UFUK

UFUK

  • Sincan yakın siyasal tarihimizin önemli hesaplaşma noktalarından biri olmaya devam ediyor.


    Sincan yakın siyasal tarihimizin önemli hesaplaşma noktalarından biri olmaya devam ediyor. Refahyol iktidarı döneminde, Refah Partili Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın ön ayak olduğu 31 Ocak 1997’de düzenlenen Kudüs Gecesi, ‘İrtica özlemlerinin’ bir ifadesi olarak mercek altına alınmış ve geceyi izleyen Gazeteci Işın Gürel’in Sincan’da tokatlanması, ‘Gelme hazırlığı içinde olduğu’ iddia edilen ‘İrtica tehdidinin’, kısa bir süre sonra ülkeyi ne hale getirebileceğinin bir göstergesi olarak televizyon kanallarından günlerce verilmişti.
    Bu görüntülerden kısa bir süre sonra sabahın altısında Sincan’da tanklar yürüdü ve bu tank geçidi ‘İrtica ile mücadele’, ‘Demokrasiye balans ayarı’ gerekçeleriyle kendini meşrulaştıran 28 Şubat askeri müdahalesinin sembol görüntüsü oldu.
    Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız görevden alındı ve 5 ay hapis yattıktan sonra yargılanmak üzere bırakıldı. Ancak 4 yıl 7 ay ağır hapis cezasına çarptırılınca 1998’de yurtdışına çıktı. Af kanunuyla birlikte 2001 yılında Türkiye’ye döndü.
    Ve dengeler değişip, o dönem iktidardan indirilen dönemin Başbakanı Erbakan’ın öğrencisi Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı AKP tek başına iktidar olduktan sonra da, Sincan politik hesaplaşma süreci içindeki yerini başka örneklerle devam ettirdi. 28 Şubat 1997 müdahalesinde adı en çok anılan ‘Demokrasiye balans ayarı yaptık’ sözünün sahibi dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in de ifadesinin alındığı Ergenekon sürecinde, Sincan bu kez de, Ergenekon soruşturmalarına itirazları ile dikkat çeken hakimiyle öne çıktı. Sincan 1. Ağır Ceza Hakimi Osman Kaçmaz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yargılanmasına karar verdi ve YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun dinlendiği iddialarına ilişkin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndaki (TİB) tüm dinlemelerin incelenmesi gibi kararlara da imza attı.
    Bu gelişmelerin ardından da, AKP’li Adalet Bakanlığı, tartışmalı kararlarıyla sık sık gündeme gelen Sincan 1. Ağır Ceza Hakimi Osman Kaçmaz’ın yedi ayrı suçtan cezalandırılmasını istedi
    Bakanlık, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında da meslekten kesin ihraç istedi. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, Eminağaoğlu hakkında geniş kapsamlı bir rapor hazırladı. Onun gerekçeleri de öz olarak aslında Ergenekon soruşturması ile AKP ve HSYK arasındaki didişmede kendisini ifade ediyor.
    Osman Kaçmaz’ın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndaki (TİB) tüm dinlemelerin incelenmesi kararı, Adalet Bakanlığı’nı harekete geçiren son nokta oldu. Bu arada TİB’in, Hrant Dink davasında da, Dink ailesinin avukatının talep ettiği dinleme kayıtlarını mahkemeye göndermemekte direnmesi ve dahası mahkemeyi yönlendirici nitelikte bir tutum takınması gibi tutumlarla gündem olduğunu hatırlatalım. Dink ailesi avukatları bu nedenle son duruşmada, TİB hakkında suç duyurusunda bulunulmasını mahkeme heyetinden talep etmişlerdi.
    Bunu sadece TİB’in icraatlarının güven verici olmadığını hatırlatan bir örnek olarak andıktan sonra, konumuza dönersek, Sincan’daki son hesaplaşma noktasının da, AKP gericiliğiyle ‘Ulusalcı, statükocu gericilik’ arasındaki seyrettiğini söyleyebiliriz.
    Yürüttüğü Ergenekon soruşturmasında demokrasi güçlerinin ve halkın denetiminden kaçıran, kendi mecrasında döndüren AKP etrafındaki güçlerle, bugüne kadar Şemdinli Savcısı gibi gerçekten demokratikleşme süreçlerinin önünü açacak tek bir örneği bulunmayan Sincan Hakimi etrafında dönen hesaplaşmadan, demokrasinin hayrına bir sonuç çıkacağı beklentisinde olmak tam bir hayaldir.
    FATİH POLAT
    www.evrensel.net