan sonra da saldırı oldu. Zaten saldırının olduğu yer de karakola yakın bir yer. Bizde önceden de şüphe uyandırmış. Bir kere Ergani’de olduklarını nasıl öğrenmişler, tam bilgimiz yok ama birileri bilgi vermiş. Geleceklerinden emindiler” dedi. “Belli ki istihbarat verilmiş, hem de silahlı olmadıklarının istihbaratı da verilmiş” diyen Aras, “Silahsız olduklarından emin olmuşlar. Onlar bizimkilerin silahlı olduğunu bilse 2 metreye kadar yaklaşmazdı. Silahsız olduklarını biliyor ve yanaşıyorlar” şeklinde konuştu. Ailesinin yaptığı tüm başvurulara ve olayın önceden basına yansımasına rağmen hiçbir güvenlik önlemi alınmadığını belirten Aras, “Hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştı. Kendilerini GKK silahları ile koruyorlardı. Tek güvenceleri bu silahlardı. Tek güvenlikleri silahlarıydı, onu da ellerinden aldılar ve bu saldırı gerçekleşti” dedi. Bu arada öldürülen Necmettin Aras’ın eşi ve iki çocuğu ise Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nce koruma altına alındı. Konuya ilişkin ikinci bir açıklama yapan Diyarbakır Valiliği, olayda ihmal olduğu yönündeki bilgi ve iddiaları araştırıp soruşturmak yerine jandarmanın gerekli önlemleri aldığını öne sürdü. “Jandarma komutanı yanında tehdit” iddiasının da doğru olmadığı belirtildi.
(Diyarbakır/DİHA)
www.evrensel.net